Hayat ve halk verili, sabit ve katı değildir; plastiktir. Daha önce yazmıştım. Her tür şekli alan, kabına uyan bu malzeme başlangıçta pratik bir ihtiyaçtı. Lakin zamanla hayatımızı, zihnimizi ve çevremizi radikal bir biçimde dönüştürdü. Plastiğin en karakteristik özelliği, malum, dayanıklı ve esneyebilir olmasıdır. Paradigma değişirken, o meşhur ifadeyle "katı olan her şey buharlaştı". Esneklik o denli arttı ki kavramlar, değerler ve nesneler arasındaki o eski, sarsılmaz ayrımlar anlamsızlaştı.
Bildiğimiz dünya esniyor. Cinsiyetler, kurallar, dil ve karakterler esniyor; hatlar yuvarlaklaşıyor. Halk da bundan nasibini alıyor elbette; halk da plastikleşiyor. Belirli bir siyasal görüşle karakterize edilen kitleler, büsbütün farklı, hatta zıt siyasetleri aynı anda onaylayabiliyor. Hikmeti kendinden menkul bir anlayışla, "biz ve onlar" söylemi her türden entelektüel ve ahlaki ikiliğin yerini alabiliyor. Aynı kitle, en radikal sol fikirleri de en radikal sağ fikirleri de aynı refleksle benimseyebiliyor. Radikal söylemlere kapılma ama bu kapılmayı da anlık olarak terk edebilme becerisi, ilk bakışta insanı hayrete düşürüyor.
STRATEJİK KONUMLAMA
Bugünkü ırkçılık veya ötekileştirme biçimleri bile geçmişten farklı. Sert söylemler, köklü bir ideolojik adanmışlıktan ziyade, adeta saman alevi gibi yanıp sönüyor. Bu durumu açıklayan şahane bir kavram var: "Stratejik Konumlanma". Sert ve keskin çıkışlarda bulunan özneler, esasında söylediklerini harfiyen yerine getirmeyi veya onun entelektüel sorumluluğunu taşımayı amaçlamıyorlar. Bu performansın yegane nedeni, o an için tepki duydukları bir anlayışla aralarına anlık bir mesafe koyup, bu mesafeyi çevrelerine ilan etmek. Böylece kendilerini stratejik olarak konumlandırmış oluyorlar.
Ülkemizde bu refleks daha da yaygın. Söylemlerin ezici çoğunluğu, derin bir fikri arayışın değil, insanın kendini dijital kamusallıkta konumlandırma ve bu konumu tribünlere ilan etme çabasının ürünü. Artık tüm bireyler kendilerini sosyal medya üzerinden mikro basın açıklamaları yaparken buluyor; ahlaki, siyasal veya düşünsel bir konumlanma şovu sergiliyorlar.
Ne var ki bu stratejik konumlanma, doğası gereği yüzer gezer, akışkan bir çaba. "Onlar"ın tavrı değiştiği an, stratejik konum da anında yön değiştirebiliyor. Çünkü nihayetinde biz ve onlar aynı günahı işleyebiliyor, aynı sevapla iftihar edebiliyoruz. Açıkça söyleyelim: Poz kesiyoruz. Poz kesme sayesinde geçici siyasal kümelenmelere dahil olup yalnızlıktan, daha da önemlisi olayları ve sorunları sükunetle tahlil etme yükünden kurtuluyoruz.
Halk plastikleşirken, yaşanan çalkantılarla anbean dövülüyor zihinler. Gündemin dalgalarında sörf yapıyoruz. Dalga her vurduğunda esniyor, konumlanıyor, ilan ediyor ve ardından biricikliğimizi yitiriyoruz. O sırada, rakibimiz olduğunu düşündüğümüz özneyi yargılarken, tarih sahnesindeki "hayali" bir mahkeme için yazıp çiziyoruz. Bu sırada aslında sadece birer seyirciyiz. Hayali düzlemdeki bu söylem savaşı sürerken, atı alan Üsküdar’ı geçiyor.
Halk plastikleşti, bireyler de öyle. Hukuk da ahlak da faile, mekana ve konjonktürel çıkarlara göre esnedi. Esnemeyen tek şey, kamplaşmanın tarafları arasındaki o konusuz, nesnesiz düşmanlık üretme mekanizması.
KÖRLÜĞÜ AŞMAK GEREK: VERİLİ HALKTAN KURUCU HALKA
Tam da bu noktada, modern siyasetin en büyük körlüğü ve onun tam kalbinde yatan muazzam imkan gizlidir.
Geleneksel siyaset felsefesi ve bugünün teknokratik siyaset aklı, halkın bu mevcut, plastikleşmiş, akışkan durumunu verili ve sabit bir veri olarak kabul etme hatasına düşüyor. Halkı, anket şirketlerinin soğuk datalarına sıkışmış, ideolojik kompartımanlara kalıcı olarak bölünmüş, dönüştürülemez bir kütle olarak görmek, siyasi bir basiretsizliktir. Bu körlük, siyasetin en temel varlık sebebini; yani kitleleri dönüştürme, onları ortak bir ideal etrafında yeniden inşa etme imkan ve kabiliyetini göz ardı eder.
Halkın "plastik" yapısı, onun sadece manipülasyona açık bir omurgasızlığa evrilebileceği anlamına gelmez. Plastisite, felsefi olarak aynı zamanda muazzam bir şekillendirilebilme ve yeniden kurulabilme potansiyelidir. Sabit, donmuş, dogmatik ve kaskatı bir kitleyi dönüştürmek imkansıza yakınken; esneyen, akışkanlaşan ve mevcut kalıplarından taşan bir halk, yeni bir siyasal kurucu iradenin, taze bir dilin ve sahici bir ahlaki uyanışın en elverişli zeminidir.
Eğer kitleler bugün en radikal sağ ve en radikal sol fikirler arasında bu denli hızlı esneyebiliyorsa, bu durum onların fikri bir hiçlikte boğulduğunu gösterdiği kadar, mevcut siyasi ezberlerin hiçbirinin kitlelerin derinlerdeki hakikat arayışını ve yapısal sorunlarını tatmin edemediğini de gösterir. Halkın esnekliği, aslında statükonun kurduğu hegemonyanın ne kadar kırılgan ve eğreti olduğunun kanıtıdır. Kitleler poz kesmektedir, çünkü kendilerine sahici bir özne olma alanı sunulmamıştır. Tribünlere çekilmişlerdir, çünkü sahada gerçek bir dönüştürücü irade yoktur.
Siyasetin önünde açılan yeni imkan ve kabiliyet tam olarak buradadır: Halkın dönüştürülebilirliğini dikkate alan bir siyasi akıl, kitleleri anlık dalgalarda sörf yapan seyirciler olmaktan çıkarıp, tarihin öznesi kılabilir. Bu esneklik, doğru bir entelektüel maya, samimi bir adalet vurgusu ve kapsayıcı bir Gelecek Tasavvuru ile buluştuğunda, plastikleşen toplum hızla kenetlenen, bilinçli ve sarsılmaz bir kurucu güce evrilebilir.
Siyaset, kitlelerin mevcut plastik halinin fotoğrafını çekip ona göre konum alma zayıflığı değil; o malzemeyi adaletle, akılla ve erdemle yeniden şekillendirme sanatıdır.
Bu plastikleşme çağında, kitlelerin bu akışkan potansiyelini gören, halkın dönüştürücü gücüne inanan ve bu esnekliği tribün eğlencesine değil, aydınlık bir geleceğin inşasına tahsis eden kurucu akıllara ne mutlu.
Çok Okunanlar
Bakan Uraloğlu: Discord açılacak
Üniversitelerdeki evrim de devam ediyor
Halkın geçim ve seçim çilesi!
Ciro sarhoşluğu ve resesyon diyeti: Şirketler için büyük illüzyon
Rahmi Koç hakkında soruşturma
Fatih Altaylı 'Gençlere borcum var' diyerek duyurdu!
Trendyol Süper Lig'de yeni sezonun hakemleri açıklandı
AKP'den Rahmi Koç'un 'Kürt kadın hasta' fıkrasına tepki
Taksi durağında çıkan tartışma silahlı saldırıya dönüştü
Kılıçdaroğlu’ndan CHP’de il başkanları hamlesi