Bir cuma günü saat 08:30’da telefonum çaldı. Bir bankanın çağrı merkezinden arandım.
“Aramaları mesai saatlerinde gerçekleştirmiyor musunuz?” diye sordum.
Karşımdaki görevli ise gayet doğal bir şekilde:
“Benim mesaim başladı, ilk sizi aradım.” dedi.
“Lütfen bu konuşmayı süpervizörünüze iletin.” cevabını verdim. Çünkü çağrı merkezlerinin nasıl çalıştığı konusunda az çok fikrim vardı. Normal şartlarda o saatte aramaması gerekiyordu. Aradıysa bile bu şekilde bir cevap vermemesi gerekiyordu.
Çağrı merkezleriyle tanışmam yıllar önce MediaSA bünyesinde CTO olarak çalışırken oldu. Bir gün önüme “Bir Call Center kuracağız” görevi geldi. Açık konuşayım; o dönem bu işin operasyonel yükünü tam olarak bilmiyordum. Tam “Bunu nasıl yapacağız?” diye düşünürken sevgili dostum Yaman Alpata bana bu konuda gerçekten çok deneyimli olan Gökhan Çakmak’ı tanıştırdı.
İlginç olan şu ki, Gökhan’la daha önce D-Smart projesinde birlikte çalışmışız. Fakat dönem o kadar yoğun ve hareketliydi ki birbirimizi hatırlamıyorduk bile.
Gökhan sağ olsun bütün yükü üzerine aldı. Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 30 seat’lik bir yapıyı ayağa kaldırdık. Fakat geceleri sabahlara bağlayan operasyonları, vardiya problemlerini, insan yönetimini, cihaz sorunlarını, raporlama krizlerini hâlâ unutamıyorum. Hatta işin sonlarına doğru Gökhan’ın sinirlerinin ciddi biçimde yıprandığını da çok net hatırlıyorum. Çünkü insan yönetmek gerçekten zor bir iş.
İnsan Problemi
Bugün dönüp baktığımda asıl soruyu başka türlü soruyorum:
2026 yılında bankalar, sigorta şirketleri, uzaktan satış yapan markalar neden hâlâ insan ağırlıklı çağrı merkezi modeliyle devam ediyor?
Ortalama bir yönetici bile mevcut modelin saniye saniye zarar yazdığını görebilir. Üstelik bu zarar yalnızca maaş maliyeti değil. Bir seat için üç vardiya gerekiyor. Yani fiilen üç çalışan. Bu çalışanların önemli bölümü gençlerden oluşuyor. Sürekli sirkülasyon yaşanıyor. Eğitim veriyorsunuz, birkaç ay sonra çalışan ayrılıyor. Yerine yenisi geliyor. Süreç tekrar başlıyor.
Çağrı merkezlerinin temel problemi teknoloji değil, insan doğasıdır.
Bir çalışan sabah sevgilisiyle kavga etmiş olabilir. Sigara molasında moralini bozacak bir şey yaşamış olabilir. Bir müşteriye sinirlenmiş olabilir. O sinir sonraki görüşmeye taşınır. Markanın tonu değişir. Kalitesi değişir. Tutarlılığı kaybolur.
Görmediğimiz Taraf
Sosyal medyada yemek siparişlerinin üzerine tüküren kuryelerin videoları sıkça dolaşıyor. Üstelik bu kuryelerin önemli bir kısmı müşteriyi tanımıyor bile. Bazen sadece müşterinin evde oturup sipariş vermesinden rahatsız oluyorlar. Bunları görebiliyoruz çünkü güvenlik kameraları var. Peki çağrı merkezi çalışanlarının müşteriden ya da markadan nasıl intikam aldığını nasıl göreceğiz? Göremiyoruz. Kimse de “orada hiçbir şey olmuyor” diye emin konuşamaz.
Yapay Zekâ Neden Kaçınılmaz?
İşte tam bu noktada yapay zekâ devreye giriyor.
Çünkü iyi eğitilmiş bir yapay zekâ çağrı merkezi; yorulmuyor, duygusal davranmıyor, sigara molasına çıkmıyor, performansı gün içinde değişmiyor. Bir kez eğitildiğinde her seat’te aynı kaliteyi verebiliyor.
Üstelik ölçeklenmesi inanılmaz kolay.
İnsanlı sistemlerde 10 seat’ten 1000 seat’e çıkmak devasa bir organizasyon problemi yaratır. Yapay zekâ tarafında ise çoğu zaman yalnızca operatör tarafındaki concurrent hat kapasitesini artırmanız yeterli oluyor. Raporlama daha temiz. Kontrol daha kolay. Denetim daha şeffaf.
Donanım maliyeti konusu ise başlı başına ayrı bir felaket alanıydı. Bunu yıllarca çağrı merkezi yöneten herkes bilir. Kulaklıklar, bilgisayarlar, IP telefonlar, switch’ler, bakım maliyetleri, arızalar, lisanslar… Yapay zekâ bu yükün çok büyük bölümünü ortadan kaldırıyor.
İtibar Krizi
Üstelik konu artık yalnızca maliyet de değil.
Çağrı merkezleri bugün markaların itibarına doğrudan zarar veren yapılara dönüşmüş durumda. İnsanlar markayı reklam filmiyle değil, çağrı merkezi deneyimiyle hatırlıyor. Kötü bir görüşme bazen milyon dolarlık reklam kampanyasını çöpe atabiliyor.
Bu yüzden mesele artık “Yapay zekâ çağrı merkezlerine gelir mi?” sorusu değil.
Mesele şu:
Bir şirket hâlâ neden eski modeli sürdürmekte ısrar ediyor?
Çünkü bugün kaybedilen her saniye yalnızca para değil, aynı zamanda gelecek kaybı anlamına geliyor.
Kısa Kısa
* Bir sosyal medya içerik üreticisi, “Yapay zekâ çağında hâlâ yapılmamış startup fikirleri” başlıklı oldukça ilginç bir liste paylaştı. Listenin dikkat çekici tarafı şu: Fikirlerin önemli bölümü teknoloji değil, insan davranışı ve dikkat yönetimi etrafında dönüyor. Açıkçası listeye baktığımda bunların bir kısmının önümüzdeki birkaç yıl içinde milyar dolarlık şirketlere dönüşmesi beni şaşırtmaz.
1. Kişisel Yapay Zekâ Genel Sekreteri — Günlük görevlerden toplantılara kadar hayat organizasyonunu yöneten kişisel yapay zekâ sistemi.
2. Dijital Dağınıklık Temizleme Servisi — Mail kutularını, dosyaları ve dijital karmaşayı sadeleştiren hizmet.
3. Sadece Odaklanma İçin İnternet — Dikkat dağıtıcı içerikleri otomatik engelleyerek çalışma odaklı internet sunan yapı.
4. Yetenek Bazlı İşe Alım Platformu — Diploma yerine gerçek becerileri test ederek işe alım yapan kariyer sistemi.
5. Hedef Bazlı Sosyal Ağ — Benzer yaşam hedeflerine sahip insanları birbirine bağlayan sosyal platform.
6. Hayat Sistemi Tasarımcısı — Kullanıcının psikolojisine göre günlük düzen ve disiplin sistemi kuran servis.
7. İtibar Puanlama Platformu — Güvenilirlik ve profesyonelliği dijital puanlarla ölçen sistem.
8. Derin Çalışma Kafeleri — Sessizlik ve konsantrasyon için özel tasarlanmış çalışma mekânları.
9. Karar Simülatörü — Verilecek kararların gelecekteki etkilerini yapay zekâ ile simüle eden sistem.
10. Abonelik Tabanlı Beceri Okulları — Sürekli güncellenen yetenek eğitimlerini üyelik modeliyle sunan platformlar.
11. Tükenmişlik Önleyici Verimlilik Sistemi — Stres ve enerji durumuna göre iş temposunu ayarlayan üretkenlik aracı.
12. Sosyal Pil Takipçisi — Sosyal ve zihinsel enerji seviyesini analiz eden dijital takip sistemi.
13. Yapay Zekâ Kişisel Marka Oluşturucusu — Kullanıcının fikirlerini otomatik olarak içerik ve marka diline dönüştüren araç.
14. Ortam Optimizasyon Servisi — Çalışma ve yaşam alanlarını verimlilik için yeniden düzenleyen hizmet.
15. Gerçeklik Bazlı Hedef Planlayıcısı — Motivasyon yerine gerçek davranış verilerine göre hedef oluşturan sistem.
16. Özgüven Eğitim Uygulaması — Konuşma biçimi ve beden dilini analiz ederek özgüven geliştiren uygulama.
17. Dijital Sınır Yöneticisi — Bildirimleri ve mesajları filtreleyerek dijital yaşam sınırları oluşturan sistem.
18. Hayat Denetim Platformu — Zamanın ve enerjinin nerelerde kaybedildiğini analiz eden yaşam paneli.
19. Çevrimdışı Deneyim Pazaryeri — Gerçek dünyadaki etkinlik ve deneyimleri organize eden platform.
20. Alışkanlık Ortam Kitleri — İyi alışkanlıkları destekleyen fiziksel çevre ve araç setleri geliştiren sistemler.
Çok Okunanlar
Nagehan Alçı’dan para transferi açıklaması
İmamoğlu'ndan yeni mahkeme salonu projesine tepkili paylaşım
İbrahim Anlaşmalarını İmzalayıp Rum Kesimini Tanıyan 'Kardeşlerimiz'!..
Sevdiği kızın babasını silahla vurarak öldürdü
Aydın'da samuray kılıcıyla sokağa çıkan genç kıza polis müdahalesi
Hablemitoğlu Suikastı davası sanığı hayatını kaybetti
Türkiye’de sivil toplumunun tarihsel sorumluluğu
Rasim Ozan Kütahyalı tutuklandı
Erkan Petekkaya'dan Özgür Özel'i hedef alan paylaşım
İBB iştiraki Boğaziçi Yönetim AŞ'ye operasyon!