SOL Parti'den dava öncesi dayanışma çağrısı: Laikliği savunmak suç değildir!
SOL Parti İstanbul İl Örgütü, 28 Nisan'da Küçükçekmece Adliyesi'nde görülecek davaya dayanışma çağrısında bulundu.
'Şeriata, Faşizme, Karanlığa Karşı Laik Devrimci Demokratik Cumhuriyet' pankartı astıkları gerekçesiyle ev hapsinde tutulan 6 SOL Parti üyesinin davası 28 Nisan'da görülecek. Toplamda 30 yıla yakın hapis istemiyle yargılanacak SOL Partililer için partinin İstanbul İl Örgütü tarafından yapılan açıklamada, "Anayasada güvence altına alınan laikliği savunmak suç değildir" denildi.
SOL Parti İstanbul İl Örgütü, 28 Nisan'da Küçükçekmece Adliyesi'nde görülecek davaya dayanışma çağrısında bulundu.
Yapılan açıklamada, "Anayasada güvence altına alınan laikliği savunmak suç değildir. Suç olan, halkın inançlarını ve değerlerini siyasetin aracı haline getirerek toplumu baskı altına almak, özgürlükleri kısıtlamak ve farklı yaşam biçimlerini hedef göstermektir" denildi.
Açıklamada, "Halkımızı 28 Nisan Salı günü saat 12.30’da Küçükçekmece Adliyesi’ne gelerek arkadaşlarımızla dayanışmaya, laikliği ve geleceğimizi birlikte savunmaya çağırıyoruz" çağrısında bulunuldu.
SOL Parti İstanbul İl Örgütü'nün yaptığı açıklama şöyle:
"Yaklaşık üç ay önce, İstanbul Küçükçekmece’de ‘Şeriata, Faşizme, Karanlığa Karşı Laik Devrimci Demokratik Cumhuriyet’ pankartı astıkları için önce gericiler tarafından provoke edilen, ardından Saray’ın danışmanları tarafından hedef alınan 6 SOL Parti üyesi arkadaşımız önce gözaltına alınıp ardından çıkarıldıkları mahkemece ev hapsi cezasına çarptırıldılar. Aylardır ev hapsinde tutulan arkadaşlarımız bugün ise toplamda 30 yıla varan hapis istemiyle yargılanmaktadır.
''LAİKLİĞİ SAVUNMAK SUÇ DEĞİLDİR''
28 Nisan Salı günü saat 13.30’da Küçükçekmece Adliyesi’nde görülecek bu dava yalnızca 6 kişinin değil gerici rejime karşı bu ülkede laikliği, özgürlüğü ve eşitliği savunan herkesin davasıdır. Arkadaşlarımızın yargılanma gerekçesi, gerçekte bu baskı düzenine, gerici politikaların ülkede kalıcılaştırılma çabalarına karşı laikliği savunmuş olmalarıdır. Anayasada güvence altına alınan laikliği savunmak suç değildir. Suç olan, halkın inançlarını ve değerlerini siyasetin aracı haline getirerek toplumu baskı altına almak, özgürlükleri kısıtlamak ve farklı yaşam biçimlerini hedef göstermektir.
''LAİKLİK MÜCADELESİ YAŞAMIN KENDİSİNE DAİR BİR MÜCADELEDİR''
Laiklik mücadelesi de doğrudan doğruya yaşamın kendisine dair bir mücadeledir. Büyük Orta Doğu Projesi ile beraber yıllardır emperyalist müdahalelerle büyütülen savaşların, mezhepçi çatışmaların ve gerici karanlığın ülkemize taşınmasına karşı verilen bir mücadeledir. Ve bu mücadele, Ortadoğu’da açılan cehennemin kapılarını kapatma, halkların bir arada, eşit ve barış içinde yaşama iradesini savunmanın bir gereğidir. Halkları etnik ve mezhepsel ayrımlarla birbirine düşüren emperyalist politikalara karşı, kardeşliğin ve barış içinde bir arada yaşamın mücadelesidir.
Bugün Türkiye’de laiklik, şeriat ve hilafet özlemleriyle beslenen, bütün yetkilerin tek adamda toplandığı bir yönetim anlayışına karşı demokrasinin de en temel güvencesi haline gelmiştir. Yoksulluğun derinleştiği, gelir adaletsizliğinin arttığı ve kamu kaynaklarının talan edildiği bu düzende, dini referanslarla dayatılan biat kültürü bu adaletsizliği görünmez kılmayı amaçlamaktadır. Oysa laiklik, emekten yana bir düzen, yurttaşlık haklarımızın ve adil bir yaşamın da ön koşuludur. Bu yüzden de laiklik mücadelesi, din kisvesi altında kurulan sömürü düzenine karşı emeğin, adaletin ve eşitliğin de mücadelesidir.
''FİİLİ BİR ŞERİAT REJİMİNİN İNŞA EDİLMESİNE YOL AÇILIYOR''
Tarikatlar ve cemaatler eliyle eğitimden yargıya, toplumsal yaşamdan ekonomiye kadar her alanda örgütlenen gericilik, bugün fiili bir şeriat düzeninin adım adım inşa edilmesine yol açmaktadır. Bu tablo en çok kadınların, çocukların ve gençlerin yaşamlarını kuşatmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Urfa ve Maraş’ta meydana gelen saldırılar sonucu hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerin sorumlusu da bu gerici rejiminin kendisidir. Bu nedenle laiklik mücadelesi en başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere tüm toplumun aynı zamanda özgürlük mücadelesidir.
''LAİKLİĞİ SAVUNANLAR SUSTURULMAK İSTENİYOR''
28 Nisan’da Küçükçekmece Adliyesi’nde görülecek dava, tüm bu başlıkların somutlaştığı bir eşiktir. Bu dava ile verilmek istenen mesaj açıktır. Laikliği savunanlar susturulmak istenmektedir. Aralarında yazar, akademisyen, sanatçı, gazeteci ve meslek odası temsilcileri olmak üzere 168 Laiklik İmzacısı hakkında başlatılan soruşturma da imzacıların bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından hedef alınması da bu susturma operasyonlarının birer parçasıdır.
Ancak bizler biliyoruz ki bu ülkenin aydınlık geleceği, bu sesi büyütenlerin ellerinde yükselecektir. Bu nedenle tüm toplumsal muhalefet güçlerini, emek ve demokrasi örgütlerini, kadınları, gençleri ve halkımızı 28 Nisan Salı günü saat 12.30’da Küçükçekmece Adliyesi’ne gelerek arkadaşlarımızla dayanışmaya, laikliği ve geleceğimizi birlikte savunmaya çağırıyoruz. Laik, özgür ve demokratik bir ülke ancak birlikte mücadele edersek mümkündür. Bu mücadele eşitlikten, özgürlükten ve adaletten yana olan herkesin ortak mücadelesidir."
Haber Kaynağı : 12punto
Çok Okunanlar
Müjdat Gezen hastaneye kaldırıldı
Alperen Şengün'ün 20 sayısı Houston’a yetmedi
Feci kazada hayatını kaybeden kız, gelinlik ve duvakla uğurlandı
Tuncay Sonel'in eşi hakkında gözaltı kararı!
Türkiye'de enerji ve enerji politikası
Kapitalist devletin tarafsızlığı meselesi
Gülistan Doku
Lübnan'da ateşkes erken sarsıldı: Bekaa bölgesine hava saldırısında 1 ölü
Başakşehir’de kuyumcuya soygun girişimi kamerada
Eski hakem Elif Karaarslan'ın uyuşturucu test sonucu belli oldu