Cem Gürdeniz'den 'Mekke Ortak Savunma Anlaşması' için kritik uyarı: 'Türkiye istemediği bir savaşın içine çekilebilir'
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirdi. Gürdeniz, anlaşmanın Türkiye'nin jeopolitik hareket alanını daraltabileceğini, ülkeyi bölgesel çatışmalara sürükleyebilecek ciddi riskler barındırdığını savundu.
Gürdeniz, 7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma (İttifak) Anlaşmasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı.
Cem Gürdeniz, üç ülke arasındaki savunma ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıyan anlaşmanın yalnızca imzalanmasının değil, hangi senaryolarda işletileceğinin ve kriz anlarında karar mekanizmasının nasıl çalışacağının esas tartışılması gereken konu olduğunu belirtti.
Değerlendirmesinde, tarafların birbirlerinin güvenlik sorunlarına hangi ölçüde dahil olacağı sorusunun anlaşmanın en kritik yönlerinden biri olduğuna dikkat çekti.
"ABD'nin bölgesel yükünü devretme girişimi olabilir"
Anlaşmanın, İran ile ABD-İsrail ekseni arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde imzalandığını vurgulayan Gürdeniz, Washington'un bölgede karşı karşıya kaldığı askeri ve lojistik kısıtlamalara işaret etti.
Bu çerçevede anlaşmanın, ABD'nin bölgedeki yükünü Türkiye ve Pakistan'a aktarmaya yönelik bir "can simidi" arayışı olarak okunabileceğini ifade eden Gürdeniz, aynı zamanda bunun Şii eksenine karşı yeni bir Sünni güvenlik hattı oluşturma girişimi şeklinde de değerlendirilebileceğini söyledi.
"Türkiye'nin İran dengesi zarar görebilir"
Gürdeniz'e göre ittifakın "birine saldırı hepsine saldırıdır" anlayışıyla işlemesi halinde Türkiye'nin yüzyıllardır koruduğu İran dengesi zarar görebilir.
Türkiye'nin Pakistan-Hindistan geriliminden Yemen'deki Husi saldırılarına kadar farklı kriz başlıklarının içine çekilebileceğini belirten Gürdeniz, Hürmüz ve Bab el-Mendeb boğazlarında Türk deniz ticaretinin risk profilinin de değişebileceğini ifade etti.
Gürdeniz ayrıca, Türkiye'nin istemeden İsrail'in İran'ı çevreleme stratejisine hizmet eden bir konuma sürüklenebileceği uyarısında bulundu.
"Türkiye'nin önceliği Mavi Vatan ve Doğu Akdeniz olmalı"
Değerlendirmesinde Türkiye'nin temel jeopolitik önceliklerine de değinen Gürdeniz, Yunanistan, GKRY ve İsrail'in Doğu Akdeniz ile Ege'deki hamlelerinin sürdüğünü belirterek, Ankara'nın stratejik odağının Mavi Vatan, KKTC ve Akdeniz olması gerektiğini savundu.
Yeni ittifak yükümlülüklerinin Türkiye'nin askeri kaynaklarını ve siyasi dikkatini asli jeopolitik mücadele alanlarından uzaklaştırabileceğini dile getiren Gürdeniz, bu nedenle anlaşmanın çok dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
"Karşılıklı yükümlülükler eşit işlemeyebilir"
Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ABD'nin etki alanındaki ülkeler olduğuna dikkat çeken Gürdeniz, Türkiye'nin gelecekte İsrail ile Suriye veya Doğu Akdeniz kaynaklı bir kriz yaşaması halinde, benzer bir kolektif savunma mekanizmasının Ankara lehine aynı şekilde işletileceğinin garanti olmadığını öne sürdü.
Buna karşılık Türkiye'nin, Suudi Arabistan veya Pakistan'ın yaşayacağı güvenlik krizleri nedeniyle otomatik yükümlülük altına girebileceğini belirten Gürdeniz, bunun ciddi bir stratejik soru işareti oluşturduğunu ifade etti.
"Sahte bayrak operasyonları Türkiye'yi savaşa sürükleyebilir"
Modern savaş ortamında saldırıların gerçek failinin kısa sürede kesin biçimde tespit edilmesinin her zaman mümkün olmadığını belirten Gürdeniz, sahte bayrak operasyonları ve üçüncü taraf provokasyonlarının ittifak mekanizmasını harekete geçirebileceği uyarısında bulundu.
Bu nedenle Türkiye'nin savaş ve barış kararlarının hiçbir koşulda otomatik işleyen bir ittifak mekanizmasına bırakılmaması gerektiğini savunan Gürdeniz, ikili savunma anlaşmalarının ise çok daha esnek ve Türkiye'nin çıkarlarına uygun bir model oluşturabileceğini ifade etti.
"TBMM'de ve kamuoyunda daha kapsamlı tartışılmalı"
Gürdeniz, savunma sanayii, teknoloji transferi, istihbarat paylaşımı, ortak tatbikat ve deniz güvenliği gibi alanlarda Pakistan ve Suudi Arabistan ile iş birliğinin Türkiye'nin yararına olduğunu belirtirken, bunun otomatik kolektif savunma yükümlülüğüne dönüşmesinin farklı bir konu olduğunun altını çizdi.
Türkiye'nin Balkanlar'dan Kafkasya'ya, Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Orta Doğu'dan Kuzey Afrika'ya kadar uzanan geniş jeopolitik çıkar alanına sahip olduğunu vurgulayan Gürdeniz, NATO benzeri bir taahhüdün Türkiye'nin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlandırabileceğini savundu.
Emekli Tümamiral, böylesine kapsamlı sonuçlar doğurabilecek bir güvenlik anlaşmasının TBMM'de ve kamuoyunda yeterince tartışılmadan gündeme gelmesinin de ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir başlık olduğunu belirterek, Türkiye'nin savaş ve barış kararlarını etkileyebilecek bu stratejik tercihin gelecekte siyasi tarih açısından da incelenecek konular arasında yer alacağını ifade etti.
7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma (İttifak) Anlaşması, üç ülke arasındaki savunma ilişkilerini yeni bir aşamaya taşımaktadır.
— Cem GÜRDENİZ (@cemgurdeniznet) August 7, 2026
Hal böyleyken asıl değerlendirilmesi gereken, bu ittifakın hangi tehditlere karşı… pic.twitter.com/qy0XyfMi0I
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Medya soruşturmasında yeni dalga geliyor
Beşiktaş’tan Gallagher hamlesi
Aziz Yıldırım'ın kızını hedef almıştı serbest bırakıldı
Gazi’den milletvekillerine kurşun gibi sözler!..
İstanbul’un ciğerleri Belgrad Ormanı büyük tehlike altında
Gürsel Tekin'den YENİ Parti’li genç hakkında savcılığa şikayet
Yeni Parti'ye eski program: Ey Kemal Derviş, geldinse vur!
Görünen bütçe, bütçe dışı riskler ve hazineyi bekleyen yük
İsrail’in Kürt planı
Sahibinden satılık pasaport