İlkeler ve ideolojiler yerini ahbap-çavuş ilişkilerine, rant kollamaya bıraktığında; farklı partilere mensup olmanın da bir anlamı kalmıyor. Bugün ülkemizde yaşanan tam olarak budur. Çok partili hayatın şeklen sürdüğü, ancak zihniyet olarak tek parti düzeninin hâkim olduğu bir döneme doğru hızla evriliyoruz.
Son yıllarda partilerin milletvekillerine ve belediye başkanlarına baktığımızda, seçildikleri partilerle neredeyse hiçbir bağlarının olmadığını görüyoruz. Hatta kimi isimlerin, seçildikten sonra partisinin genel merkezine ya da örgütlerine ilk kez adım attığına tanık oluyoruz. Daha da vahimi; ömrünü bugün temsil ettiği partiye karşı mücadele ederek geçirmiş kişilerin, bir anda o partinin “etkili ve yetkili” kadroları hâline gelmesidir.
Seçimle elde edilen yetki, halka hizmet için değil; bin bir özveriyle ödediğimiz vergilerin, çevrede kümelenmiş rant gruplarına peşkeş çekilmesi için kullanılıyor. Bununla da yetinilmiyor; yolsuzluk, kayırmacılık ve hukuksuzluk adeta sıradanlaştırılıyor. Parti rozeti değişse de zihniyet değişmiyor. İşte bu yüzden ülke, fiilen tek parti anlayışıyla yönetiliyor.
Ömrünü partisine adamış, bedel ödemiş insanların; ülkesini seven, iyi eğitim almış, alanında yetkin bireylerin hiçbir kıymeti yok. Hatta çoğu zaman tam tersine, bu nitelikler “tehlike” olarak görülüyor. Düşünen, sorgulayan, liyakatli insan parti için risk sayılıyor; içeri alınmıyor, görev verilmiyor. Nitekim uygulama yıllardır hep böyle.
Öyle bir çürüme hâliyle karşı karşıyayız ki; partiniz adına saldırıya uğrayıp ölümle burun buruna gelseniz bile, sizin yöneticiniz size geçmiş olsun demek yerine saldırıyı gerçekleştiren kişiye geçmiş olsun ziyaretine gidebiliyor. İlke değil güç, hak değil çıkar korunuyor.
Bugün ülkede partiler arasında ideolojik bir fark kalmamıştır. Vatandaşların farklı partilerde yer alıp birbirlerine düşmanlık beslemelerinin de bir anlamı yoktur. Zira seçilen belediye başkanları ve milletvekilleri, hasbelkader kazandıkları partilerden kısa sürede başka partilere “transfer” olabilmektedir. Halk ise ya buna duyarsızdır ya da bu düzenden memnundur.
Buradan açık bir çağrı yapıyorum:
Eğer gerçekten bir farkınız yoksa, tüm partiler birleşsin.
Çünkü bir partiyi diğerinden ayıran temel ölçüt ideolojik farklılıktır. Milli gelir, kalkınma, planlama, emeklilik, istihdam, vergi, bütçe, adalet, insan hakları, deprem politikaları, yangınlar, cinayetler, borçlanma, gelir dağılımı, sendikalaşma, tarım, çiftçi, ihracat, ithalat, yolsuzluk ve kamu yönetimi hakkında ne düşündüğünüzle ayrışırsınız. Bu başlıklarda bir fark yoksa, ayrı partiler olmanın da hiçbir anlamı yoktur.
Bu birbirine benzeme hâlini sona erdirecek tek çare, Mustafa Kemal’in yoludur.
Üçüncü Yoldur.
Bu yol; çağdaşlığın, adaletin, hakça ve halkça bölüşümün, insanca yaşamın yoludur. Tek parti zihniyetine karşı gerçek çoğulculuğun, şeklen değil fikren demokrasinin yoludur.
Çok Okunanlar
En düşük emekli maaşı düzenlemesi AKP kulislerinden sızdı!
Öğrencilerini ders saatinde evine götürüp temizlik yaptırmış
Fuhuş ve uyuşturucu partileri pandemi döneminde bakın nerede yapılmış!
Kendi maçına bahis oynayan futbolcuyu açıkladı!
İran çökerse…
Spiker Nur Köşker Mehmet Akif Ersoy'un o sözlerine yanıt verdi
AKP, CHP'li 3 Belediye Başkanı ile temasta: Transferler sürecek
Venezuela ordusunda 'ihanet' iddiası
Uyuşturucuyu itiraf eden Şeyma Subaşı'ndan dikkat çeken paylaşım
Suyun gücünü hafife alma: Ankara neden susuz?