Boğaziçi’nde okuduğum yıllarda Emre diye bir arkadaşım vardı. Elektrik elektronik okuyordu. O dönemlerin yazılım dünyası bugüne göre daha naifti. “Shareware” diye bir kavram vardı. Programı kurarsınız, açılır, bir pencere çıkar. Sizden bir lisans kodu ister. Doğru kodu girerseniz program açılır, tüm özellikleriyle çalışır. Çoğu zaman buna gerek bile kalmazdı. Emre assembler açardı, kodun içine girerdi, birkaç satırı incelerdi, bir iki jump değiştirirdi. O popup bir daha hiç çıkmazdı. Program sonsuza kadar “lisanslı” olurdu.
O zaman bunu izlemek etkileyiciydi. Bugün bakınca neredeyse nostaljik bir beceri gibi duruyor. Çünkü Emre’nin yaptığı şey artık bir kişinin sabırla yapacağı bir iş değil. Anthropic’in MYTHOS modeliyle birlikte ortaya çıkan tablo çok daha net: O gün tekil bir yazılım üzerinde yapılan müdahale, bugün tüm yazılım dünyasına ölçeklenmiş durumda. Bu yüzden yapay zekâyı hâlâ “verimlilik aracı” olarak görmek ciddi bir hata. Bu, doğrudan bir güç unsuru.
Makine dili dediğimiz şey yıllardır bir tür güvenlik katmanı gibi görülüyordu. Kod yazılır, derlenir, makine diline çevrilir ve artık “okunamaz” hale geldiği varsayılırdı. Bu varsayım sessizce ortadan kalktı. Yapay zekâ artık makine dilini okuyabiliyor, yeniden anlamlandırabiliyor, açıkları tespit edebiliyor ve gerektiğinde müdahale edebiliyor. Eskiden compile etmek bir son adımdı. Şimdi sadece format değişimi. Bu küçük gibi görünen değişiklik aslında yazılımın doğasını dönüştürüyor.
Bir şey yazıyorsunuz, derliyorsunuz, çalışıyor. Ama bu artık onun korunduğu anlamına gelmiyor. Sadece henüz incelenmediği anlamına geliyor. Emre assembler’a bakarken anlamaya çalışıyordu. Yapay zekâ ise anlamayı otomatikleştiriyor. Yorulmuyor, tekrar tekrar deniyor, öğrendiğini genelliyor. Bu yüzden MYTHOS’un yaptığı şey tek tek açık bulmak değil, açıkların mantığını çıkarmak. Bu da savunma tarafının alışık olduğu refleksleri anlamsız hale getiriyor.
Üstelik bu sadece teorik bir tartışma değil. MYTHOS’un, yıllardır güvenliğiyle öne çıkan sistemlerde bile açık bulabildiği ifade ediliyor. FreeBSD gibi sağlamlığıyla bilinen yapılarda zafiyetler tespit edebilmesi, meselenin ciddiyetini gösteriyor. Daha önemlisi, bu açıkların önemli bir kısmı güvenlik gerekçesiyle açıklanmıyor. Yani artık bilinmeyen açıklar bir ihtimal değil, aktif bir gerçeklik.
Bunun üzerine bir de quantum bilgisayarların geldiğini koyduğunuzda tablo tamamlanıyor. Şifreleme dediğimiz şey yavaş yavaş zaman problemine dönüşüyor. Bugün kırılamayan veri, yarın çözülebilir hale geliyor. Üstelik mesele sadece o anki saldırı değil. Veri toplanıyor, saklanıyor ve bekletiliyor. Doğru zaman geldiğinde çözülecek.
Dolayısıyla mesele artık teknik değil. Yapay zekâ yazılımı sadece üreten değil, analiz eden ve gerektiğinde kırabilen bir katmana dönüşüyor. Bu da onu doğrudan bir güç unsuru haline getiriyor. Yazılımın kendisi değil, o yazılımı anlayabilen yapı değerli hale geliyor.
Türkiye gibi ülkeler için burada kritik bir eşik var. Bu dönüşüm hem risk hem fırsat. Çünkü oyun yeniden kuruluyor. Ama bu oyuna eski reflekslerle giren kaybeder. Yazılımı dışarıdan alıp üzerine iş kuran yapıların bu dünyada uzun süre ayakta kalması zor. Aynı şekilde ne kullandığını bilmeyen, hangi bağımlılıklarla çalıştığını takip etmeyen sistemler de.
Boğaziçi’nde bir öğrencinin assembler açıp yaptığı şey, bugün yapay zekâ tarafından küresel ölçekte yapılıyor. Fark sadece hız değil, ölçek değil. Fark şu: Yapay zekâ artık sadece üretmiyor. Denetliyor, analiz ediyor ve gerektiğinde kırıyor. Bu yüzden de artık bir araç değil, doğrudan bir güç unsuru.
Kısa Kısa
• Fransa Senatosu, yapay zekâ şirketlerinin kültürel eserleri “yağmalamasına” karşı hazırlanan yasa tasarısını oy birliğiyle kabul etti
• Bitcoin’in yaratıcısının Adam Back olduğu yönünde The New York Times kaynaklı iddialar ve Reuters tarafından Banksy’nin kimliğinin Robin Gunningham olduğuna dair haberler. Artık Francis Bacon dönemindeki gibi kimliğinizi uzun süre gizli tutabildiğiniz bir çağda yaşamıyoruz
• Milla Jovovich’in geliştirdiği akılda tutma uygulaması yazılım dünyasında büyük yankı uyandırdı. Demek ki artık yazılım yapmak için yazılım bilmek gerekmeyebilir. Aynı şaşkınlığı kısa süre önce Murat Daltaban’ın yazdığı bir yazılımda da yaşamıştım
• Claude artık bilgisayarınızı sizin yerinize kullanabiliyor
• Yapay zekâ metin yerleşimi sorununu çözen yeni nesil arayüz kütüphaneleri ortaya çıkıyor
• Meta, insan beyninin tepkilerini tahmin eden yapay zekâ modeli geliştirdi
• Claude Code, hangi işlemleri yapacağına kendi karar verebilecek seviyeye geliyor
• Salesforce CEO’su, paket taşıyan robotların sınırlarını test etmeye başladı
• OpenAI, Sora projesini kapatma kararı aldı
Anlamadıklarım
• Türkiye’de Tesla’nın FSD kullanımına dair YouTube’da açık deliller olmasına rağmen trafik otoritelerinin neden herhangi bir yaptırım uygulamadığı
• Elde pelüş mikrofon tutma modasının nasıl bu kadar yaygınlaştığı ve neden bu kadar sakil olduğu; gördüğüm her videoyu blokluyorum
• “AkademikLink” olarak bilinen Behçet Yalçın’ın hâlâ bir üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapabiliyor olması
Çok Okunanlar
Gülistan Doku, soruşturmasında 13 gözaltı kararı
Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni
Kılıçdaroğlu Özel'i pas geçti, Gürsel Tekin'le sohbet etti
ABD-İran savaşı öncesi Türkiye’den 6,5 milyar dolarlık gizemli çıkış
Kılıçdaroğlu'nun tokalaşmadığı Özgür Özel'den ilk açıklama
1. Lig ekibi bitime 3 hafta kala küme düştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'beka meselesi' açıklaması
Bora Kaplan davası: Polis müdürleri – Sabah kavgası
Fenomen mısırcı sosyal medyada servet kazandı
İspanya Başbakanı Sanchez'in eşi hakkındaki iddianame kabul edildi