Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Atay Aktuğ

Bazı hayatlar vardır; sadece başarılarıyla değil, bıraktığı izlerle ölçülür. Atay Aktuğ’un hayatı da tam olarak böyle bir hikâyedir. 

Türkiye’de pek çok kişinin ulaşmakta zorlanacağı farklı alanlarda iz bırakmış bir isim: mimar, belediye başkanı, futbolcu ve kulüp başkanı.

Her biri tek başına bir ömürlük kariyer sayılabilecek bu unvanları aynı hayatta toplamak kolay değildir. Ama asıl mesele bu da değil.

Asıl mesele, böylesine geniş bir güç ve etki alanına sahip bir hayatın, tek bir gölge bile düşmeden tamamlanabilmesidir.

Türkiye’de kamuoyunun alışık olduğu tablo maalesef farklıdır. 

Güç, çoğu zaman tartışmayı; makam, çoğu zaman şaibeyi beraberinde getirir. 

Hele ki siyaset, spor ve iş dünyası gibi alanlar iç içe geçtiğinde, etik sınırların bulanıklaştığı örnekler sıkça karşımıza çıkar. İşte tam da bu yüzden Atay Aktuğ’un hikâyesi sıradan değil, istisnadır.

Belediye başkanlığı yapmış bir isim.

Yani kamu kaynaklarıyla doğrudan temas etmiş bir görev. Kulüp başkanlığı yapmış bir yönetici.

Yani milyonların duygusuna ve ciddi finansal yapılara yön vermiş bir pozisyon. Üstelik mimar kimliğiyle de şehirleşme süreçlerinin tam merkezinde yer almış bir meslek hayatı. 

Türkiye şartlarında bu üç alanın kesişimi, çoğu zaman tartışmaların da kesişimidir.

Ama burada farklı bir şey var.

Ne kendisinin adı bir yolsuzluk iddiasına karıştı, ne de ailesi üzerinden yürüyen bir çıkar ilişkisi konuşuldu. 

Çocuklarından biri olan Hüseyin ile birlikte ortaokul zamanlarında basketbol takınında oynamıştık.

Babasının mevkisini avantaja çevirip katma değerli işlere girmemiş.

Babasının gölgesinde sözde zeka oyunlarıyla kamu makına çökmek için fırsat kollamamış. 

Kendi bileği ve zekasıyla hayatını kurmuş.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, hakkında “şu işi de şöyle halletmişti” denilecek bir şaibe dosyası yok. 

Türkiye’de sıkça gördüğümüz bir başka refleks, kamu gücünün aileye sirayet etmesidir. 

Bir dönem görevde bulunmuş pek çok ismin çocukları, kısa sürede büyük ihalelerin, dev projelerin, hızlı yükselişlerin parçası olur. Şirketler kurulur, bağlantılar devreye girer, yollar açılır.

Ama burada o tanıdık hikâye yine yok.

Belki de en kıymetli miras tam olarak budur.

Bir insanın arkasında bıraktığı servet değil; bıraktığı itibardır asıl kalıcı olan. 

Görevler biter, unvanlar değişir, makamlar başkalarına geçer. Ama bir isim, temiz kalabildiyse, yıllar sonra bile aynı saygıyla anılır.

Atay Aktuğ’un ardından söylenebilecek en güçlü cümlelerden biri şu olabilir: “Geldi, görev yaptı ve tertemiz gitti.”

Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey de belki tam olarak budur. Daha fazla başarı hikâyesinden önce, daha fazla temiz hikâyeye ihtiyacımız var. 

Çünkü gerçek örnekler, yüksek sesle anlatılanlardan değil; sessiz ama sağlam duruşlardan çıkar.

Ve bazı insanlar, hayatları boyunca çok konuşmazlar.

Ama gittikten sonra, en çok onların duruşu konuşulur.

Trabzon özelinde gençler için iyi bir rol modeldi.