Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
46,8469
Dolar
Arrow
40,5798
İngiliz Sterlini
Arrow
54,2381
Altın
Arrow
4339,0000
BIST
Arrow
10.642

TÜRKİYE’DE İÇ GÖÇ DİNAMİKLERİ: İstanbul’dan Adana’ya, Bursa’dan Van’a Umudun, Eşitsizliğin ve Geleceğin Haritası

Türkiye’de iç göç, yalnızca nüfusun yer değiştirmesi değil; ekonomik fırsatların, sosyal adaletin ve yaşam kalitesinin bir aynasıdır. TÜİK’in 2024 verileri, milyonlarca insanın şehirler arasında hareket ederken aslında daha iyi eğitim, istihdam, barınma ve yaşam koşulları arayışında olduğunu göstermektedir. İstanbul’un hem en fazla göç alan hem de en fazla göç veren şehir olması, Bursa’nın sanayiyle büyürken sürdürülebilirlik sınavı vermesi ve Adana’nın genç nüfusunu kaybetme tehlikesi, bu dinamiklerin en çarpıcı örnekleridir. Türkiye’nin nüfus yapısı, yıllar içinde doğurganlık ve ölüm oranlarındaki değişikliklerin yanı sıra, iç göç hareketliliği ile de önemli dönüşümler yaşamaktadır. İç göç, bölgesel eşitsizliklerin, kalkınma dengesizliklerinin ve toplumsal kırılganlıkların en yalın göstergesi olarak Türkiye’nin geleceğine dair önemli mesajlar sunmaktadır.

TÜİK VERİLERİYLE GÖÇÜN SAYISAL HARİTASI: Kim, Neden, Nereye?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2024 yılına ait İç Göç İstatistikleri, bu dinamikleri daha net bir şekilde gözler önüne seriyor. Rapora göre, Türkiye’deki iç göç hareketliliği, her yıl milyonlarca bireyi farklı illere yönlendiriyor ve bu, ülkenin genel nüfus yapısında önemli bir etkiye yol açıyor. İç göçün sebepleri arasında iş fırsatları, eğitim olanakları, yaşam kalitesi ve ailevi sebepler öne çıkarken, bu hareketlilik aynı zamanda bölgesel dengesizlikleri ve göç alan-veren iller arasındaki farkları da gözler önüne seriyor.

2024 yılı itibarıyla Türkiye’de 2 milyon 682 bin 673 kişi iller arasında göç etmiş olup, bu sayı, ülke nüfusunun yaklaşık % 3,13’ünü oluşturuyor. Yıllar içinde değişkenlik gösteren göç oranı, 2008 yılında % 3,18, 2020yılında %2,70, 2021yılında %3,28, 2022yılında %3,27 ve 2023 yılında % 4,04 olmuştur. 30 ilimiz net göç alırken, 51 ilimiz ise net göç vermiştir.Bu değişim, ekonomik ve sosyo-kültürel baskıların iç göç üzerindeki etkisinin arttığını ve bu dinamiklerin nasıl şekillendiğini gösteriyor.

İç göç gerçekleştiren nüfusun cinsiyet dağılımına bakıldığında, kadınların oranı (%52,4) erkeklerden (%47,6) fazladır. Bu farklılık, aile odaklı göçlerde kadınların daha büyük rol oynadığını, bireysel iş ve eğitim kaynaklı göçlerde ise erkeklerin biraz daha belirgin olduğunu göstermektedir.

METROPOLÜN PARLAK YÜZÜ, TAŞRANIN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ: TÜRKİYE'DE DENGESİZ KALKINMANIN İZLERİ 

En az göç veren ilk 10 il ise şunlardır: Ardahan 6 bin 441, Kilis 8bin41, Bayburt 8bin639, Tunceli 8bin868, Bartın 9bin569, Bilecik 10bin38, Artvin 10bin400, Iğdır 11bin778, Karaman 11bin846, Uşak 11bin886. Bu iller, daha az göç hareketliliği gözlemlenen ve sakin yerleşim yerleri olarak öne çıkmaktadır.

En çok göç veren ilk 10 il ise İstanbul 369bin453, Ankara 150bin373, İzmir 102bin40, Antalya 71bin999, Bursa 66bin440, Kocaeli 63bin593, Şanlıurfa 60bin925, Konya 56bin234, Adana 56bin108, Mersin 54bin703 olarak sıralanmıştır. Bu iller, genellikle büyük şehirler olup, ekonomik fırsatlar, eğitim olanakları ve sosyal altyapılar açısından daha fazla göç çekmektedir.

En az göç alan ilk 10 il ise Ardahan 4bin570, Bayburt 5bin644, Tunceli 6bin739, Kilis 7bin503, Artvin 7bin670, Iğdır 8bin, Hakkari 8bin478, Bartın 9bin439, Kars 9bin588, Bilecik 10bin23'tür. Bu iller, daha düşük göç alma oranlarıyla dikkat çekmektedir.

En çok göç alan ilk 10 il ise İstanbul 395bin485, Ankara 202bin402, İzmir 117bin889, Antalya 96bin618, Bursa 81bin656, Kocaeli 80bin804, Mersin 60bin574, Gaziantep 56bin97, Adana 55bin342, Konya 53bin971 olarak sıralanmıştır. Bu iller, büyükşehir olmaları ve gelişmiş altyapılarıyla yoğun göç alan yerlerdir.

İl

Toplam Nüfus

Aldığı Göç

Verdiği Göç

Net Göç

Net Göç Hızı (‰)

Aldığı Göç Sıralaması

Verdiği Göç Sıralaması

Net Göç Sıralaması

Net Göç Hızı Sıralaması

İstanbul

15.701.602

395.485

369.453

26.032

1,7

1

1

2

25

Ankara

5.864.049

202.402

150.373

52.029

8,9

2

2

1

6

İzmir

4.493.242

117.889

102.040

15.849

3,5

3

3

5

17

Bursa

3.238.618

81.656

66.440

15.216

4,7

5

5

7

13

Adana

2.280.484

55.342

56.108

-766

-0,3

9

9

36

32

Türkiye

85.664.944

2.682.673

2.682.673

0

0,0

 

 

 

 

 

Türkiye’de iç göç hareketliliği, sadece ekonomik faktörlerle sınırlı kalmayıp, yaşam kalitesi, sosyal olanaklar, eğitim fırsatları ve ailevi sebepler gibi bir dizi dinamiğin etkisi altındadır. Bu veriler, iç göçün hangi illerde daha fazla ve hangi illerde daha az gerçekleştiğini, ayrıca göçün sosyal yapılar üzerindeki etkilerini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Göçün önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceği ise, özellikle bölgesel kalkınma politikaları ve yaşam koşullarındaki iyileştirmelerle yakından ilişkilidir.

TÜRKİYE'DE NET GÖÇ SAYILARI VE NET GÖÇ HIZI: EN FAZLA VE EN AZ GÖÇ ALAN/VEREN 10 İL

2024 yılında Türkiye'deki iller arasında göç hareketliliği dikkat çekici düzeydedir. Net göç ve net göç hızı verileri, hangi illerin daha fazla göç aldığı ya da verdiğini ortaya koymaktadır.

Net göç sayısına göre en fazla göç alan il Ankara olmuştur. Başkent, 52 bin 29 kişilik net göçle (Alınan Göç: 202 bin 402 iken Verilen Göç: 150 bin 373) listenin başında yer almaktadır. Onu sırasıyla 26 bin 32 kişiyle İstanbul (Alınan Göç: 395 bin 485iken Verilen Göç: 369 bin 453), 24 bin 619 kişiyle Antalya, 17 bin 211 kişiyle Kocaeli ve 15 bin 849 kişiyle İzmir takip etmektedir. Tekirdağ (15 bin 443), Bursa (15 bin 216), Muğla (12 bin 517), Kahramanmaraş (7 bin 130) ve Eskişehir (6 bin 819) net göç sayısı bakımından en çok göç alan ilk 10 il arasında yer almıştır.

Öte yandan net göç sayısı bakımından en çok göç veren illerin başında Van gelmektedir. Van, 22bin605 kişilik net göç kaybı yaşamıştır. Van'ı 19bin154 kişiyle Şanlıurfa, 16bin559 kişiyle Ağrı, 13bin613 kişiyle Sivas, 11bin908 kişiyle Erzurum, 11bin622 kişiyle Siirt, 10bin870 kişiyle Muş, 8bin443 kişiyle Yozgat, 8bin97 kişiyle Şırnak ve 7bin420 kişiyle Diyarbakır takip etmektedir. Bu illerin ortak noktası, büyük ölçüde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer almalarıdır.

Net göç hızı dikkate alındığında ise, 2024 yılı itibariyle nüfusuna oranla en fazla göç alan il Yalova olmuştur. Yalova’nın net göç hızı binde 15,6’dır. Bu oran, nüfus büyüklüğüne göre oldukça yüksek bir iç göç çekiciliğine işaret etmektedir. Yalova’yı binde 13,1 ile Tekirdağ, binde 11,6 ile Muğla, binde 10,4 ile Tokat ve binde 9,1 ile Antalya takip etmektedir. Ankara (binde 8,9), Kocaeli (binde 8,1), Eskişehir (binde 7,4), Malatya (binde 6,9) ve Kahramanmaraş(binde 6,3) net göç hızı açısından ilk 10’da yer almaktadır.

Diğer yandan, net göç hızı açısından en fazla göç veren il Gümüşhane olmuştur. Gümüşhane’nin net göç hızı binde -42,8’dir. Bu oldukça yüksek bir oran olup, ilin ciddi bir nüfus kaybı yaşadığını göstermektedir. Gümüşhane'yi binde -35,2 ile Bayburt, binde -34 ile Siirt, binde -32,6 ile Ağrı, binde -27,7 ile Çankırı, binde -27,3 ile Muş, binde -25,3 ile Kars, binde -24,3 ile Tunceli, binde -21,1 ile Sivas ve binde -20,3 ile Ardahan izlemektedir.

Genel olarak değerlendirildiğinde net göç sayısına göre, Ankara, İstanbul, Bursa, Antalya, Kocaeli ve İzmir gibi büyükşehirler göç alan bölgeler arasında yer almakta; bu iller daha fazla iş imkânı, eğitim ve yaşam olanakları sunmaları nedeniyle nüfus çekmektedir. Buna karşılık Van, Şanlıurfa, Ağrı, Sivas ve Erzurum gibi iller ise çeşitli ekonomik, sosyal ve altyapı sorunları nedeniyle göç veren bölgeler olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, Türkiye'deki bölgesel eşitsizliklerin ve kalkınma farklılıklarının göç üzerinde ne denli etkili olduğunu göstermektedir.

İSTANBUL: GÖÇ ALAN VE GÖÇ VEREN İLİN AYNI ANDA LİDERİ OLMASI NE ANLAMA GELİYOR?

İstanbul hâlâ en büyük göç merkezi. Ancak aldığı ve verdiği göç rakamlarının birbirine yakınlığı, metropolün artık “denge noktasına” ulaştığını gösteriyor. 2024 yılı verilerine göre İstanbul, 395 bin 485 kişiyle en çok göç alan il olurken, aynı zamanda 369 bin 453 kişiyle en fazla göç veren il konumundadır. Bu veriler doğrultusunda İstanbul’un net göç sayısı 26 bin 32, net göç hızı ise binde 1,7 olarak gerçekleşmiş ve bu değerlerle İstanbul, net göç sayısı açısından Türkiye'de 2. sırada, net göç hızı açısından Türkiye'de 25. sırada yer almıştır. Bu durum, ilk bakışta paradoksal gibi görünse de aslında kentin çok katmanlı demografik ve ekonomik yapısını açıkça ortaya koymaktadır. 

İstanbul, eğitim, istihdam, sağlık hizmetleri ve kültürel olanaklar gibi çeşitli çekim unsurlarıyla hâlâ Türkiye'nin cazibe merkezi olmaya devam etmektedir. Ancak yüksek yaşam maliyetleri, konut fiyatlarındaki artış, trafik yoğunluğu, çevresel baskılar ve sosyal yaşamın giderek zorlaşması birçok insanı bu şehirden göç etmeye zorlamaktadır. Özellikle orta ve alt gelir grupları, İstanbul’dan Trakya, Marmara çevresi, Ege ve Karadeniz gibi daha yaşanabilir görülen bölgelere doğru yönelmektedir. Bu durum, İstanbul’un “göç fabrikası” hâline geldiğini ve aslında Türkiye’deki iç göçün merkez üssü olduğunu göstermektedir.İstanbul’un göç dengesinde en belirleyici unsur, 20-24 yaş grubu gençler. Özellikle üniversite eğitimi için kente gelenler, mezuniyet sonrası artan maliyetler nedeniyle kenti terk etme eğilimi gösteriyor.

ANKARA VE İZMİR: İSTİKRARLA BÜYÜYEN ÇEKİM NOKTALARI

2024 yılı verilerine göre Ankara, 202 bin 402 kişiyle göç alan iller arasında 2. sırada yer almıştır. Ayrıca net göç sayısı 52 bin 29, net göç hızı ise binde 8,9 olarak gerçekleşmiş; net göç sayısı açısından Ankara, Türkiye genelinde 1.sıraya,net göç hızı açısındanise 6. sıraya yerleşmiştir.İzmir ise 117 bin 889 kişiyle göç alan iller arasında 3. sırada bulunmakta; 15 bin 849 kişilik net göç sayısı açısından 5. sırada ve binde 3,5’lik net göç hızıyla ise 17. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda,Ankara 150 bin 373 kişi ile göç veren iller arasında 2. sırada İzmir ise 102 bin 40 kişi ile3. sırada yer almaktadır. Bu iki büyükşehir, İstanbul’a kıyasla daha sakin bir yaşam, daha erişilebilir kamu hizmetleri ve istihdam olanakları sunması nedeniyle özellikle genç nüfus ve beyaz yaka çalışanlar için cazip kalmaktadır. Ancak bu şehirlerde de kira fiyatları, kentsel yayılma ve ulaşım sorunları artış göstermektedir. Bu nedenle göç alma kapasitesini koruyan Ankara ve İzmir’in, sürdürülebilir kentleşme politikaları ile bu yükü dengelemesi gerekmektedir.

EN AZ GÖÇ ALAN VE VEREN İLLER: SESSİZLİĞİN ARKA YÜZÜ

En az göç alan iller sırasıyla Ardahan (4 bin 570), Bayburt (5 bin 644) ve Tunceli (6 bin 739) olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda Ardahan (6 bin 441), Kilis (8 bin 41) ve Bayburt (8 bin 639) illeri göç verenler arasında da son sıralardadır. Bu durumun ardında yatan temel neden, bu illerin hem nüfusunun düşük olması hem de sosyo-ekonomik hareketliliğin zayıf kalmasıdır. Ardahan, Tunceli, Kilis ve Bayburt gibi iller, ekonomik faaliyetlerin sınırlı olması, özel sektör yatırımlarının yetersizliği ve eğitim-istihdam fırsatlarının azlığı nedeniyle gençleri tutamamaktadır. Aynı zamanda bu illerden dışarı göç edenlerin sayısı da sınırlı kalmakta, çünkü zaten nüfus hacmi oldukça küçüktür.

GENÇLİK GÖÇÜ: EĞİTİM İÇİN HAREKET EDEN BİR KUŞAK

2024 yılı verilerine göre, en fazla göç eden yaş grubu 20-24 yaş arasındaki gençlerdir. Bu yaş grubundan 549 bin 43 kişi il değiştirmiştir. Göç eden gençlerin %58,1’i kadın, %41,9’u erkektir. Bu yaş grubunun göç etme nedenlerinin başında ise eğitim yer almaktadır. 209 bin 40 genç, yükseköğrenim veya mesleki eğitim amacıyla farklı illere taşınmıştır. Aynı yaş grubunda işe başlama veya iş bulma nedeniyle 84 bin 328 kişi, daha iyi konut ve yaşam koşulları içinse 44 bin 319 kişi göç etmiştir. Bu veriler, genç nüfusun bireysel bağımsızlık arayışı, eğitim beklentisi ve sosyal mobilite isteğiyle yoğun bir şekilde hareket halinde olduğunu göstermektedir.

GÖÇ NEDENLERİNİN SOSYAL ARKA PLANI

Göç eden bireylerin göç etme nedenlerine bakıldığında, en sık karşılaşılan sebep hanedeki bireylerden birine bağlı olarak yapılan göç olmuştur. 2024 yılında bu nedenle göç eden kişi sayısı 579 bin 507’dir. Diğer göç etme nedenleriincelendiğinde, 512 bin 370 kişinin daha iyi konut ve yaşam koşulları, 479 bin 622 kişinin ise eğitim nedeniyle göç ettiği görülmüştür. Bu tür göçler, özellikle kadınlar ve çocuklar açısından belirgindir ve evlilik, eş durumu, bakım sorumluluğu gibi nedenlerle gerçekleşmektedir. Cinsiyete göre en önemli göç etme nedeni ise erkeklerde 255 bin 846 kişi ile daha iyi konut ve yaşam koşulları olurken kadınlarda 343 bin 342ile hanedeki fertlerden birine bağımlı göç oldu. Erkeklerde, hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ve doğal afet / acil durum, kadınlarda ise eğitim ve doğal afet / acil durumdiğer önemli göç nedenleri arasında yer aldı.Bu da bize, ekonomik gerekçelerin erkek göçünün temel motivasyonlarından biri olduğunu göstermektedir. Eğitim, hem erkekler hem de kadınlar için önemli bir göç gerekçesi olmaya devam etmektedir.

AZALAN NÜFUSU DENGELEMEK İÇİN NELER YAPILMALI?

Göç veren illerde gözlemlenen nüfus azalması, yalnızca demografik değil aynı zamanda sosyo-ekonomik bir risktir. Bu durumun önüne geçilmesi için yerel kalkınma politikalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Eğitim olanaklarının artırılması, üniversitelerin bölgede kalıcı projeler üretmesi, yerel iş gücü piyasalarının canlandırılması büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında tarım ve hayvancılık gibi geleneksel sektörlerin modernize edilerek cazip hâle getirilmesi, genç nüfusun kent dışına gitme zorunluluğunu azaltabilir. Dijital altyapının güçlendirilmesi ve uzaktan çalışma modelinin yaygınlaştırılması da bu illerde yaşamayı sürdürülebilir kılacaktır. Ayrıca sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, sosyal yaşam olanaklarının artırılması ve kültürel projelerin desteklenmesi, göçü yavaşlatacak adımlar arasında sayılmalıdır.

GÖÇ ALAN BÜYÜKŞEHİRLER İÇİN DENGELEYİCİ ADIMLAR GEREKİYOR

Büyükşehirlerin artan nüfusu, beraberinde ciddi altyapı, konut ve çevresel sorunları da getirmektedir. Bu sorunların başında barınma krizi, trafik yoğunluğu, sosyal hizmetlerde yetersizlik ve çevresel tahribat gelmektedir. Bu şehirlerde yaşam kalitesinin düşmemesi için sosyal konut politikalarının hızlandırılması, ulaşım sistemlerinin entegre edilmesi, yeşil alanların korunması ve kamu hizmetlerinin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Ayrıca göç baskısını sadece birkaç metropolün taşıması yerine, orta büyüklükteki şehirlerin cazibe merkezi hâline getirilmesi Türkiye'nin genel dengesi açısından da kritik olacaktır.

BURSA: GÖÇLE ŞEKİLLENEN SANAYİ VE REFAH DENGESİNİN YENİ YÜZÜ

2024 yılı verilerine göre Bursa, 3 milyon 238 bin 618 kişilik nüfusuyla Türkiye’nin en fazla göç alan illerinden biri olmuştur. 81 bin 656 kişiyle göç alan iller arasında öne çıkan Bursa, aynı zamanda 66 bin 440 kişiyle önemli ölçüde göç veren iller arasında da yer almaktadır. Göç alan ve veren toplam rakamlar göz önüne alındığında ise Bursa, İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’nın ardından en çok göç hareketliliği yaşayan 5. il konumundadır. Ayrıca Bursa,net 15 bin 216 kişilik göç almış ve Türkiye genelinde 7. sıraya yerleşmiştir ve binde 4,7’lik net göç hızı ile de Türkiye genelinde 13. sırada yer almaktadır. 

Bursa'nın göç alma ve göç verme dinamiklerini ele alırken, bu süreçlerin şehrin ekonomik yapısına, sanayi sektörlerine ve demografik çeşitliliğine nasıl etki ettiğini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Marmara Bölgesi’nin sanayi üssü olan Bursa, özellikle otomotiv, tekstil ve makine imalat sektörlerinde sunduğu iş olanaklarıyla genç iş gücü için güçlü bir çekim merkezi hâline gelmiştir. Bu sanayi çeşitliliği, hem göç alma hem de göç verme nedenlerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Örneğin, 9.384 kişi tayin veya iş değişikliği nedeniyle Bursa'ya yerleşirken, 5.965 kişi aynı sebeple şehri terk etmektedir. İş olanaklarının yaygınlığı, şehrin cazibesini artırırken, 8.773 kişi işe başlamak için Bursa'ya gelirken, 4.754 kişi de iş bulmak amacıyla şehir dışına göç etmektedir.

Bursa'nın ekonomik büyüklüğü, organize sanayi bölgeleri ve yüksek ihracat kapasitesiyle sadece yerel değil, bölgesel bir ekonomik merkez haline gelmesine katkı sağlamaktadır. Bu güçlü sanayi altyapısı, şehri aynı zamanda daha iyi konut ve yaşam koşulları arayışındaki 16.000 kişinin hedefi yapmaktadır. Fakat, Bursa'nın İstanbul’a coğrafi olarak yakınlığı ve daha düşük yaşam maliyetleri, özellikle orta sınıf ailelerin şehre yönelmesine sebep olmaktadır. Sonuç olarak, İstanbul'dan yaşanan “tersine göç” ile Bursa, cazip bir alternatif destinasyon haline gelmiştir. Ancak, bu hızlı nüfus artışı beraberinde ulaşım altyapısının yetersizliği, plansız kentleşme ve konut fiyatlarındaki hızlı artış gibi sorunları da getirmektedir.

Eğitim olanakları ve üniversite kapasitesi de Bursa’nın göç alma dinamiklerini şekillendiren önemli faktörlerden biridir. 10.453 kişi eğitim amacıyla Bursa'ya yerleşirken, şehir aynı zamanda üniversite mezunu gençlerin iş bulmak için başka illere veya yurt dışına göç etme eğiliminde olduğu bir yer haline gelmiştir. Bu durum, Bursa'nın insan kaynağını elde tutmak için daha nitelikli ve yüksek teknolojiye dayalı yatırımlar yapması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sosyo-kültürel açıdan da Bursa, göçmen nüfusunun çeşitliliği ile dikkat çekmektedir. Balkanlardan gelen göçmenler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen aileler, son dönemde artan Suriyeli ve Afgan mülteciler gibi farklı grupların bir arada yaşadığı şehirde, bu demografik çeşitlilik hem kültürel zenginlik hem de sosyal uyum açısından politikaların hassasiyetle belirlenmesini gerektirmektedir.

Bursa, göçle büyüyen bir şehir olarak Türkiye’nin sanayi gücü ile yaşam kalitesini dengeleyen öncü bir model olma potansiyeline sahiptir. Ancak bu potansiyelin kalıcı faydaya dönüşebilmesi, planlı kentleşme, nitelikli istihdam ve güçlü sosyal bütünleşme politikalarıyla mümkündür. Bu nedenle Bursa’nın, göç alma ve göç verme dinamiklerini dengeleyebilecek kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç duyduğu açıktır.

Sanayi altyapısı, tarımsal üretim gücü ve İstanbul’a yakınlığıyla Bursa, pozitif göçte öne çıkan şehirlerin başında gelmektedir. Daha iyi iş olanakları ve yaşam koşulları, kente yönelimin en temel sebeplerini oluşturmaktadır.Öte yandan hızlı nüfus artışı, konut fiyatlarındaki yükseliş, altyapı üzerindeki baskı ve artan trafik gibi riskler, Bursa’nın geleceği için önemli tehditler barındırmaktadır. Bu tablo, kentin sürdürülebilir kentleşme politikaları geliştirmesini zorunlu kılmaktadır. Bursa, ancak bu adımlarla büyümesini avantaja dönüştürebilir ve toplumsal refahını güvence altına alabilir.

ADANA: NET GÖÇ VEREN BİR KENTİN SOSYOEKONOMİK KIRILGANLIĞI

2024 yılı verilerine göre Adana’nın, 2 milyon 280 bin 484 kişilik nüfusuyla Türkiye’nin göç alan illerine kıyasla göç vereniller arasında üst sıralarda yer aldığı görülmektedir. 55 bin 342 kişiyle göç alan iller arasında olanAdana, aynı zamanda 56 bin 108 kişiyle önemli ölçüde göç veren iller arasında da yer almaktadır. Bu veriler doğrultusunda, Adana, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Kocaeli, Şanlıurfa ve Konya’ nın ardından en çok göç veren iller arasında 9. sırada yer almaktadır. Benzer şekilde Adana, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Kocaeli, Mersin ve Gaziantep’ in ardından en çok göç alan iller arasında 9. sırada yer almaktadır.Adanason yıllarda net göç veren iller arasında yer almaya başlamıştır. 2024 yılında net 766 kişilik göç vermiş ve Türkiye genelinde 36.sırada, binde -0,3’lik net göç hızı ile ise 32. sırada yer almıştır. 

Adana'nın göç alma ve göç verme dinamiklerini ele alırken, bu süreçlerin şehrin ekonomik yapısına, sanayi sektörlerine ve çevresel koşullarına nasıl etki ettiğini göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Tarım, sanayi ve lojistik altyapısı ile güçlü bir geçmişe sahip olan Adana, son yıllarda istihdam yaratma kapasitesindeki azalma, yaşam kalitesindeki düşüş ve artan sosyoekonomik eşitsizlikler nedeniyle net göç veren bir il hâline gelmiştir. Örneğin, 5.251 kişi tayin veya iş değişikliği nedeniyle Adana’dan ayrılırken, 6.221 kişi aynı sebeple şehre yerleşmektedir. Bu veriler, Adana'nın ekonomik yapısının, iş gücü hareketliliğine neden olan önemli faktörlerden biri olduğunu göstermektedir.

Adana’nın ekonomik büyüklüğü, özellikle tarım ve sanayi sektörlerindeki potansiyelinden kaynaklanmaktadır. Ceyhan'a yapılacak Doğu Akdeniz Konteyner Limanı, SASA Yumurtalık Özel Endüstri Bölgesi"  ve bölgedeki enerji yatırımları gibi lojistik altyapı imkanları, şehri hala önemli birsanayi ve ticaret merkezi haline getirmektedir. Ancak, bu sektörel güç, şehirdeki genç nüfusun başka illere göç etmesini engellemeye yetmemektedir. 4.260 kişi işe başlamak veya iş bulmak amacıyla Adana'dan ayrılırken, 3.796 kişi aynı sebeple şehre göç etmektedir. Sanayi ve tarım sektörlerindeki iş olanakları şehre cazibe katmakta, ancak yerel istihdamın artan genç nüfusa cevap verememesi, genç iş gücünün büyük şehirlere yönelmesine sebep olmaktadır.

Bununla birlikte, Adana'nın çevresel zorluklar ve iklimsel faktörler, göç verme nedenlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Yaz aylarında yaşanan aşırı sıcaklıklar, hava kirliliği ve altyapı yetersizlikleri gibi çevresel problemler, şehri terk eden 10.465 kişinin önemli bir kısmının “daha iyi yaşam koşulları” arayışıyla göç etmelerine neden olmaktadır. Bu durumu destekleyen bir diğer veri ise 2.688 kişinin aile yanına veya memlekete geri dönme amacıyla Adana'dan ayrılmasıdır. İklimsel zorluklar ve yaşam koşullarındaki zorluklar, şehirdeki bazı aileleri Adana'dan başka illere taşınmaya zorlamaktadır.

Eğitim olanakları da Adana'nın göç alma dinamiklerini şekillendiren önemli faktörlerden biridir. 8.595 kişi eğitim amacıyla Adana'ya yerleşirken, şehre yerleşen üniversite mezunu gençlerin iş bulmak için başka illere veya yurt dışına gitme eğilimi ise dikkat çekmektedir. 12.816 kişi eğitim için şehri terk ederken, özellikle yüksek öğrenim gören gençler, iş bulma olanaklarının sınırlı olduğu Adana yerine daha büyük şehirleri tercih etmektedir. Bu durum, Adana'nın beyin göçünü engelleyecek stratejiler geliştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sosyo-kültürel yapısı bakımından da Adana, göçmen nüfusunun çeşitliliği ile dikkat çekmektedir. Suriye iç savaşının ardından Adana’ya yerleşen çok sayıda mülteci ve geçici koruma altındaki yabancı, şehrin sosyal yapısını yeniden şekillendirmiştir. Bu da Adana'nın göç veren bir şehir olmasına rağmen, aynı anda çoklu demografik baskılarla karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır. 4.134 kişi aile yanına veya memlekete geri dönme amacıyla Adana’ya yerleşirken, 12.071 kişi hane veya aile fertlerinden birine bağımlı göçle şehirdeki demografik yapıyı daha da çeşitlendirmektedir. Sosyo-kültürel çeşitlilik, hem kültürel zenginlik hem de sosyal uyum açısından politikaların hassasiyetle belirlenmesini gerektirmektedir.

Adana'nın sanayi ve tarım sektöründeki güçlü altyapısı, şehri hala önemli bir ticaret merkezi yapmasına rağmen, ekonomik zorluklar ve çevresel faktörler, şehirdeki göç dinamiklerini oldukça etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Bu sebeple, yerel yönetimlerin daha fazla sosyal politika geliştirmesi, genç istihdamını destekleyecek girişimcilik ekosistemleri kurması ve eğitim-iş dünyası iş birliğini artırması gerekmektedir. 976kişi ev almak için Adana’ya gelirken, 1.255  kişi aynı nedenle şehri terk etmektedir. Bu tür veriler, şehrin yaşam koşullarıyla ilgili iyileştirmelere odaklanması gerektiğini göstermektedir.

Adana örneği, iç göçün yalnızca ekonomik gerekçelerle değil; yaşam kalitesi, çevresel koşullar ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliğiyle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Kentin kaybettiği insan sermayesini geri kazanabilmesi için sadece yatırımlar yeterli olmayacak; aynı zamanda sosyal adalet ve katılıma dayalı bütüncül politikalar geliştirmesi gerekecektir.

Göç kaybının en belirgin sebebi, 15-24 yaş grubundaki gençlerin eğitim ve iş imkânı için büyükşehirlere yönelmesidir. Oysa Adana; tarımsal üretim, sanayi ve lojistikte önemli bir potansiyele sahiptir. Eğitim altyapısına yapılacak yatırımlar, genç istihdamını destekleyecek projeler ve kentin kültürel çekiciliğini artıracak adımlar, bu göç eğilimini tersine çevirebilir. Aksi halde Adana, genç nüfusunu kaybederek geleceğini riske atma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

SONUÇ: GÖÇÜN PUSULASI, GELECEĞİN YOL HARİTASI

2024 yılı göç verileri, Türkiye’nin yalnızca nüfus hareketliliğini değil; aynı zamanda fırsat eşitsizliklerini, bölgesel kalkınma dengesizliklerini ve kentleşme sorunlarını açıkça gözler önüne sermektedir. Göç, tek başına bir sorun değil; mevcut sistemin eksiklerini, kırılganlıklarını ve toplumsal adalet arayışını görünür kılan güçlü bir göstergedir.

İstanbul’un hem en çok göç alan hem de veren şehir olması, metropolün cazibesiyle çöküşü arasındaki ikilemi gösterirken; Bursa, fırsatlarla büyüyen fakat sürdürülebilirlik sınavı veren bir merkez konumundadır. Adana ise gençlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ardahan, Tunceli, Kilis ve Bayburt gibi illerde ise ekonomik ve sosyal canlılığın yetersizliği, umut eksikliğini derinleştirmektedir.

Bu tablo, Türkiye’nin dengeli bir kalkınma modeli inşa edememesi hâlinde, göçün ilerleyen yıllarda daha da sertleşeceğini; büyük şehirlerde krizlere, küçük şehirlerde ise nüfus kaybına yol açacağını göstermektedir. Göç, yalnızca insanların yer değiştirmesi değil; aynı zamanda fırsata, adalete ve umuda erişim talebidir.

Türkiye’nin geleceği için göç, sürdürülebilir kalkınma politikalarının pusulası olarak görülmelidir. Çünkü göç, insanımızın daha iyi bir yaşam arayışının en yalın ifadesidir. Bu pusulayı doğru okumak; yalnızca şehirleri değil, politikaları, öncelikleri ve bakış açılarını da yeniden şekillendirmeyi zorunlu kılmaktadır.