Güveler ve pervaneler neden elektrik ampulüne doğru uçar bilir misiniz?
Gökyüzündeki doğal ışık kaynaklarına ulaşamayan ve kafası karışan kanatlı böceklerin, yakınlarında bir ışık kaynağı açıldığında yani ampul yandığında pusulaları şaşar. Ampulü ay ışığı sanarak ona doğru uçmaya başlarlar. Spiraller çizerek ampulün etrafında dönerler. Sonra ampule çarpmaya başlar ve yapışarak can verirler.
Güvelerden kurtulmak için yapılan yapışkan güve tuzaklarının ışıklı olması da bu yüzdendir.
En büyük Doğal Işık kaynağı olan güneş kuşkusuz çekim gücünün simgesi, yaşamın kaynağıdır.
İnsanlığın yaşadığı en büyük devrim olan AYDINLANMA DEVRİMİNDE de ışık metaforuna gönderme yapılması boşuna değildir.
Aydınlanmanın yolu; insanın kendini aklını kullanmaya cesaret etmesi ile açılmış ve bilim, dogmaların esaretine son vererek bir özgürleşme çağının kapılarını açmıştır.
Evrende çekim gücünü oluşturan yıldızların ya da bizim sistemimizdeki adıyla güneşlerin yerini siyasette iktidar partisinin aldığının sayısız örneğine tanıklık ettiğimiz günlerden geçiyoruz.
Nazım’ın “akın var güneşe akın !” dizesi, yerini “ akın var ampule akına” bırakmaya yakın !
Parti değiştirip ampule sığınanlar rekora koşuyor.
Her güne yeni bir transfer haberi ile başlıyoruz. Kafalardaki soru; bugün hangi belediye başkanı veya meclis üyesi transfer olacak sorusu… Transfer haberi yoksa soru değişiyor; bugün kim tutuklanacak !
Siyasette bir kıyım yaşanıyor. Kıyımı yapanlarla kıyıma boyun eğenlerin rallisini izliyoruz; utanarak, acı çekerek ….
Yaşadığımız bu utanç verici tabloyu çeşitli gerekçelere sığınarak haklı göstermeye çalışanların mazeretlerini kabul etmek mümkün değil.
Bu trajedinin bir tarafında elindeki iktidar gücünü kullanarak, hukuku yok sayarak hak etmediğini kazananlar var.
Diğer tarafta ise kendini kurtarmak için ampule koşanlar…
Milletin oyları ile koltuklara oturan ve tehditlere karşı duramayanların neden siyaset gömleğini giydiklerini sorgulamak da milletin en doğal hakkı.
Bir de sürecin yüz akları var; tehditlere kahramanca direnen siyasetimizin övünç kaynakları; Sinem Dedetaş ve Fatma Kaplan Hürriyet gibiler…
İlkesiz, çıkarcı, kaypak işbirlikçilere, itirafçılara karşı güneş gibi parlıyorlar.
• Her türlü baskıya direnerek zindanlarda çile çekenlerin neredeyse azınlığa düştüğü bu kara tablonun sorumluları kimler?
• Siyaset nasıl bu kadar çürüdü?
• Bu çürük insanları kim seçti?
• En donanımlı ve dürüst insan kaynağına sahip bir siyasi parti neden bu kişileri aday yaptı?
• Tüm sorumluluğu iktidar partisine boca ederek ve tehditleri gerekçe göstererek bu ahlaki deformasyonu gizlemek mümkün mü?
Millet bu sorulara yanıt arıyor…
2023 Genel ve 2024 Yerel Seçimlerindeki aday tercihleri CHP ve YENİ Parti’nin Yönetim kadrolarının kendilerini sorgulamaları gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
CHP’de Kılıçdaroğlu döneminde başlatılan “ideolojisiz siyaset” CHP kimliğini imha etmiş ve devşirilmiş adaylardan oluşan kimliksiz bir parti yaratılmıştır. İdeolojisiz, ilkesiz ve popülist tercihlerle yeniden dizayn edilen, genetik kodları değiştirilen, kutsallık atfettiği değerler yerle bir edilen Yeni CHP’de partiye bağlılık, lidere sadakatle koltuk kapmaya, kendi çıkarları için her türlü ödünü vermeye eş değer hale dönüştürülmüştür.
Partinin aday tercihlerinde; adayların farklı siyasi görüşlerden oy devşirme potansiyellerine, dinsel ve etnik kimlik vurgularına, CHP’nin artık “eski CHP” olmadığına yönelik düşünsel yapılarına, CHP ideolojisine uzak duruşlarına öncelik verilmiştir.
Bir futbol takımı taraftarının takımına bağlılığı kadar bile köklü bir özdeşleşme duygusunun yaşanmadığı bu karma siyasi yapıdan kopuş ve kendi çıkarları için iktidara sığınış hiç de şaşırtıcı olmamıştır.
İdeolojisiz siyaset, tüm siyasi partileri eş değer kabul ederek kendi çıkarlarını maksimize etmeyi hedefleyen bir “siyasetçi havuzu” inşa etmiştir.
Havuz öylesine genişlemiştir ki, en iyi yemi kullanan istediğini alabilmektedir. Yem, kimi zaman tehdit, kimi zaman vaat, kimi zaman para ya da “affa mazhar olmak” olabilmektedir.
Post modernist siyaset rüzgarı Atatürk’ün Partisini silip süpürürken, arkasında bir enkaz bırakmaya doğru yol almaktadır.
Yıllar boyunca CHP iktidar olamadı. Ancak Türk Siyasetinin omurgası olmaya devam etti. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu değerlerini sahiplendi. Hiçbir siyasi parti CHP’ye rağmen Türkiye’nin eksenini değiştirmeye cüret edemedi. Cumhuriyet ideolojisini sözde değil özde sahiplendi. Her CHP’li Cumhuriyetin koruyucusu olmanın gururunu yüreğinde taşıdı.
Ne zamana kadar? Kılıçdaroğlu ile başlayan ve tüm yönetim kadrolarının ortaklaşa kabullendiği “ideolojisiz siyasete” kadar.
Yaşanılan süreç, CHP ruhunu imha operasyonunun bir parçasıdır. Özalizm ile başlayan neo-liberal politikaların çıkarcı ve çürümüş insan modeli ise sürecin hızlandıranı olmuştur.
Siyasetçi havuzunda bugün yemi yutanlar, gün gelecek, ampule kanat çırpan pervaneler gibi, siyasi bir yok oluşun acısını duyumsayacaklardır.
Bu havuza girmeyen ilkeli, dürüst ve cesur siyasetçiler ise Milletin yüreğinde yepyeni bir siyasetin tarihini yazmaya devam edeceklerdir.
Çok Okunanlar
Yasin Kol için tutuklama talebi
AKP'ye geçeceği iddia edilen Cemil Tugay sessizliğini bozdu!
Hakem Yasin Kol'un hesaplarında 135 milyon TL'lik para trafiği
Kuşadası’nda pazardaki yangın iş yerlerine sıçradı
İstanbul’da yarın ulaşım ücretsiz
2026 Nobel Tıp Ödülü’nün sahipleri belli oldu
Ata Demirer’in ‘Pervaneler’i sete çıktı
Fon skandalı iktidarı sallar mı?
Türker Ertürk için tahliye kararı
Fon krizinde bomba 'VİP liste' iddiası: 26 kişi mercek altında