(Bu yazı Aydın Davran ve Hasan Yazıcı tarafından birlikte yazılmıştır. )
6 Nisan günü aramızdan ayrılan Yalçın Küçük geride bıraktığı eserleriyle, öne sürdüğü tezlerle ve bir ömür süren mücadelesiyle hatırlanacak.
27 Mayıs öncesinde öğrenci hareketiyle başlayan siyasi etkinliği sağlığının bozulduğu son yıllara kadar devam etti. Türkiye’nin son 65 yılındaki neredeyse her önemli siyasi olayın içerisinde Yalçın Küçük izine rastlamak mümkün.
Yalçın Küçük ömrü boyunca yazdı, çizdi, üretti. Öne sürdüğü fikirler ve tezlerin zaman içerisinde boşa çıktığı olduğu gibi söylemlerinde de değişimler oldu. Aydın sorumluluğu ve cesaretle o günlerde inandığını yazdı çizdi. Bedel de ödedi. Hapislik dahil türlü zorlukla karşılaştı.
Önemli ve saygıyı hak ettiğini düşündüğümüz konu şudur; Yalçın Küçük sahip olduğu bilgi, zekâ ve yetenekle istese çok daha konforlu bir yaşam sürebilirdi. Sistemin tüm kapılarını sonuna kadar açmaya yeter her şeye sahipti. Ama yapmadı.
Hocanın vefatının ardından arkadaşları, yoldaşları, öğrencileri duygularını paylaşan yazılar yazdılar, mesajlar yayınladılar. Aralarında 70 senelik dostlukları boyunca müteaddit kere kavga edip, küsüp barıştıkları da vardı. Siyasi olarak ayrı yolları tercih etmiş olanlar da onu saygı ile andılar. Bunlar yanında gidenin ardından söylenecek eleştirel söz de elbet olacak. Kimse tartışmadan, eleştiriden vareste değil. Ancak bu konuda bir çizgi olması gerektiğini düşünüyoruz. Ölümün ardından söylenen sözler, yazılanlar intikam vesilesi olmamalı. Daha da ötesi eleştirilerin düzeyi eleştirilenin artık yanıt veremeyeceği gerçeğine saygı duyarak ayarlanmalı.
Uzatmadan söyleyelim.
Yalçın Küçük’ten Cumhuriyet ve Mustafa Kemal düşmanı çıkarmaya çalışmak yakışık almaz. Yazdıklarından, söylediklerinden bölümler paylaşıp ardından sövülmesine olanak aramak, en hafifinden olabildiğince abuk kaçar.
Kendisinin 70’lerde yazdıklarını, 90’lardaki yayın görüntülerini paylaşanlar neden son 25 yılda Hoca’nın yazıp çizdiklerini, TV programlarını paylaşmazlar? Öncekiler Yalçın Küçük ise son dönemdekiler başka birisi midir?
Ergenekon’un, Balyoz’un geldiğini önceden görüp saf tutan kimdi? Türkiye’deki rejim değişikliğini açıkça ilk söyleyen Kalpaklı Yalçın Hoca değil miydi? “Kemalizm’den geri düşemeyiz” diyerek kalpağı devrimci cumhuriyet sembolü olarak takan başka birisi miydi? Son hapisliğinden tahliye olduğu gün yağmur altında yaptığı konuşmayı ömrü boyunca yapabilmiş midir Küçük’e kin besleyenler?
Eleştiri ve özeleştiri uygarlığın olmazsa olmazıdır.
Sokrates kendini süreğen çevresini eleştiren bir at sineği olarak tanımlar. Dante çağının düşünsel geriliğini acımasız eleştirip Reform ve Rönesansa öncülük etmiştir. Batı uygarlığının temelini oluşturan insana insan olarak değer vermenin baş savunucusu Kant, özeleştiriyi insan aklının başat aracı olarak görür.
Öte yandan çoğu kez kişinin kendi içinde bulunduğu bir toplum grubuna yönelik eleştirileri de öz eleştiriye girer. Örneğin Nadir Nadi’nin “Ben Atatürkçü Değilim” başlıklı ünlü kitabı bunu amaçlar. Büyük küçük her girişimin başarısı aynı sistemin ne denli eleştiriye açık olmasında yatar. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik hasretiyle başlayan Fransız İhtilali aynı ülke halkının bu hasretini ancak 150 yıl sonra, ancak o da iki dünya savaşının çok acı deneyimlerinden sonra, demokrasiye kavuşarak giderebilmiştir.
Tarih önünde ve çağdaş uygarlık yönünde zor bir sınavdan geçiyoruz. Aklımızı başımıza alalım. En son korkacağımız bizi eleştirenler olsun.
Çok Okunanlar
Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni
Yeşilçam'ın emektar oyuncusu hayatını kaybetti
Fatih Altaylı 'mutlak butlan' çıkarsa CHP'yi bekleyen 2 senaryoyu yazdı!
Fenomen mısırcı sosyal medyada servet kazandı
CHP'li belediye başkanı partisinden istifa etti!
AKP'li başkandan kadın milletvekili küfür iddiası!
Macaristan, Türkiye ve Berlin’in rolü
Cenazedeki tokalaşma krizine Kılıçdaroğlu'ndan ilk açıklama
Gece yarısı motorine indirim geldi
AKP'li Tayyar, siyasetteki 'mutlak butlan senaryosu' tartışmalarına dahil oldu