Türk tarihinde ağustos için zaferler ayı diyebiliriz. 1071 Malazgirt Savaşı, 1922’de Büyük Taarruz ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatının ikinci aşamaları buna verebileceğimiz örnekler.
30 Ağustos Zafer Bayramı Türk tarihinde özel bir yere sahip. İmparatorluktan geriye kalan Anadolu işgale uğramış, Türk Ulusu var olmak mücadelesi veriyordu.
Mustafa Kemal ve onun çevresindeki bir avuç asker ve sivil kurtuluş için sadece Yunan Ordusuyla değil, büyük önderin Nutuk’ta “soysuzlaşmış” olarak tanımladığı padişah ve dahili düşmanla da mücadele ediyorlardı.
Kurtuluş Savaşımızın aynı zamanda bir iç savaş olduğunu söylemek yersiz olmayacaktır. 1919’da başlayan mili mücadele döneminde çıkan iç isyanlar, milli güçlerin üzerine salınan Kuvayı İnzibatiye ve ordudan firarlar sadece işgalci Yunan’a karşı değil iç düşmana karşı verilen mücadeleyi gösteren örneklerdir.
Düzce, Yozgat, Anzavur, Koçgiri ve Pontus gibi ayaklanmalar Ankara Hükümeti’nin zaten kısıtlı olan imkân ve kabiliyetlerini bu olayları bastırmak için de kullanmasına neden olmuştur.
Henüz düzenli ordu kurulmamışken isyanları bastırmada yararları olan Çerkes Ethem’in isyan etmesi, Topal Osman’ın Mustafa Kemal’in canına kast etmesi de bilinmesi ve okunması gereken olaylardır.
İstiklal Mahkemeleri ve Tekalifi Milliye emirleri Anadolu hareketinin zor kullanma mecburiyetinin sonucudur. Şunu da eklemek gerekir; Tekalifi Milliye emirleri doğrultusunda halktan toplanan para ve malın karşılığı savaştan sonra sahiplerine ödenmiştir.
DAHİLİ DÜŞMANI DA MAĞLUP ETTİK
Kurtuluş Savaşı dönemi incelenirken iç isyanlar konusunun üzerinde durulmasının mücadelenin bütününü, büyüklüğünü ve bugünü kavramak açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu isyanların faillerinin ardılları bugün de değişik isimlerle aramızdalar. İsyanların amaçlarını incelediğinizde 100 yılı aşkın süredir aslında aynı musibetlerle uğraştığımız görülecektir. İhanetten bahis açılmışken dönemin işbirlikçi İstanbul basınını da tekrar lanetle hatırlayalım. Hasan Yazıcı’nın 23 Temmuz 2025 tarihinde 12Punto’da yayınlanan yazısının son bölümünde işgal yıllarının İstanbul’u hakkında utanç verici bir hatıra bulabilirsiniz.
İç isyanlarla, türlü imkansızlıklarla mücadele eden Ankara’nın Eskişehir-Kütahya Muharebelerindeki yenilgi sonrası kısa sürede Sakarya Savaşı ile kendisine güç toplama zamanı kazanması çok büyük bir başarıdır. Mustafa Kemal’in askeri dehası ve kararlılığına hayran olmamak elde değil.
26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve zaferin taçlandığı 9 Eylül 1922 günü hepimiz için onur vesilesi. Tüm kahramanları minnet ve saygıyla anıyoruz. Afyon’dan İzmir’e kadar savaşarak ve düşmanı imha ederek 14 gün süren bu destansı taarruz ile Türk Ulusu Anadolu’da sonsuza dek bağımsız yaşayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir.
ATATÜRK'ÜN MESAJI
Atatürk’ün Cumhuriyet’in 15. yılı vesilesiyle Türk Ordusuna mesajı Anıtkabir’in duvarında yazmaktadır. Hitabın başlangıç kısmı şöyledir: “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk Ordusu!”
Vatanı işgalden ve düşmandan kurtardığı için orduya ulus adına şükranlarını sunmuştur Atatürk. Aynı zamanda orduya yüklediği görevi de belirtmiştir; askeri zaferlerin yanı sıra ilerlemenin ve çağdaşlaşmanın lokomotifi olması gerektiğini söylemiştir.
Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarına minnettarız. Büyük Atatürk’e, komutanlara, askerlere ve özellikle anmak istediğim Sovyetler Birliğinden gelen cephaneyi Karadeniz’den getiren deniz subaylarımıza çok şey borçluyuz. Hepsinin ruhları şad olsun.
Geçmişteki zaferleri onurlanarak hatırlayıp kutlarken bugün yapmamız gerekenleri unutmamamız lazım. Emperyalizm ihtiraslarından vazgeçmiş değil. Ukrayna ve Suriye güncel iki örnek. Güçsüz ordusu olan ulusların ayaklar altında kaldıkları, halkların felaketler yaşadıkları açık. Ordumuzun günlük siyasetin dışında tutulması, kendi eğitim/sağlık/hukuk sistemlerine sahip olması ve liyakat esasıyla yönetilmesi şart.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
Çok Okunanlar

Fatih Altaylı’dan Bahçeli ve erken seçim yorumu

'RTE çok yoruldu' dedi! Yandaş yazardan Erdoğan'a emeklilik çağrısı

Yeni Akit yazarı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a emeklilik çağrısı yaptı

Lübnan'da gazetecilere 'hayvani' diyen ABD'li Barrack, özür diledi

Ankara kulislerinde konuşulan baskın seçim iddiasını gündeme getirdi

Ayrılık sonrası Arzu Sabancı'dan dikkat çeken hamle

PKK Açılımında Son Sözü Kim Söyleyecek-1

Hastayı teşhirci diyerek tedavi etmeyen doktorun ilk vukuatı bu değilmiş!

İstanbul’dan Adana’ya Bursa’dan Van’a Umudun, Eşitsizliğin ve Geleceğin Haritası

AKP'de Mehmet Şimşek'e destek ama...