Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
52,0056
Dolar
Arrow
43,9759
İngiliz Sterlini
Arrow
58,8452
Altın
Arrow
7302,8797
BIST
Arrow
10.729

Küba’nın ışığı sönmeyecek: Bir dayanışma ve bilgi ağı José Martí Küba Dostluk Derneği

ABD Başkanı Donald Trump Küba’yı yeniden hedef tahtasına koyarak Küba’ya petrol satan ülkelere gümrük vergisi tehdidi savurdu. Küresel ticaret ağını bir disiplin mekanizmasına dönüştürerek Küba ile ilişki kuran ülke ve şirketleri cezalandırma taktiği uygulayacağını açıkladı. Küresel dolaşımın düğüm noktalarını kontrol eden güç, bu altyapıyı yaptırım ve cezalandırma aracına dönüştürdü.

PEKİ NEDEN KÜBA?

Çünkü Küba küresel neoliberal düzen için ideolojik bir meydan okumadır. Farklı bir toplumsal örgütlenme modelidir. Kamu merkezli araştırma enstitüleriyle biyoteknoloji alanında kendi aşılarını geliştirebilen, ilaç üretimi yapan ülkenin başarıları, kamusal planlama modeli içinde ortaya çıkmıştır Eğitim ve sağlık ücretsizdir. Küba, alternatif ve başarılı bir olasılık sunarak sermaye düzeninin dışına çıktığı için cezalandırılmaktadır. Çünkü Küba’nın varlığı hegemonik merkezin meşruiyetini zedelemektedir.

Küçük bir ada ülkesi olan Küba’ya yönelik ABD politikasının tarihsel arka planı ise anti-komünizm üzerine kuruludur. 1962’de John F. Kennedy tarafından başlatılan ambargo, 1996’daki Helms-Burton Act ile kalıcılaştırıldı. Diğer yandan Sovyetler Birliği var olduğu sürece Küba yalnız değildi. 1991 sonrası bu denge bozulunca Soğuk Savaş’taki Amerikan “özgür dünya” retoriği de sona erdi. Trump’ın bugünkü pervasız ve küstah dış politika dili bu tarihsel zeminden bağımsız değildir. Karşı güç yoksa retoriğe de gerek duymayan Trump, açgözlü ve buyurgan saldırganlığını liberal söylemle perdeleme ihtiyacı da duymamaktadır. Bu koşullar altında tehdit dili daha aşırı ve daha çıplaktır. Küba’ya yönelik tüm tehditler ve yaptırımlar, rejim değişikliği hedefi taşıyan uzun erimli bir baskı aracıdır. Sonuç olarak ülkeye petrol akışının kesilmesi ile enerji zinciri kırılırken, ülkede elektrik kesintileri başladı; sağlık, eğitim, ulaşım ve turizm olmak üzere ülkenin birçok önemli sektörü olumsuz etkilendi.

ANA AKIM MEDYANIN ÇERÇEVELEME TEKNİĞİ VE DİJİTAL MEDYADA DEZENFORMASYON 

Tüm bunlar yaşanırken haber dili çoğu zaman yaptırımların ekonomik etkisini teknik bir detay gibi sunarak Küba’daki tedarik sıkıntılarını doğrudan yönetim krizine bağlayan bir anlatıyı öne çıkardı. Ana akım dijital medya, zincirin tamamını değil, yalnızca son halkayı gösterdi. “Altyapı sorunu”, “ekonomik kriz”, “başarısızlık” başlıkları dolaşıma girdi. Petrolün yaptırım tehdidiyle engellendiği bilgisi çerçevelenerek ya dipnota düştü ya tamamen kayboldu. 

Ekonomik darboğazın yapısal sebepleri yerine “otoriter rejim” vurgusu öne çıkarılarak, ABD abluka, yaptırım ve ambargosunun rolü geri plana itilerek ne hakkında düşünüleceği belirlendi. Medya içeriklerindeki yanlış nedensellik sonucu sorunlar (kuyruklar, elektrik kesintileri) gösterildi; nedeni ise seçici biçimde (rejim, yönetim, ideoloji) tanımlandı. Dijital medyada bağlamdan koparılmış görüntülerle “Küba’da ilaç yok” görüntüsü dolaştı ama “hangi finansal blokaj nedeniyle?” sorusu sorulmadı. Bot ağları ve koordineli etiket kampanyaları ile belirli hashtag’ler üzerinden kriz algısı büyütülerek, “insanlık dramı” gibi dramatize edilmiş başlıklar ve duygu etkileşimleri hedeflendi. İnsanlık dramının ve buna bağlı olarak meydana gelen ölüm nedenlerinin tedarik zincirini engelleyen ABD olduğu perdelendi.

DİJİTAL MEDYADA KARŞI DURUŞ NASIL SERGİLENEBİLİR? 

Algoritmalar için etkileşim üretmeyen karmaşık jeopolitik analizler değerli değildir. Bu bağlamda Küba meselesinde dijital alanda etkili bir karşı duruş, üç düzlemde inşa edilmelidir: bilgi ve bağlam üretimi, ağ organizasyonu ve söylem çözümlemesi.

Kaynak doğrulama kültürü: BM oylama kayıtları, resmi ticaret verileri ve yaptırım metinleri referans gösterilmelidir. 1992’den bu yana ezici çoğunlukla alınan kararlar, ambargonun küresel ölçekte meşruiyet sorunu yaşadığını göstermektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ambargonun kaldırılmasına ilişkin yıllık oylamaları sistematik biçimde arşivlenmeli ve infografiklerle dolaşıma sokulmalıdır. Ayrıca 1996 tarihli Helms-Burton Act gibi yaptırım metinlerinin hangi maddelerle üçüncü ülke şirketlerini hedef aldığı somut biçimde anlatılmalıdır. Yaptırımların fiilen küresel finans sistemine erişimi daraltan bir mekanizma olduğu teknik verilerle gösterilmelidir.

Veri odaklı içerik üretimi: Türkiye bağlamında ise güvenilir ve doğrudan temas kanallarının görünür kılınması gerekir. José Martí Küba Dostluk Derneği gibi kurumlar, sahadan bilgi, etkinlik duyuruları, resmi açıklamalar ve güncel gelişmeler konusunda birincil referans olarak takip edilmelidir. Dijital alanda bu tür hesapların sistematik biçimde etiketlenmesi ve kaynak gösterilmesi, spekülatif içeriklerin önüne geçer. Kısacası kaynak hiyerarşisi doğru kurulmalıdır.

Bağlamsal içerik üretimi: Görsel veya haber paylaşılırken yaptırım etkisi mutlaka belirtilmelidir. Dijital medyada en sık kullanılan teknik, bağlamdan koparılmış görseldir. Elektrik kesintisi, gıda kuyruğu, protesto görüntüsü… Eğer içerik ekonomi-politik gerçekliği belirtmeden paylaşılıyorsa, izleyicinin zihninde nedensellik otomatik olarak iç yönetime bağlanır. Her kriz görüntüsüne “Küresel finans sistemine erişim durumu nedir? İthalat kısıtları var mı? Yaptırımlar hangi sektörleri etkiliyor?” yanıtları verilerek görüntünün manipülasyon kapasitesi azaltılmalıdır.

Algoritmik bilinç ve farkındalık: Duygusal manipülasyona dayalı içerik yerine veri temelli analiz paylaşımı teşvik edilmelidir. Dijital platformlar öfkeyi ödüllendirir. Sert başlık, kutuplaştırıcı ifade ve dramatik anlatı daha fazla etkileşim üretir. Ama uzun analiz zincirleri, veri görselleştirmeleri ve uzman görüşleri kısa vadede daha az etkileşim üretse de uzun vadede güvenilirlik inşa eder.

Ağ dayanışması: Akademisyenler, gazeteciler ve bağımsız araştırmacılar arasında çapraz doğrulama ağları kurulmalıdır. Gazeteciler, akademisyenler ve dayanışma platformları arasında koordinasyon sağlanmalıdır. Bir haber yayıldığında, farklı uzmanlık alanlarından kişiler aynı veriyi farklı açılardan teyit edebilmelidir. Böylece tekil hesaplar yerine kolektif bilgi üretimi öne çıkar.

Medya okuryazarlığı: Çerçevelemeyi teşhir etmek, siyasi zorbalık ve güç asimetrisini adlandırmak için münazaralı ve eleştirel okuma yapmak özendirilmeli ve öğretilmelidir. Bir içerik paylaşıldığında yalnızca “yanlış” demek yeterli değildir. Hangi veri eksik bırakılmış? Hangi kavram öne çıkarılmış? Nedensellik nasıl kurulmuş? Hangi alternatif açıklama dışlanmış? analiz edilmelidir. Küresel finans sistemini kontrol eden bir devletin, küçük bir ada ekonomisine uyguladığı ekonomik abluka, siyasal baskı, güç asimetrisi, uluslararası hukuk tartışması bağlamları gerçekliği doğru adlandırmak için gereklidir.

En azından dijital medyada Küba’nın yanında bir duruş; bağlamı geri kazandırmak, güç ilişkilerini görünür kılmak ve bilgi hiyerarşisini doğru kurmaktır. Yine en azından Küba ambargosu, abluka ve yaptırımların tarihsel ve ekonomik etkisini sistematik biçimde görünür kılmak, güvenilir kurumsal kaynaklara yönlendirmek ve algoritmik manipülasyonun dilini çözümlemektir. Bunun için Türkiye’de Küba’ya dair doğrudan bilgi akışı için José Martí Küba Dostluk Derneği gibi kurumların paylaşımlarını görünür kılmak, dayanışma ağlarına katılmak ve kampanyalarını destelemek önemli bir başlangıç adımı olacaktır.