Bir ülkede siyasetten ve ekonomik faaliyetlerden beklenen, kıt kaynaklarla ülkede yaşayan insanların gereksinimlerini karşılamak, maddi koşullarını daha da yükseltmek ve toplumun refahını artırmaktır. Söz konusu faaliyetler genel olarak üretim, tüketim, dolaşım ve bölüşüm şeklinde olmaktadır.
Belirli bir dönemde oluşturulan mal ve hizmetlerin toplamını ifade eden milli gelirin, kişiler ya da sosyal gruplar arasında paylaştırılabilmesini belirleyen toplumsal ilişkilere bölüşüm ilişkileri adı verilmektedir. Bölüşüm ilişkileri sonucunda kişi ve gruplara düşen gelirlere ise gelir dağılımı denilmektedir. Gelir dağılımından kastedilen ise milli gelirin dağılımıdır. Daha doğrusu, adaletli dağılımdır.
Bir ülkede belirli dönemler içinde yaratılan gelirin bireyler, bölgeler ve sektörler arasındaki dağılımı veya milli gelirden, bir başka deyişle üretimden alınan paylar belirtilmektedir.
Gelir dağılımı;
? Gelir eşitsizlikleri ile sosyal ve ekonomik kurumlar arasında nasıl bir ilişki olduğunu,
? Zengin ve yoksul arasındaki gelir farklılığının zaman içindeki değişimini,
? Gelir eşitsizliğindeki değişimlerin servet, sermaye birikimi ve büyüme üzerindeki etkilerini ve
? Kaynak dağılımını ortaya koymaktadır.
Ülkede uygulanan para ve maliye politikaları gelir dağılımını doğrudan etkilemektedir.
Günümüzde gelir dağılımı, büyüme ve vergileme arasında pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Gelir dağılımı adil olan ülkelerde büyüme istikrarının olduğu görülmektedir. Yüksek gelir dağılımı adaletsizliği ise bir yandan siyasi istikrarsızlığa, diğer yandan daha az yatırıma ve daha düşük büyümeye neden olabilmektedir.
Ülkemizde, ilki 1963 yılında olmak üzere, daha çok kişisel gelir dağılımının gelişiminin gözlenmesi için çeşitli kurumlar tarafından birçok gelir dağılımı araştırması yapılmıştır. Kişisel gelir dağılımı tahlilinde en çok kullanılan yöntem, nüfusun yüzde dilimlerine gelirin hangi oranda dağıtıldığını göstermek şeklindedir. Yapılan çeşitli gelir dağılımı araştırmalarının sonuçları da bu yöntemlerle değerlendirilebilir.
Nüfusun %20’lik dilimlerinin gelirden aldığı paylar gösterilmektedir. Buna göre, 2003 yılında nüfusun en düşük gelirli %20’lik kesimi gelirin ancak %6’sını alırken, nüfusun en yüksek gelirli %20’lik kesimi %48’ini almaktadır. 2026 yılında ise nüfusun en düşük gelirli %20’lik kesimi gelirin ancak %6’sını alırken, nüfusun en yüksek gelirli %20’lik kesimi %49,0’unu almaktadır. Görüldüğü gibi, düşük gelirlilerin bu süreçte geliri artmamıştır.
Gini Katsayısı, 0 ile 1 arasında bir değer alır ve ülkedeki gelir dağılımının kimler üzerinde yoğunlaştığını ifade eder. Gini Katsayısı’nın 1’e yaklaşması gelir dağılımındaki adaletsizliği, 0’a yaklaşması ise tam aksine gelir dağılımının adil olduğunu ifade eder. Gelirin yoğunlaşmasını da ifade eder.
Literatürde genel kabul görmüş kritere göre, en yüksek gelir grubunun gelirden aldığı pay, en alt gelir grubunun aldığı payın 8 katı olduğu durumlarda toplumsal bunalımlar ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde en yüksek gelir grubunun gelirden aldığı pay, en alt gelir grubunun aldığı payın 2003 yılında 8,1 katı, 2026 yılında ise 8 katı olmuştur.
Gelir dağılımındaki çarpıklık ve adaletsizliğin değişmediğini, TÜİK’in 2026 yılı “Eşdeğer Hanehalkı Gelirleri”ne göre nüfusun %27,9’unun yoksulluk sınırı altında olduğu açıklaması da doğrulamaktadır.
Ülkemizde 25 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.
Vergilemede gelirin yeniden tanımıyla önceden kavranamayan gelirlerin vergilendirilmesi, düşük gelirlilerin ödeyeceği vergilerde lehlerine yapılacak düzenlemeler, devletin kaynak dağılımında vergi politikaları ve kamu harcamaları yoluyla üstleneceği düzenleyici rol, gelir dağılımını düşük gelir grupları lehine bir düzenleme olacaktır.
Gelir dağılımı adaletsizliği, toplumsal refah ve sürdürülebilir kalkınmanın odak noktası durumundadır. İnsani gelişme düzeyi, bireylerin yaşam kalitesini artıran temel göstergelerden biridir. Bu durum, toplumdaki eşitsizliğin azaltılması ve insani gelişme göstergelerinin sürdürülebilir düzeye yükseltilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Siyaset, toplumsal büyüme ve kalkınmayı gerçekleştirmek zorundadır. Büyüme sonucu elde edilen refahın da adil bir şekilde topluma paylaştırılması gerekir. Aksi takdirde var olan refah toplumda tartışılır hâle gelir. Gelir adaletinin bozulması hem demokrasi hem de hukuk güvenliği sorunlarını beraberinde getirir. Kalkınma politikalarının yalnızca ekonomik büyümeyi değil, insani gelişmişlik düzeyinin artırılmasını ve gelir dağılımının iyileştirilmesini hedeflemesi kritik bir öneme sahiptir.
Siyasetin yapması gereken; eğitim ve sağlık alanlarında eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi, bölgesel kalkınma projelerinin güçlendirilmesi, dezavantajlı grupların iş gücüne katılımını artıracak önlemlerin alınmasıdır. Bu politikalar hem insani gelişmişliği artıracak hem de gelir dağılımındaki adaletsizliklerin azalmasına katkıda bulunacaktır. Yine siyasetin, sosyal transferlerin etkin kullanımında gelir eşitsizliklerinin kısa vadede giderilmesinde etkin rolü vardır.
Ülkemizin özellikle OECD ülkeleri içindeki konumuna baktığımızda, Türkiye gelir eşitsizliği ve yoksulluk açısından oldukça dezavantajlı konumdadır. 1960’lı yıllardan günümüze gelir eşitsizliğinde anlamlı bir iyileşme gerçekleşememiştir. Ülkemizde siyasi iktidarların gelir dağılımında adaleti sağlamak ve yoksullukla mücadele amacıyla uygulanan sosyal politikalara yeterince ağırlık vermedikleri görülmektedir.
Gelir dağılımı eşitsizliği ve yoksulluk, Türkiye’de çözüm bekleyen en önemli sosyo-ekonomik sorunlar arasında yer almaktadır. Türkiye’de yoksulluk oranları kırsal kesimde ve kentlerde oldukça yüksektir. Hanehalkı büyüdükçe nispi yoksulluk da artmaktadır. Ülkemizde yoksulluk oranları oldukça yüksektir. Bu durum sürdürülebilir değildir.
Bu gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluk sorunu, demokrasi, adalet ve hukuk güvenliğini de tartışmalı hâle getirmektedir.
Prof. Dr. Duran BÜLBÜL
Çok Okunanlar
Nepal ve Tibet’te sel bilançosu ağırlaşıyor
Saray'dan AİHM’in Osman Kavala kararına sert tepki
GTA 6’dan ilk resmi oynanış görüntüleri yayınlandı: Türkçe altyazı detayı
Dilek İmamoğlu'ndan siyasetçilere 'tepkisiz kalıyorlar' isyanı
TÜGVA Yaz Okulu’nda öğrencilerine dağıtılan kitabın ayrıntıları ortaya çıktı
Yeni Mercedes-Maybach S-Serisi’nin fiyatları belli oldu
Gazeteler Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi zaferini nasıl gördü?
En çok uçuş yapan 20 havayolu şirketi açıklandı
Almanya’da okulda saldırı: 2 ölü, 1 şüpheli gözaltında
Ebrar Karakurt neden milli takımda yok?