Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Siyasetin metalaştırılması

Siyasetin metalaştırılması içsel dinamikler tarafından olduğu kadar, dışsal dinamikler tarafından da, hatta zincirleme olarak, birbirini beslercesine, her iki dinamik tarafından da gerçekleştirilerek gerçek kamu hizmetinden, halka hizmetten uzaklaştırılabilmektedir. Ne acıdır ki, ülkemiz böyle bir girdapta sürüklenirken, gidişatı kurtarabilecek bir çıkış da, kısmî parlamalara rağmen, şimdilik gözükmemektedir.

Sermayenin kabına sığmaz dürtüsü ile neoliberal politikaları gündeme taşıyıp, yerküreyi emrine amade kılarak, özellikle gelişmekte olan ekonomiler  ulus devletlerini ulusal yarara hizmetten uzaklaştırıp, uluslararası sermayenin emrine koşulurken özellikle üst düzey siyasi özneler metalaştırılmış olarak servete boğuldu. Zaten metalaştırmanın en önemli bir unsuru elemana bir fiyat etiketi takmak ve bu etiket üzerine duruma ve amaca göre oynanan fiyatla elemanı istenen hedefe yönlendirerek, gütmektir. Burjuva devlet yapılanmasında zaten sermayenin beslediği ve seçimler döneminde kuvvetle desteklediği siyasi yapılar fıtratı itibariyle halka hizmetten çok keseyi doldurmak amaçlı yapılardır. Ne hazindir ki, kapitalist sistemin en kırılgan yumuşak karnını oluşturan bu durum  çağdaş sosyologlar ve siyasi analistler tarafından görülmemekte, ya da onlar da metalaştırılarak kenara itilmekte ve görmezden gelmeleri sağlanmaktadır. Zira kapitalizmin bu hassas noktasının görülmesi ve etrafa faş edilmesi tüm sistemin alaşağı edilmesinde temel dayanağı oluşturur.

Yazının buraya kadarki bölümünde, fazla fark edilmedik şekilde “sistemler ve siyasi yapılar” gibi bir başka başlıkta incelenebilecek bir düşünceyi ortaya koymaya çalıştım. Zaten, “burjuva devlet yapıları” ya da “burjuva siyaseti” ifadeleri devlet ve/veya siyasi yapılanmanın amacını örtülü şekilde ortaya koyulmuş oluyordu. Ne var ki, kapitalizmin sömürü gücüne bağlı olarak emekçiden emdiği kaynakla öyle bir toplumsal yaşam ortaya koymuştu ki, genel halk yığınları, gözlerini kapatan parıltılardan oluşumun arka planına ulaşamıyor, hatta göbeğini kaşıyan tembeller olarak bunun merakı içinde dahi olamıyordu. Hele de, İkinci Paylaşım Savaşı ertesinde sömürücü Marshall fonları ile özellikle Avrupa semalarında yükselen, şimdilerde sönümlenmeye yüz tutan, sosyal devlet anlayışı, bugünlere gelene dek tüm gözleri kör, kulakları sağır ederek burjuvaziye önemli bir alan açmış oldu. 

Bazı musibetler, “bir musibet bin nasihatten iyidir” özdeyişini anımsatırcasına günümüz toplumlarını yavaş yavaş (keşke ‘yavaş’ın birini kaldırsak!) uyandırmakta ve olan biten hakkında düşünce geliştirmesine yol açmaktadır. Uyuma servetle olduğu gibi, uyanış da servetin azalmasıyla oluşmaktadır. Çevresel ekonomilerde servet drenajı gelişmişlere göre daha hızlı olduğundan, çevre ekonomilerde uyanış merkez ekonomilere göre daha hızlıdır. İşte, yüzyılın başında uyanan sömürgeler, günümüzde yaşanan göç hareketlenmeleri gibi toplumsal olaylar uyanışın ve meta-insandan özgür-insan algısına geçişin üst-yapı dalgalanmalarıdır. 

Siyasetin metalaştırılması, ulus içinde baskın varsıl kurumlar tarafından olabileceği gibi, ki burjuva devlet yapılanmaları tam bir örtülü meta siyaset sistemi yapılanmalarıdır. Bu yapılanmada siyasetçi sisteme ismini veren ‘Kapital’e hizmet eder. Siyasi kadro bu hizmeti perdeleyecek şekilde bazen yurt savunması, bazen ulusal çıkar, bazen de çeşitli hamasi duygularla bulayarak sermaye dışı kesimlere pazarlar, daha doğrusu yutturur. Burjuva siyaset yapıları sistemin işleyişini perdelemek ve anlayışını önleyebilmek için de, sermaye kesimimin izni ile, bazı sermaye paylarını yoksul halkın hizmetine sunabilir. Böylece, burjuva devlet yapısı, sahte görüntüsü ile “baba devlet yapısı” na dönüştürülerek, bu kez de çok ufak bir bedelle yoksul kesim sermaye kesimi tarafından metalaştırılmış olur. Ne var ki, yoksul kesimin metalaştırılma fiyatı/değeri varsıl kesim açısından ihmal edilebilecek derecede ufaktır. Fakat metalaştırma değerinin yoksul kesime faydası yüksek olurken, varsıl kesime fedakarlık maliyeti çok düşüktür. Böylece, varsıl kesim ucuz maliyetle yoksul kesimi dizginlemiş ve sistemi kendi hizmetinde tutabilmiş olmaktadır.

Şimdi de gelelim, uluslararası arenada metalaştırma sürecine ve bu sürecin iç siyasetteki olası etkilerine. Bir örnek; Şili’de Başkan Allende’yi deviren Genel Kurmay Başkanı’nın bizzat Allende tarafından atanmış, fakat ABD tarafından örtülü parasal destekle beslenmiş olduğu medyada çokça yazıldı. Muhtemeldir ki, Venezuella başkanı Nicolas Maduro’nun da bir derdest operasyonu ile kaçırılmasında da benzer senaryo uygulanmıştır. Emperyalistin her ülkeye uygulayacağı teslim alma projesi farklı olabilir. Bu projenin ilk ayağı üst düzey siyasi karar mekanizmasını olabildiğinde az sayıda karar unsuruna indirmek, çevredeki koruyucu parlamento, adalet, üniversite, medya vs gibi organların korunup, fakat içlerinin boşaltılarak işlevsizleştirilmesi sağlanarak, bütün sistem ehlileştirilir ve komuta uygun konuma çekilir. İşin acı yanı şudur ki, verilen komutların suhuletle uygulanmasında halk desteğinin görevli uygulayıcıdan çekilmemesi için de, ülkede yaşanan bazı sıkışıkların da halledilmesi gerekli olabilir. Bunun yolu da ekonomiyi rahatlatabilecek bir mali destektir. Kaldı ki, bu destek de ‘baba hayrına‘ değil, faiz ile kullandırılmaktadır. 

Siyasetçilerin metalaştırılması, ne hazindir ki, bizatihi ülke halkının metalaştırılması anlamına gelmektedir. Zaten dış desteğin amacı ve anlamı da budur! Hatırlarız, AKP’nin iktidara yürüdüğü 2001-2002 döneminde ortada dolaşan ve reddedilen bir “göbeğini kaşıyan bidon kafalı seçmen” söylemi vardı. Hayır, halkımız göbeğini kaşıyan bidon kafalı seçmen yığını değildir ve olmayacaktır!