Euro
Arrow
55,6461
Dolar
Arrow
49,8308
İngiliz Sterlini
Arrow
66,3681
Altın
Arrow
6487,6935
BIST
Arrow
11.165
Anasayfa > Yazarlar > Prof. Dr. Nur Serter > Cumhuriyetin çocukları

Cumhuriyetin çocukları

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 29.10.2026 06:00

Bizler şanslıydık, Cumhuriyet Türkiye’sinde büyüdük. Kendimizi özgür ve güvende hissettik. Atatürk’ün çocukları olmanın  onuru yüreklerimizi titretti.

Cumhuriyet Öğretmenleri rehberimiz oldu. Vatan sevgisi ve hizmet aşkı ile büyüdük.

İlkokula Erzurum’da başladım. Sınıfımız kalabalıktı. Sıralarda üçer, dörder kişi oturur, silgilerimizi ortadan delerek bir iple boynumuza asar, kalemlerimizi tutulamayacak kadar küçülene kadar kullanırdık. Defterlerimiz saman kağıdı, aritmetik araçlarımız annelerimizin diktiği torbalardaki kuru fasulyeler ve kibrit çöpleriydi.

Önlüklerimizi küçülene kadar giyer, okul çantalarımızı eskiyip, parçalanana kadar kullanırdık.

Cumhuriyet bize israf etmemeyi, zengini yoksuldan ayırt etmemeyi öğretmişti.

Yerli malı haftalarında vatan toprağında yetişen yemişlerin, mevvaların, çıkarılan madenlerin değerini aklımıza ve ruhumuza nakşeder,  Kızılay kumbaralarına attığımız harçlıklarımız karşılığında yakamıza takılan Kızılay amblemli kağıt rozetleri gururla taşırdık.

Sınıflarımızda Kızılay Kolu, Temizlik Kolu, Kitaplık Kolu gibi sorumluluk alanlarımızda görev alır, önlüklerimizin koluna,  kolun adı yazılı kolluklar takardık.

Okullarımızın birçoğu sınıf ortasına kurulan sobayla ısınırdı. Kış aylarında kirpikleri bile buz tutan öğrenciler olarak sobaya yakın oturmak ne büyük keyifti.

Öğretmen, tüm öğrenciler ve aileleri için örnek alınacak kişiydi. Otoriteyi sevgiyle yoğurabilen öğretmenler, küçük gönüllerde yaşam boyu iz bırakırdı.

Okulları “müdürler” değil, BAŞÖĞRETMENLER yönetirdi. Onlar makam odalarında oturup öğrenciye tepeden bakmazlardı. Öğrencileri tanır, ihtiyaçlarını gözetir ve onurlandırırlardı.

Yıllar sonra Erzurum Kültür Kurumu İlkokulu’nun Başöğretmeni tarafından bana armağan edilmiş bir fotoğraf buldum. 28.5.1956 tarihli fotoğrafı sınıfımızla çektirmiş, fotoğrafın arkasına şöyle yazmıştı;

“ Nur Aytekin’e, Erzurum’da okuduğu Kültür Kurumu İlkokuluna ait hatırası. Bizleri hatırlarsa ne mutlu.”

Bu  satırları gözlerimde yaşlarla okudum. Bu değerli Başöğretmenimi saygıyla anıyorum. İşte Cumhuriyet’in Başöğretmeni olmak böyle bir şeydi! 

Lüks tüketim, insan ayırmak, gösteriş yapmak ayıptı.

Ankara’ya geldiğimizde üçüncü sınıfa geçmiştim. Babam bir yurt dışı seyahatinden bana bir defter getirmişti. Defterin kağıtları o güne kadar görmediğim kadar beyazdı. Kapağı renkli, desenli ve parlaktı. Büyülenmiş gibiydim. Defteri hemen okul çantama koydum. Ancak  o çantadan hiç çıkaramadım. Çünkü arkadaşlarımın böyle bir defteri yoktu. İçine yazı yazmaya kıyamadığım o defter yıllar boyunca en değerli okul malzemem olarak benimle gizlice yaşlandı.

Orta öğretimde İzcilik, İlkokullarda Yavrukurtluk çok önemli bir statüydü. Şimdi Folklor adını alan “Milli Oyunlar” ekibinde yer almak ayrıcalıktı. Halk Evleri okulların yıl sonu müsamerelerinin baş adresiydi.

Ulusal Bayramlarımız en büyük heyecanla beklediğimiz günlerdi. 29 Ekimlerde okullar caddelerde geçiş törenine katılır, 19 Mayıs’larda Stadyumlarda beyaz şortlarımızla spor etkinliklerine katılır, 23 Nisan’larda şiirler okuyarak, Milli Oyunlar oynayarak Bayramımızı kutlar ve Büyük Önder’imizin emanetine şuurla sahip çıkardık.

Yollarımız çamurlu, okullarımız sobalı, önlüklerimiz yıpranmış, defterlerimiz saman kağıtlı, kalemlerimiz küçülmüş olsa da biz onurlu ve zengindik.

O yıllarda, her sabah hançeremizi yırtarcasına okuduğumuz Andımız’la Atatürk’ün Çocukları olmanın sorumluluğunu hiç unutmadık.

Cumhuriyet’imizin 103. Yılında Atatürk’e bağlılığımız ve Cumhuriyet tutkumuz yine caddelerde sel olup akacak.

Çünkü Cumhuriyet bizler için bir yönetim biçimi olmanın çok ötesindedir. Cumhuriyet, aydınlanma devrimine, laik demokratik cumhuriyet rejimine, ulus devlete, üniter yapıya sahip çıkmakla eş değerdir.

Cumhuriyet, Ata’mızın Türk Gençliğine emaneti ve O’nun en büyük eseridir.

Cumhuriyeti tüm ilke ve değerlerine sahip çıkarak yaşatma azminin harcını atan Cumhuriyet’in Öğretmenlerine ve onların izinde yürüyen Atatürk’ün Çocuklarına şükran borçluyuz.

Kurucu değerlerimize saldıranlar, Cumhuriyeti tarihin çöplüğüne atmak için yarışanlar, ikinci bir yüzyıl ilan ederek Türkiye’nin ekseninin kayabileceğini sananlar bu Milletin azim ve kararlılığı karşısında yenilmeye mahkumdur.

Haydi Türkiye’m yine sel olup akalım ve Cumhuriyeti’mizin 103. Yılını coşkuyla kutlayalım.

Atatürk’ümüz Anıt Kabir’den bize sesleniyor !

Ne mutlu Türk’üm diyene ve nice yıllara ….

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları