Hatırlamak gerekiyor. Savunma, kurtulma eylemleri kutludur. Siyasette başvurulacak son silahtır. Bu silaha sarıldığınızda, diplomasinin, alışkanlıkların ötesindekileri ifade etmek zorunda kalırsınız.
Bundan 106 yıl önce de öyle olmuştu. 'Halkçılık Beyannamesi'' 18 Kasım 1920'de TBMM'de sunuldu. Başlangıcını olduğu gibi aktarıyorum:
''Emperyalist devletlerin, devlet ve milletimizin hayatına açıkça kastetmeleri neticesinde meşru müdafaa için toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi şimdiye kadar muhtelif vesilelerle açıkça veya zımnen ilan ettiği maksat ve mesleğini bir kere daha bütün cihana arz için şu beyannameyi yayımlamaya lüzum görmüştür:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli sınırlar dahilinde hayat ve bağımsızlığı temin ve hilafet ve saltanat makamını kurtarmak ahdiyle teşekkül etmiştir. Dolayısıyla hayat ve bağımsızlığını yegane ve mukaddes emel bildiği Türkiye halkını emperyalizm ve kapitalizm tahakküm ve zulmünden kurtararak, irade ve hakimiyetinin sahibi kılmakla gayesine ulalşacağı kanaatindedir. ''
Bugün kurtuluş çok boyutlu. ABD yani askeri sınai kompleks İsrail-Wall Street-City of London bağlarından kurtuluyor. Kaybederken kazanmaya oynuyor. Türkiye ise komuta kademesini kaybetmiş göründüğü FETÖ'cü kalkışmayla, Batı destekli BTÖ'nün ezilmesiyle ve en nihayetinde yanı başında ABD-İsrail destekli cihatçıların şekil değiştirmesiyle bazı bağlarından kurtuluyor. Yalnızlaşırken güçleniyor, yeni dostlar kazanıyor.
Atatürkçüler, devrimciler bu davayı unuttu. Esas meselenin tam bağımsızlık olduğunu, esas meselenin İnsan zekasının karanlıktan kurtulması olduğunu ve en nihayetinde kamunun üstünlüğü olduğunu unuttu. Anlık, geçici, görüntüdeki siyasal değişimlerin ardına bakmayı unuttu.
Türk modernleşmesinin ana şiarı olan Birlik ve İlerlemeyi yeniden hatırlayıp Türkiye'nin yakın tarihini ve bugününü yeniden okumak gerekiyor. Bu yeniden okuma aynı zamanda bir yeniden hesaplaşmadır. Geciktirilmemelidir. Aklımızın, ufkumuzun üstünü kapatan karanlıktan, hatalardan, saplantılardan ve önyargılardan kurtulmalıyız.
Kişilerin niyetlerinin ve çıkarlarının ötesinde, elimizdeki imkan ve kabiliyetleri yeniden düşünmeliyiz. Bildiğimiz dünya yıkılıyor. Bildiğimiz ittifaklar çatırdıyor. Bilmediğimiz sulardayız. Rotayı bulmak işte bu yüzden daha da zor. Böyle anlarda bir adım geriye gidip temel derdimizi hatırlamaya ihtiyacımız var: Bizi bir arada tutmak, yeni ihtiyaçlara göre bizi yeniden şekillendirmek ve ilerlemek!
Çok Okunanlar
Uganda Genelkurmay Başkanı’ndan Türkiye’ye skandal tehdit!
Beşiktaş’ta Divan Kurulu Toplantısı başladı
Polis müdürü Yüksel Kocaman’ı ve Veysel Kaçmaz’ı suçladı
Tanrı kimseyi Türklerle savaştırmasın
Anketlerde kıyasıya rekabet sürüyor
Kreşe bıraktığı çocuğunu darp edilmiş halde aldı
Savaşa mola: Bazı iktisadi gerçekler
Öğretmenleri taşıyan servis ile otomobil çarpıştı
Oğlum iftira atıyor diyerek dilekçe vermiş!
Bakan Yusuf Tekin'den 'Atatürk'e Mektup' yarışması açıklaması