Türk Vergi Mevzuatı son yıllarda sürekli bir değişim ve devinim içerisindedir. Her bir yeni sorun için yasal düzenleme yapılabildiği gibi, idareye tanınan geniş yetkiler çerçevesinde anayasa ve normatif vergileme prensiplerine aykırı düzenlemeler ile vergi ihdas edilip kaldırılmaktadır. Normlar hiyerarşisi sürekli ihlale maruz bırakılmıştır.
Bunun sonucunda; Türk Vergi Sistemi, birbirleriyle uyumsuz birçok yasa maddesi ve idari düzenleme ile uygulama karışıklıkları içeren bir yapıya dönüşmüştür. Bu nedenle Türk Vergi Sistemi, sosyal politikaları da gözetir şekilde yeniden dizayn edilmelidir.
Türk Vergi Sisteminin sürdürülebilir, sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesinin ön koşulu, vergilemenin tarafı olan bütün kesimlerin kaygılarının dikkate alınmasıdır. Normatif vergileme prensiplerine uyumlu bir vergi mevzuatının uygulanabilirliği, vergi sisteminde var olan karar birimlerinin davranış biçimlerine bağlıdır.
Bu nedenle, verginin tarafı olan;
- Vergi ödeyicisi ve seçmen olarak mükellefin,
- Vergi yasalarının adil ve şeffaf olarak uygulanmasından sorumlu vergi idaresinin,
- Vergi yasalarının doğru uygulanmasının denetiminden sorumlu vergi denetiminin,
- Vergi yasalarının yürürlükteki mevzuat çerçevesinde uygulandığının denetiminden sorumlu vergi yargısının,
- Mükellef ile idare arasında köprü işlevi gören meslek mensuplarının,
katılımları sağlanarak taleplerinin, öngörülerinin ve beklentilerinin elde edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca ekonominin gelişmişlik derecesi, sosyolojik yapı, psikolojik unsurlar ve vergi mevzuatı dışındaki yasal düzenlemeler de dikkate alınmalıdır. Bütün bu veriler çerçevesinde yapılacak düzenlemelerin, toplumsal uzlaşmayla hayata geçirilmesi esas olmalıdır. Ancak bu durumda vergi direnci en aza indirgenerek vergi uyumu gerçekleştirilebilecektir.
Bunun yanında; vergi idaresi, vergi denetimi ve vergi yargısının tarafsız, etkin, şeffaf ve yasal çerçeveye uygun davranış biçimlerinin geliştirilmesi, ekonominin gereklerine de cevap verecek şekilde yapılacak mevzuat düzenlemelerinin, Anayasa ile teminat altına alınan;
- Ödeme gücü,
- Kanunilik,
- Hukuki güvenlik,
ilkelerini taviz vermeksizin içermesi, vergi uyumunu da pekiştirecektir.
Vergi uyumunun sağlanmasının bir diğer ön koşulu da sosyal faktörleri ve etkileri dikkate alan, kamu finansman gereklerinin sağlayıcısı konumundaki karar birimlerinin, yani vergi mükelleflerinin mülkiyetlerinden çıkarak kamu mülkiyetine vergi adı altında transfer olunan bedellerin, sosyal uzlaşı çerçevesinde harcandığına ilişkin yeterli güvencenin kamu tarafından verilmesidir. Aksi halde vergiye olan doğal direncin kabul edilebilir seviyelere indirilmesi olanaklı görülmemektedir.
Kamu harcamalarının hangi standartlarda yapıldığına yönelik bilgiler bütün şeffaflığı ile duyurulmalı; yani vergi adı altında toplanan paraların ne şekilde, hangi amaçla, nerede ve kimlere harcandığı topluma anlatılmalıdır.
Toplam refah seviyesinin yükseltilmesi, barış ortamının sağlanması, gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderilmesi, bireye dayanan hak ve özgürlüklerin elde edilebileceği sosyal bir yaşamı öngören politikaların hayata geçirilebilmesi, ancak kamu gelirleri ve kamu harcamalarına yönelik politika değişikliklerinin eş anlı tasarlanması ve uygulanması ile olanaklıdır.
Yukarıda olması gereken nitelikleri belirtilen yeni vergi sistemi, aşağıdaki süreç ve kriterler dikkate alınarak yapılandırılmalıdır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bünyesindeki Vergi Konseyi, verginin tarafı olan bütün kesimleri içerecek şekilde yapılandırılmalı ve mevzuatta yapılacak değişikliklerde görüş ve öneriler temin edilmelidir.
Kurumlar Vergisi Kanunu'nda olduğu gibi, diğer maddi vergi kanunlarının birbirleriyle olan ilişkisi de göz ardı edilmeden bir bütün dâhilinde, maddi vergi kanunları ile kanunların uygulanmasına yönelik usul kanunları olan Vergi Usul Kanunu ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun yeniden düzenlenmelidir.
Yasa metinlerindeki değişiklikler, hâlen uygulanmakta olduğu gibi somut sorunların çözümüne yönelik olmayıp, vergi yasaları ile ilgili diğer yasa hükümlerinin dikkate alındığı soyut hukuk normları niteliğinde bulunmalıdır.
Yasal düzenlemelerde, Anayasa'da himaye edilen; mali güce göre vergilendirilme yapılması, tarafsızlık, yasallık ve hukuki güvenlik ilkeleri gözetilmelidir.
Ekonomik gelişme seviyesi ve dış ticaret hacmi dikkate alınarak uluslararası kurallara (AB Müktesebatı, Dünya Ticaret Anlaşmaları, OECD vb.) uyum sağlanmalıdır.
Vergi tabanını genişletmeli ve gelir dağılımındaki dengesizlik giderilmelidir. Mükellef hukukuna saygı gözetilmelidir. İdari uygulamalar, yargı denetimine tabi tutularak keyfiyet önlenmelidir. Yürütmeye vergi ihdas edecek veya kaldıracak şekilde geniş yetkiler verilmemelidir.
Mevzuatta yapılacak değişikliklerin cari dönemde uygulanmaya konulması, ekonomik karar birimlerinin planlarını sekteye uğratmaktadır. Dolayısıyla yapılacak değişikliklerin, Anayasa'ya uygun olarak da takip eden vergilendirme dönemlerinde yürürlüğe girecek şekilde ihdas edilmesi gerektiği prensibine sadık kalınmalıdır.
Prof. Dr. Duran BÜLBÜL
Çok Okunanlar
PKK'lı teröristlerden itiraflar gelmeye başladı
Hazine’nin düzenlediği iki ihalede yaklaşık 95,7 milyar liralık borçlanma
Sebahattin Şirin’in ifadesi ortaya çıktı
Köpeklerin saldırısına uğrayan kadın 637 bin TL'lik tazminat davasını kazandı
Bu ne 'Özel' çelişki!..
Gazeteci Deniz Zeyrek, üç AKP'li vekile sordu, güldüler...
Kara Harp Okulu’nun yeni dekanı AKP’li çıktı
Keşfettikçe tükeniyoruz
Rusya'da tutuklu bulunan ABD vatandaşı, Trump-Putin görüşmesi sonrası serbest
Fenerbahçe'nin play-off'taki rakibi belli oldu