Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
38,3651
Dolar
Arrow
36,4434
İngiliz Sterlini
Arrow
46,2284
Altın
Arrow
3412,0000
BIST
Arrow
9.491

Uğur Mumcu kimlerin hedefiydi?

Gazeteciliğin, araştırmacılığın, bağımsız aydın olmanın hayli zorlaştığı günümüzde, bir kez daha, bir 24 Ocak’ta daha anıyoruz Uğur Mumcu’yu. Onun cesaretinin, ilkeli, tutarlı, ödünsüz kişiliğinin, araştırmacılığının, mesleki yetkinliğinin özlemini duyuyoruz. Ve her 24 Ocak’ta olduğu gibi, Mumcu’nun niteliklerini, özelliklerini konuşuyoruz. 

Biliyoruz; Uğur Mumcu gazetecidir, araştırmacı gazeteciliğin zirvesidir. Ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük gazetecisidir. Üretken bir yazardır. Uzak görüşlü bir düşünürdür. 

Biliyoruz; Uğur Mumcu, aydındır. Cesur, gözüpek, yiğit bir aydındır. Mücadeleci bir aydındır. Fikri müstakim, yani doğrultu tutarlılığı olan bir aydındır. 

Biliyoruz; Uğur Mumcu Kuvayı Milliyecidir. Cumhuriyetçidir. Kemalist ve solcudur. Antiemperyalisttir. Emekten, eşitlikten, ezilenden, aydınlanmadan, bağımsızlıktan yana bir devrimcidir. 

Uğur Mumcu; geniş bir konu yelpazesinde yazmış, çok cephede mücadele vermiştir. Cumhuriyet tarihinden Ortadoğu’daki gelişmelere, silah kaçakçılığından emperyalizme, siyasi cinayetlerden mafyaya, ayrılıkçı PKK teröründen Kürtçülüğe, din tacirlerinden, inanç hortumcularından, iman bankerlerinden darbelere, dış politikadan Türk siyasal hayatına dek pek çok konuda araştırmış ve yazmıştır. Binlerce köşe yazısına, yazı dizisine imza atmıştır. Yüzlerce konferansa, panele katılmıştır. Onlarca kitabıyla tarihe geçmiştir. Sadece ülkemizdeki arşivlerde değil, yurt dışındaki arşivlerde de çok önemli araştırmalar yapmıştır. 

Çok akıcı bir üslubu vardır Mumcu’nun. Dili esprilidir. Yazılarında mizaha sıklıkla yer vermiştir. Özgüveni yüksektir Mumcu’nun. Siyasal olarak cepheden karşı olduğu isimlerle bile röportaj yapmaktan çekinmemiştir. Demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını, laikliği, düşünce özgürlüğünü, basın ve ifade hürriyetini canı pahasına savunmuştur. 

Hiç geri adım atmamıştır Mumcu. Terör yandaşlarına, emperyalizm işbirlikçilerine, numaracı cumhuriyetçilere, din tacirlerine, kimlik siyaseti savunucularına karşı kalemiyle mücadele vermiştir. 

Aşağıdaki alıntılar, Uğur Mumcu’nun Ortadoğu’ya ilişkin yazılarındandır:

“ABD’nin yeni Körfez Doktrini, bölgeye Birleşmiş Milletler ve NATO’yu da kullanıp müdahale etmek, sonra da bölgenin tek egemen süper devleti olmaktır. Bunun adı emperyalizmdir. Emperyalizmin de oyunu çoktur. Hem oyunu çoktur hem de işbirlikçileri boldur”. (Cumhuriyet, 25 Ağustos 1990). 

“Bir yanda Türk- İslam sentezi, öte yanda Kürt- İslam sentezi... Günümüzün modası budur. 1925 yılında Şeyh Sait liderliğindeki ayaklanma, dinsel görünümlü siyasal amaçlarla sahnelenmemiş miydi? ... Kürtçüler İslamcılar’a, İslamcılar Kürtçüler’e yeniden yaklaşıyorlar” (Cumhuriyet, 15 Mart 1991, Kürt İslam Sentezi…) 

“Körfez savaşı sonrasının diplomasisi bir bilardo oyunu gibi oynanıyor. ABD bilardo sopası ile Irak’ı vuruyor; Irak topu Kürt topuna vuruyor. Kürt topu da Kıbrıs topuna. ... Türkiye, Kürt- Ermeni- Rum- Avrupa- Amerika kıskacında büyük bir yalnızlığa itiliyor” (Cumhuriyet, 16 Mart 1991, Bilardo...) 

“ABD, ayaklanmaları için Kürtlere yeşil ışık yaktı. ... Saddam, Kürtlere karşı askeri harekâta girişince de, Kürt ayaklanmacılar yalnız bırakıldı. ... Ulusal kurtuluş savaşları, emperyalist devletlere, bu devletlerin istihbarat örgütlerine ve bu devletlerin siyasetlerine güvenilerek yürümez”. (Cumhuriyet, 5 Nisan 1991, Bush Oyunu...)

“Önce Şah’ı Dr. Musaddık’a, sonra Kürtleri Bağdat rejimine, daha sonra Saddam’ı Humeyni’ye karşı kullanan ABD, Saddam’ı devirirse bütün gücüyle İran’daki İslam Cumhuriyeti’ni de devirmeye çalışacak. Hangi rejim, Ortadoğu’da ABD egemenliğine karşı çıkarsa, o rejim yıkılacak”. (Cumhuriyet, 20 Ocak 1993). 

Basın özgürlüğüne ilişkin şunları yazmıştır Uğur Mumcu:

“Gazetelerin, gazetecilik alanı dışındaki amaçlarla uğraşmaları, böylece bu amaçların birer organı haline gelmeleri basın için en büyük tehlikedir. Basın özgürlüğü, haberleri serbestçe elde edip yaymak ve her türlü düşünceyi yine serbestçe elde edip yaymak ve her türlü düşünceyi yine serbestçe dile getirmek demektir. Şirketleşme ve holdingleşme demek değildir!” (Cumhuriyet, 20 Ocak 1982).

“Basın özgürlüğü bugün için iki tehlike ile karşı karşıyadır. Birinci tehlike, devletin basın özgürlüğü üzerindeki kısıtlayıcı ve yasaklayıcı tavrıdır. İkinci tehlike, basın organlarını ele geçirecek ve basında tekelleşme yaratacak olan holdingleşmedir. Bu durumda da basın özgürlüğü, sermayenin baskısı altında tutulacak ve belli iş çevrelerinin güdümü, basın özgürlüğünü iyice yok edecektir”. (Cumhuriyet, 30 Haziran 1983).

“Basındaki holdingleşme ve tekelleşme önlenmezse, basını ve basın özgürlüğünü korumanın ve geliştirmenin hiç olanağı yoktur. Basında holdingleşme bir yana, siyasette holdingleşmenin başladığı bir dönemde ilerisi için iyimser olmak, inanınız çok güçtür. Demokrasiden, emekten, halktan, özgürlükten ve bağımsızlıktan yana olan ilerici basın olarak, insanı karamsarlığa iten bütün bu güç koşullara karşın sizlerden güç ve destek alarak dün ve bugün olduğu gibi yarın da başımızı dimdik tutmaya devam edeceğiz. Çünkü basın özgürlüğü, Sirkeci sermayesinin, türedi holdinglerin değil halkın özgürlüğüdür”. (Cumhuriyet, 15 Ekim 1983).

Darbelere, terör eylemlerine, kimlik siyasetine karşı şöyle yazmıştır Uğur Mumcu:

“Sağcı bir militanda Sovyet yapısı Kalaşnikof, solcu bir militanın elinde Amerikan yapısı Smith Wesson ne arardı? Solcular, Sovyet silahlarını, sağcılar Amerikan silahlarını kullanır gibisinden genellemelerin olaylara hiç uymadığını biliyoruz. Solcuların elinde Sovyet ve Çin silahları, sağcıların elinde de Amerikan silahları göründüğü gibi, bunun tersi örneklere de çok rastlanmaktaydı; solcuda Amerikan silahı, sağcıda Sovyet silahı da ele geçmiyor değildi. Mermiye gelince, o da ilginç: Mermiler de “Gecco” adlı Alman firmasından geliyordu. Neydi bunların anlamı?” (Cumhuriyet, “Silah Pazarı”, 24 Şubat 1981) 

“Silah kaçakçısının siyasal amacı yoktur; onun amacı, terör pazarında para kazanmaktır. Ancak, terörün örgütlenmesinde kaçakçının teröristle örgütsel ve eylemsel beraberliği söz konusudur. Bu beraberlik, terör olaylarının maddi oluşumu ile çokuluslu yanını gösterir”. (Cumhuriyet, “Örgütlü Suç”, 4 Ağustos 1981)

“12 Eylül’de yönetime el koyan askerler, soruşturmaları terör eylemleri ile sınırlı tutup bu eylemleri yönlendirenleri yakalamaları gerekirken, yapay siyasal davalarla ülkede faşizm rüzgârları estirdiler. Bununla da yetinmediler, kâr, faiz ve rant gelirini artırıp, emek gelirlerini azaltan ekonomik modeli de silah zoruyla uygulayarak bugünkü adaletsiz toplum düzeninin oluşumunda büyük roller oynadılar. İslamcı akımların gelişmesine de bilerek ya da bilmeyerek destek oldular”. (Cumhuriyet, “10 Yıl Sonra”, 14 Eylül 1990).

“Mezhepçiliği, bölgeciliği, Kürtlüğü ve Aleviliği aşamayan hiç kimse solcu, demokrat ve sosyal demokrat olamaz. Çoğulcu demokrasilerde etnik özellikler değil demokratik nitelikler ağır basar”. (Cumhuriyet, 14 Eylül 1991).

“PKK bir terör örgütüdür ve bu terör örgütü NATO ülkelerinin başkentlerinde ve büyük kentlerde kolayca örgütlenme ve çalışma olanağı bulmaktadır. Bunlar bütün dünyanın gözü önündeki açık desteklerdir”. (Milliyet, “Lübnanlaşmak”, 24 Mart 1992)

“PKK eylemleri 15 Ağustos 1984 günü başladı. Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e, Ermeni’yi Türk’e, Türk’ü Ermeni’ye, Alevi’yi Sünni’ye, Sünni’yi Alevi’ye düşman eden, emperyalizm ve emperyalizmin Ortadoğu’daki çıkarlarıdır. Dün öyleydi, bugün de öyle”. (Cumhuriyet, “Kürt- Ermeni”, 29 Temmuz 1992)

O nedenle Uğur Mumcu, aşılmaz bir gazeteci, aşınmaz bir aydın, unutulmaz bir Cumhuriyetçidir.