Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,1258
Dolar
Arrow
44,1594
İngiliz Sterlini
Arrow
58,9261
Altın
Arrow
7307,3693
BIST
Arrow
10.729

AA 'Tarafsız Kalamama Çaresizliğinde' ilklere imza atıyor

Bugün ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan savaş, iletişim sahasında hegemonik güçlerin toplumsal hafızayı ve vicdanı yeniden yapılandırma girişimlerine sahne oluyor. Haberin ekonomi-politiği bağlamında ABD ve Avrupa’daki ana akım medya, askeri-endüstriyel kompleksin birer halkla ilişkiler departmanı gibi çalışırken, İsrail medyası askeri sansürün denetimi altında yenilmezlik mitini korumaya ayarlı bir illüzyonu sürdürmeye çalışıyor. Saldırganın aldığı hasarı gizleyen, kurbanın ise sadece istatistiksel varlığına izin veren küresel ve yerel bir sansür mekanizması işliyor. İsrail’e düşen füzelerin yarattığı yıkımın, askeri kayıpların ve sivil tahribatın dünya gündeminden kaçırılması elbette tesadüfi değil. Eğer İsrail’deki hasar tüm çıplaklığıyla ekrana yansırsa, demir kubbe efsanesi çökecek ve Batı’nın bölgedeki ileri karakolu kırılgan görünecektir. İsrail’deki kayıp ve zararların gizlenmesinde asıl amaç bölgedeki çatışmanın sınıfsal ve emperyalist karakterinin sorgulanmasını engellemektir. İran’da ölen kız çocuklarını “görmeyen” gözler ile İsrail’deki kayıpları saklayan akıl aynı kaynaktan beslenmektedir: Emperyalist anlatının devamlılığı. Bu doğrultuda Türkiye’de de“bölgesel ekonomik/siyasi çıkarlar ve diplomatik denge” kaygılarıyla birleşen ve halkın bilgi alma hakkını ait olunan ittifak nedeniyle ikincil plana iten bir medya blokajı ve oto-sansür uygulanmakta.

AA ve Türkiye: “Gerilim” Retoriğinin İşbirlikçiliği

Burada asıl hayal kırıklığı yaratan ve analiz edilmesi gereken konu ise savaş ve kriz haberciliğinde Anadolu Ajansı (AA) çizgisi. Televizyon ekranları ve geleneksel gazeteler, mülkiyet yapılarının ve ekonomi-politik çıkarlarının gereğini yaparlar bunu zaten biliyoruz. Ama AA bir kamu kuruluşudur. En azından dış politika haberlerinde haberin etik kodlarından ve tarafsızlığından vazgeçmemesi beklenir. AA’nın kullandığı “ABD-İsrail-İran Gerilimi” başlığı, bir tarafın okul bombaladığı, diğer tarafın karşılık verdiği bir savaşı sterilize etmiştir. Haber dili, faili gizleyen pasif cümlelerle (ör. füzeler düştü, patlama oldu) inşa edilerek; emperyalist saldırının suç ortaklığına entelektüel bir zemin hazırlamıştır.

Haber dili üzerinden rıza imalatı ve çerçeveleme teorilerinin ders kitabı niteliğinde örneği ise AA’nın “İran’ın çaresizliğinde F35 ilklere imza atıyor” başlıklı haberi ile gerçekleşti.

Teknolojik Fetişizm ve Şiddetin Estetize Edilmesi

Haberin “teknoloji” kategorisinde sunulması başlı başına bir çerçeveleme sorunudur. İnsanların öldüğü, okulların vurulduğu askeri saldırılar insani, hukuki veya siyasi bağlamdan koparılarak yeni nesil savaş uçağının performansı seviyesine indirgenmiştir. Bu, şiddeti estetize eden ve ölümü bir teknolojik başarı hikayesi olarak pazarlayan bir dildir.

“Çaresizlik” Kelimesiyle İran’ı Pasifize Etme

Başlıktaki “İran'ın çaresizliğinde” ifadesi, saldırıya uğrayan tarafı zayıf, aciz ve yenilgiye mahkum olarak kodlar. Bu ifade, saldırganın (İsrail/ABD) askeri gücünü meşrulaştıran bir alt metin taşır. Bu haber diliyle “çaresiz” olanın başına gelenler, bir trajediden ziyade “kaçınılmaz bir teknik sonuç” gibi algılanır.

Savaş Sanayi Güzellemesi: “İlklere İmza Atıyor”

“ilklere imza atıyor” ifadesi genellikle bilimsel buluşlar veya sanatsal başarılar için kullanılan pozitif anlamlı bir deyimdir. Bir savaş uçağının gerçek mühimmatla üstelik sivil kayıpların olduğu bir sahada kullanılmasını “ilklere imza atmak” olarak tanımlamak, saldırganın askeri kapasitesine yönelik örtük bir övgü ve hayranlık içerir. Haber adeta insanların öldüğü bir savaşta bir silahın “başarılı saha testini” müjdelemektedir.

“İmkan Veriyor” Retoriği

Metindeki “...muharebe sahasında ilklerini gerçekleştirmesine imkan veriyor” cümlesi, faili (İsrail komutasındaki F-35'i) merkeze alan ve onun aksiyonunu fırsat olarak gören bir bakış açısıdır. Saldırıya uğrayan coğrafya, bu uçağın ilklerini gerçekleştireceği bir laboratuvar veya boş bir oyun alanı gibi kurgulanmaktadır.

 Jeopolitik Yanlılık ve İşbirlikçi Dil

Anadolu Ajansı gibi bir devlet kurumunun, bölgedeki bir savaş üzerinden bu kadar teknofilik ve saldırganın askeri üstünlüğünü vurgulayan bir dil seçmesi Türkiye'nin bölge politikalarındaki çelişkisini ve emperyalist askeri anlatıya nasıl eklemlendiğini gösterir. Bu dil, saldırıya uğrayan sivillerin acısını ve savaşın acımasız gerçekliklerini tamamen yok sayarak, okuyucuyu uçağın performansına odaklanmaya davet eder.

Haliyle AA burada habercilik yapmıyor; bu haber diliyle F-35 uçaklarının ve İsrail askeri stratejisinin gönüllü reklam yazarlığını yapıyor. Çünkü insan hayatı “teknolojik bir imkan” olarak görüldüğünde, devletin haber ajansı bir kaynak olmaktan çıkarak silah endüstrisi bültenine dönüşür. Dolayısıyla kurumsal güven kaybı, doğruluk krizi, gerçekliğin yitimi, geleneksel ve dijital medyadaki“Post-Truth kaos” içinde hakikati bulmak bu çok katmanlı sansür, oto-sansür ve çerçeveleme duvarlarını yıkacak kolektif ve eleştirel bir medya okuryazarlığı gerektirir.