Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Cumhuriyetçiler somut siyasetler üretmeli

Cumhuriyetçi Dostlar, 7 Haziran 2026 günü Cumhuriyetçiler Kurultayında toplandı. Davetli olduğum halde katılamadım. Erhan Nalçacı Hocamız sosyalist terminolojiye uygun bir peşrev yazdı: https://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci/bir-donum-noktasi-cumhuriyetciler-kurultayi-2026-410324. Yazısını şu sözlerle bitirdi: ''Devrimci bir iyimserliğin Kurultaya hâkim olmasını diliyoruz. Bu iyimserliğe göre: Emekçi halkımız ilkeli bir şekilde örgütlenebilir. Halkın örgütlüğüne dayanan Cumhuriyetçilerin siyasi iradesi sorunların üzerinden gelir. Bu iradenin gösterildiği ve emperyalizmi bir kez daha yenmiş bir Türkiye dünyada yalnız kalmaz.''

Bambaşka bir söylemden Barış Doster Hocamız da katkıda bulundu. Yazısını 12punto okurları muhakkak okumuştur: https://12punto.com.tr/yazarlar/baris-doster/cumhuriyetcilerin-neleri-tartismasi-gerekiyor-141902. Yazızını şu özetle bitiriyor Barış Hocamız: ''Özetle, Türkiye’yi feodalizm üzerinden federalizme taşımak isteyenlere karşı, öncelikle ve ön saflarda mücadele edenlerin Cumhuriyetçiler olduğunu hiç akıldan çıkarmadan, bu gölgelerden, etki alanlarından, vesayetlerden kurtulmak gerekiyor. Kurtulmak için de kavramsal bilinç, ideolojik berraklık ve politik tutarlılık zorunlu. Somut olarak da işe ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olan NATO’nun ne olduğunu anlatarak başlamak gerekiyor.''

Her iki hocamız da temsil ettikleri siyasal akımların en özlü, net bir şekilde ifade eden, zihni berrak önde gelen düşünürleridir. O nedenle kendilerinin adlarını ve saptamalarını andım. 

Tartışmaya özlü bir şekilde katkıda bulunmak istiyorum. Esasında şu yazımda yaklaşımımı özetlemiştim: https://12punto.com.tr/yazarlar/cenk-ozdag/pusula-ve-rota-gerek-bize-139664. ''Kendisine ''Sol'' adını verenler açısından asıl görev de burada ortaya çıkmaktadır: Bilimi, hukuku, demokrasiyi ve özgürlükleri savunurken; emeği, ekonomik bağımsızlığı, sosyal adaleti, kamusal güvenceyi ve halkın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olma talebini yeniden siyasal projenin merkezine almak. Çünkü yeni bir rota, ancak insanlığın büyük eşitlik ve özgürlük özlemleriyle bugünün somut güvencesizlikleri arasında yeniden bağ kurularak çizilebilir.''

Tartışmayı daha temel bir noktadan tutmak istiyorum. Cumhuriyetçilik vurgusu isabetli. ''Demokrasi'' ve genel bir ''sol'' söylem yerine daha isabetli ve daha güncel bir vurgu bu. Nitekim, ''cumhuriyet'' terimi etimolojik olarak da tarihsel olarak da ihtiyacımıza iyi bir deva. Kamuya ait ve ancak kamunun sevk ve idaresiyle bir çözümü imliyor. Öte yandan, ''demokrasi'' halka yaslanıyor. Oysa halk plastiktir, değişkendir, şekillendirilebilirdir. Halkın bu karakterini şu yazımda işlemiştim: https://12punto.com.tr/yazarlar/cenk-ozdag/plastisitenin-siyaseti-140869. ''Siyaset, kitlelerin mevcut plastik halinin fotoğrafını çekip ona göre konum alma zayıflığı değil; o malzemeyi adaletle, akılla ve erdemle yeniden şekillendirme sanatıdır. Bu plastikleşme çağında, kitlelerin bu akışkan potansiyelini gören, halkın dönüştürücü gücüne inanan ve bu esnekliği tribün eğlencesine değil, aydınlık bir geleceğin inşasına tahsis eden kurucu akıllara ne mutlu.'

Kitlelerin ve devletin imkan ve kabiliyetlerini merkeze almak gerekiyor. Cumhuriyetçilerin odaklanması gereken halkın verili koşullar ve propoganda altındaki kanaat ve istemleri değildir. Bilakis, bu verili koşulları ve kara propagandaları bir kenara atacak şekilde, kitlelerin ve devletin imkan ve kabiliyetlerini genişletecek, halkı sevk ve idare edecek siyasetlere odaklanmalıdır Cumhuriyetçiler. 

Kendi temizliğimizi, günahsızlığımızı ve haklılığımızı ortaya koymak için eski ve yıpranmış düşmanlar karşısında ''stratejik konumlanma'' yerine somut, acil ve planlı siyasetlere odaklanmalıyız. Stratejik konumlanmayla, herhangi bir yargı kararına, NATO'ya, ABD'ye karşı çıkmak veya Rusya, Çin ve benzerlerine destek olmak bizi bir yere taşımaz. Dayanabileceğimiz tek gerçek kaynağımız olan kitlelere, öncülere ve kamunun imkan ve kabiliyetlerine dayanarak büyük özlemlerimize doğru somut ve acil adımlara odaklanmalıyız. 

Geçmişten getirdiğimiz alerjileri, travmaları, çaresizlikleri, takıntıları önümüze birer engel olarak çıkarmamalıyız.

Sıradan insanın acil taleplerini ve yakıcı sorunlarını büyük özlemlerimizle bağlayamadığımız takdirde, ya büyük ve yüksek siyasetin entelektüel çekiciliğine yahut da ''şanlı'' direnişlere yönelen yerel ve sınırlı mücadelelerin heyecanına kapılırız. 

Daha da önemlisi, iktidar planı olmayan herhangi bir siyasetin ve programın bizleri bir köşe kapma mücadelesine iteceğini akılda tutmalıyız. Herhangi bir partiyi veya çevresini büyütmek veya kitlelerin öfkesini verili durumda büyük bir partinin çeperinde havuzlamak hedefleriyle yetinmek istemiyorsak, iktidar olmayı, ülkenin ve sıradan insanın sorunlarını çözmeye odaklanmalıyız. 

Üzülerek görüyorum ki devrimciler, cumhuriyetçiler söylevlerini ''tarihe'' veya kendilerini dinleyen, yüreği hâli hazırda kendileriyle birlikte çarpan yoldaşlara yönelik ayarlıyor. İktidar olma isteği ve planı olmaksızın yapılan bu toplantılar, belirli bir görüşün bayrağını ayakta tutma çabasından öteye gidemeyecektir. 

Yetkili, sorumlu ve ilerici tüm dostlardan, en başta da hocalarımızdan, acil ve yakıcı sorunlarımıza çözüm önerilerini paylaşmalarını talep ediyorum. Talebim somutlaşsın diye birkaç sorun örneği vermekle yetineceğim. 

Kitleleri uyuşturan, halk sağlığını tehdit eden bağımlılıklara, uyuşturucu madde trafiğine, uyuşturucu baronlarına karşı bir çözüm siyaseti hem sıradan insan hem de kamu açıdan acilen geliştirilmelidir. 

Halkın kutuplaşmasından beslenen ve bu kutuplaşmayı besleyen medya-siyasal söylem mekanizmalarının faaliyetleri artık milli güvenliği tehdit eder noktaya ulaşmıştır. Yankı odalarının ötesinde, halk gerçeklikten kopuk kompartmanlara ayrılmış durumdadır. 

Halkımızın barınma ve gıdaya erişim sorunu yakıcıdır. Bu sorunun acilen çözülmesi gerektiği iktidar tarafından da ikrar edilmiştir. 

Muhalefetin çeşitli renkleri, serzenişte bulunmak ve tarihi söylevlerde bulunmak dışında hiçbir somut siyaset önermemektedir.