Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Cumhuriyetçilerin neleri tartışması gerekiyor?

Bir yandan son aylarda CHP’de yaşananlar, mutlak butlan, arınma, ayrışma tartışmaları diğer yandan önünüzdeki ay Ankara’da yapılacak NATO zirvesi, siyaseti; ekonomi politik zeminde ve ideolojik düzlemde tartışmayı gerektiriyor. Gerekliliğin ötesinde zorunlu kılıyor.

Çünkü bu tartışma yapılmadıkça yoksulluğun sebeplerini, özelleştirmelerin sonuçlarını, aydınlanmacı bir eğitimin gereklerini, sağlıkta kamuculuğun önemini, dış politikadaki açmazları, toplumdaki yozlaşmayı anlamak olanaksız. 

Bu tartışmayı yapmak, siyasal, toplumsal, ideolojik, sınıfsal, kültürel düzlemde, öncelikle ve özellikle Cumhuriyetçilerin görevi. Siyasi tahlil, iktisadi tahlil, sınıfsal tahlil, kuvvet tahlili yapmasını bilen Cumhuriyetçilerin, sosyalistlerin, komünistlerin görevi. 

Ama bu tartışmayı sağlıklı bir zeminde yürütmek için, Cumhuriyetçilerin ve solcuların şu gölgelerden kurtulması, kolaycılıklardan, etki alanlarından kurtulması şart.  

Bunlardan ilki, CHP’nin gölgesi. Belirtmek gerekir ki, bu gölgeden, bu etkiden kurtulmak, Cumhuriyetçileri de solcuları da rahatlatacak. 

Şu an CHP’de yaşanan tartışmanın hiçbir ideolojik temeli olmadığını, CHP içindeki karşıt güçlerin, ekonomi politik düzlemde, emperyalizme karşı saflaşmada, ABD’ye, NATO’ya, AB’ye bakışta, Cumhuriyet Devrimi’nin özeti ve simgesi olan Altı Oku yorumlamada hiçbir farklarının olmadığını vurgulayarak işe başlamak gerekiyor, bu gölgeden kurtulmak için. 

Anımsayalım, CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özel, atanmış genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup başkan vekiliydi. Onun rahle-i tedrisinden geçti. Kılıçdaroğlu, bugün yakındığı, ihraç ettiği, arındırmaya çalıştığı kişilerin tamamının siyaseten önünü açan isimdi. Brütüs dediği kişilere, hırsız olduğunu ima ettiği kişilere el verdi, milletvekili yaptı, belediye başkanı yaptı.

Bugün Kılıçdaroğlu’nun partiden ihraç ettiği kişilerin hepsi siyasi kariyerlerini İsmet İnönü veya Bülent Ecevit’le değil, Deniz Baykal veya Altan Öymen ile değil, Kılıçdaroğlu ile inşa ettiler. Her iki kanatta da etnikçiler, mezhepçiler, numaracı cumhuriyetçiler var. Her iki kanat da, Atlantik yanlısı dış politikayı savunuyor. Her iki kanat da ABD, NATO, AB ezberine sıkıca bağlı. İlk kez genel başkan seçildiğinde, “Ben Dersimli Kemal, devrimci Kemal” diyen Kılıçdaroğlu, 13 yıllık genel başkanlığında çeşitli defalar, mesela Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesinde, mesela altılı masaya bol kepçe verdiği milletvekilliklerinde, ne kadar “devrimci” olduğunu kanıtlamıştı.

Bugün de nesnel olarak, olgusal olarak, aynı görevi yapıyor. Kılıçdaroğlu, ne zaman CHP’nin tarihsel köklerinden bahsetse, akla hemen Milli Görüş’ten getirdiği Mehmet Bekaroğlu, EMEP’ten getirdiği Hüseyin Aygün, Kemalizm faşizmdir diye makale yazan Yüksel Taşkın, Atatürk için diktatör, katliamcı imasında bulunan Orhan Sarıbal geliyor. Kılıçdaroğlu’nun tercihleri; devrimcilikle Dersimciliğin hiç ilgisinin olmadığını, tersine birbirinin zıttı olduğunu, siyasal bilinçle feodalizmin bağdaşmasının mümkün olmadığını gösteriyor. 

İkinci gölge, DEM Parti’nin gölgesi. Bu gölgeden kurtulmak için aslında çok çabalamaya gerek yok. Emperyalizmin aparatı olan kimlik siyasetinin ne olduğunu anlamak, emperyalizmin bir diğer aparatı PKK terör örgütünün kimlere hizmet ettiğini görmek yeterli, DEM Parti gölgesinden kurtulmak için. DEM Parti’nin ABD emperyalizmine olan sadakati, “Kürt sorununun çözümünde ABD’den rol talep ettik” diyen isimlerinin çokluğu yanında, yeni açılım sürecinde Cumhur İttifakının fiilen ortağı gibi davranması da, dikkat çekici elbette. Ağzına sınıf kavramını, emek ve eşitlik kavramlarını, aydınlanma ve bağımsızlık kavramlarını, emperyalizme karşı mücadeleyi almayan bu ırkçı, bu gerici, bu etnikçi partinin vesayetinden kurtulmak önemli. 

Üçüncü gölge, ikinci gölgeyle yakından ilgili, kimlik siyasetinin gölgesi. Etnikçiliği Marksizm, mezhepçiliği komünizm, hemşericiliği sosyalizm sanan bu cehaletten kurtulmak zorunlu.  Solcu olmanın, devrimci olmanın, yurtsever olmanın, Cumhuriyetçi olmanın doğum yeriyle ilgili olmadığını, içine doğduğunuz, ana babanızdan aldığınız mezheple veya etnik kimlikle ilgili olmadığını ısrarla ve inatla anlatmak, kavratmak, öğretmek gerekiyor. Çünkü Cumhuriyetçi olarak da, solcu olarak da, konulara, sorunlara Kürdün gözü, Alevinin sözü, Dersimlinin penceresi, Laz’ın, Çerkez’in sesi, Şii’nin zaviyesi, Sünni’nin bakış açısı gibi kalıplarla değil, feodalizm artığı, ortaçağ kalıntısı aidiyet, mensubiyet, kimliklerle değil, yurttaş kimliğiyle ve sınıf gözlüğüyle bakmak gerekiyor. Saidi Nursi’den demokrasi öncüsü yaratmanın mümkün olmadığını vurgularken, Şeyh Sait’den sivil toplum kuruluşu lideri çıkmayacağının altını çizerken, aynı tutarlılık, aynı kararlılık ve aynı yüreklilikle ve de aynı mantıkla, Seyit Rıza’dan da sosyalist önder çıkarmanın mümkün olmadığını belirtmek gerekiyor. Bir Cumhuriyette Alevi hemşire, Kürt sendikacı, Sünni doktor, Kastamonulu mühendis olamayacağını, kamu hizmeti veren ve kamu hizmeti alan yurttaş olacağını hiç akıldan çıkarmamak ve emekçi kimliğinin, sınıf bilincinin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor. 

Dördüncü gölge, sol liberallerin, numaracı cumhuriyetçilerin gölgesi. Bu zevat siyasette hayli etkili, AKP’den CHP’ye, DEM Parti’den meslek örgütlerine, barolara, sendikalara, tabip odalarına, üniversitelere uzanan geniş bir etki alanı var bunların. ABD ve AB sevdalılarından oluşuyorlar. Japon’a Japon, Rus’a Rus, Fransız’a Fransız diyor, ama Türk’e Türk diyemiyorlar. Bunların sözlüğünde İngiliz dili ve edebiyatı var, ama Türk dili ve edebiyatı yok. Türkçe edebiyat diyorlar, Türkiyeli edebiyat diyorlar. Bunların dilinde İran sineması var ama Türk sineması yok. Türkiye sineması diyorlar. Sayıları az, lakin etkileri yüksek. Geçmişte Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Radikal gazetelerinde, FETÖ’nün yayın organı Taraf gazetesinde çoktular. İletişim Yayınları ve Birikim dergisi, bu cenahın amiral gemisi olarak öne çıkıyor. 

Özetle, Türkiye’yi feodalizm üzerinden federalizme taşımak isteyenlere karşı, öncelikle ve ön saflarda mücadele edenlerin Cumhuriyetçiler olduğunu hiç akıldan çıkarmadan, bu gölgelerden, etki alanlarından, vesayetlerden kurtulmak gerekiyor. Kurtulmak için de kavramsal bilinç, ideolojik berraklık ve politik tutarlılık zorunlu. Somut olarak da işe ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olan NATO’nun ne olduğunu anlatarak başlamak gerekiyor.