Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Gülistan Doku

22 Ocak 2020 tarihinde, o dönem Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba, Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, ben ve bize eşlik eden diğer ekip ile birlikte Gülistan Doku'nun kayıp olayını Tunceli'ne giderek araştırdık. İlgili kişilerle ve ailesiyle görüşmelerde bulunduk. Baraj ve köprü çevresine de incelemelerde bulunmuştuk. Hatta köprüyü baştan başa bir kaç kez yürüyerek, intihar olayının olamayacağı kanaatına varmıştık. Kaybolmanın üzerinden iki hafta geçmesine karşın barajda dolaşan botların üzerindeki yetkin teknisyen ve balık adamlar araştırmalarını sürdürüyorlardı. Kendi aramızda da "aramaların beyhude olduğunu" "yeni bir kadın cinayeti olma olasılığının göz ardı edilemiyeceğinin üzerinde durmuştuk. Hatta işin içinde insan kaçakçılarının bile olabileği düşünülmüştü. 

Kayyım olarak Tunceli Belediye Başkanlığı ve 3 yıl Tunceli valiliği yapmış Tuncay Sonel'in çaresizliği! sokakta bile konuşuluyordu. Devletin en yetkilisi olarak Valiye karşı halkın kızgınlığı hissedilir derecedeydi. Sanki olay araştırılıyormuş, geçiştiriliyormuş gibi bir duygu Tunceli'yi sarmıştı.

Olayı aydınlatmak üzere diğer parti ve sivil toplum kuruluşları defalarca heyetler göndermişti. CHP Genel Başkan, Genel Başkan Yardımcıları, Grup Başkan vekilleri, milletvekilleri tarafından sürekli ve yıllarca konu üzerinde durulmuştu. Yetkililere soru önergeleri ile meclis gündemine getirmiş, hatta DEM Parti grubu tarafından, muhalefet partilerin destekleriyle Mecliste araştırma önergesi verilmişti. AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile araştırma önergesi reddedilmişti. Sonuçta sadece bir üniversite öğrencisinin kayboluşu ve ölümüyle ilgiliydi. Araştırma önergesi neden reddedilir? O günün içişleri bakanlığı ve diğer üst yöneticilerinin müdahalesi olmamıştır diyebilir miyiz?

Şimdi, bugün geldiğimiz noktada; o gün halkın haklarını korumak için seçilip gelen milletvekillerine sormazlar mı? Vicdanlarınız rahat mı?

Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku başlangıçta Munzur'un, barajın etrafında sonra Valilik önünde sürekli Türkçe ve Kürtçe "adalet adalet adalet" diye ağıtlar yakıyordu. Bu ağıtlar ve adalet isteği 6 yıl hiç eksilmedi.

Her seferinde Devletin yetkililerine, halkın temsilcilerine "Gülistan benim yanımdan gitmedi. Evimden kaybolmadı" "Ben onu devlete, vatana yararlı olsun, hizmet etsin diye okula gönderdim." "Devletin elinde, kaldığı yurttan kayboldu" sözlerini yüzlerce kez tekrarladı durdu.

21 Ocak 2022 yılında 3. kez ziyaretimiz sırasında da ağıtları ve haykırışları azalmamış, acıları giderek artmıştı. Kızının fotoğrafını göstererek, tek isteği "suçlular bulunsun" "bir mezarı olsun" " bir Fatiha okuyabileyim" diyordu.

Bugün geldiğimiz noktada Valisine kadar hatta daha üst kademelere dek uzanan mafyalaşmaya doğru giden bir ülke yönetimi ile karşı karşıyayız. Açıklanamayan yüzlerce adli olay, cinayet, mafya ve uyuşturucu olaylarıyla ülkemizin yönetilemediğinin, hatta çok kötü yönetildiğinin açık bir kanıtıdır.

İlk, orta, lise ve üniversite düzeyinde, kısaca eğitim kurumlarımızda yaşanan şiddet olayları ülkemizin geldiği en acıklı tabloların başında gelmektedir. 

Okula gidememiş, başlangıçta doğru dürüst Türkçe dahi konuşamayan Bedriye Doku; "Ben kuzumu devlete, bu ülkeye hizmet etsin, faydalı olsun diye okula gönderdim...". diye ağıt yakıyordu. Sözün anlamı çok derin ve büyük...Anlayana.

Yüce Atatürk "Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder” demiştir. Eğitimde gerici bağnaz, kindar ve dindar nesil yetiştirme gayretlerinin ülkemizi getirdiği tablo ortadır.

Yine büyük Atatürk’ün “Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar” sözünü aklımızdan çıkarmamalıyız. Çocuklarımızı, kadınlarımızı, tüm canlılarımızı, Cumhuriyet dönemi kazanımlarımızı, göllerimizi, ırmaklarımızı, denizlerimizi, yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi koruyamadan, vatanımızı koruyamayacağımızı anlamak zorundayız.

Devletin birinci görevi insanımızı ve vatanımızı korumaktır. Çocuklarımızın, gençlerimizin kafasındaki "Yurt dışına gitme isteğini ve duygusunu nasıl kıracağız". Herşeye rağmen tüm bu olumsuzlukları yok edip, demokratik kurallar içinde kalarak ülkemizi bu noktaya getirenlerden kurtularak başaracağız.

Bertolt Brecht'in dediği gibi "Kurtuluş yok tek başına ya hepberaber ya hiçbirimiz"

Gür sesle "23 Nisan Milli Egemenlik ve çocuk bayramımız kutlu olsun!"

Prof. Dr. Nurettin DEMİR