Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
53,4962
Dolar
Arrow
44,7509
İngiliz Sterlini
Arrow
63,6390
Altın
Arrow
6152,4795
BIST
Arrow
10.729

Bugün NATO'ya nasıl bakmalı?

4 Nisan 1949 yılında, kurucu 12 ülkenin Washington’da kurduğu NATO, zamanla genişleyerek, günümüzde 32 ülke sayısına ulaşmıştır. Bugün ortada etkili bir komünist örgütlenme bulunmadığına göre, bugün NATO’ya nasıl bakmalıyız! NATO’nun kuruluşundan 6 yıl sonra kurulmuş olan Varşova Paktı’nın sloganlarında “dostluk, işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma” ifadeleri yer alırken, NATO’nun icraatı oldukça karanlık seyretmiştir. Belki de bu fark, kapitalizm ile komünizm arasındaki ayrışmayı ortaya koymaya yeter. 

Komünist dünya karşısında kapitalist dünyayı korumak amacıyla devreye alınmış olan NATO, kuruluş felsefesi ile, komünist dünya karşısında kapitalist dünyanın düşünce ve tercih özgürlüğünü kısıtlamıştır. İlginç olay ve süreçlerle insanlığın ve toplumların tercihlerini belirleyebilen ve ters çevirebilen tarihsel dinamikler, burada da devrededir. Dönemsel koşullarının, savaş tahribatıyla yaşanan çöküşünde kapitalist Avrupa’yı komünist dünyanın en güçlü yapısıyla karşı karşıya getirmesiyle kapitalist reflekslerin devreye girmesi kader değil, kapitalizmin korunma reflekslerinin sonucudur.

Örgütlenmenin orkestra şefi ise, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında İngiltere’den bayrağı devralan, yeni dünyanın lideri konumundaki ABD’dir. Kısaca, NATO’nun ortaya çıkışı ve devamlılığı, zamanın dünya hakimiyetini temsil eden komünizm-kapitalizm cepheleşmesinde savunma görüntüsünde, kapitalist bloku derdest etmek, savunma görüntüsü altında komünizm fikir ve düşüncesini yasaklamak ve baskılamak, böylece sömürücü düzenin yeryüzünde devamının idamesidir. Bu baskılamanın en acı dramı da 1953 yılında, kurgulanmış bir casusluk iddiasına dayandırılarak verilen hükümle,  Julius ve Ethel Rosenberg ailesinin elektrikli sandalyede idam edilmesi oluşturur.

Trump Hazretleri de Türkiye’deki toplantıya önceleri katılmak istemiyormuş, ama Erdoğan’ın hatırı için gelmiş! Trump’ın bu duygusal, nazik davranışı gözlerimizi yaşartırken, aynı zamanda da çok ihtiyacımız olan idareye meşruiyet sağlar! 2020 yıllarıydı galiba, Trump NATOME projesi ile NATO’nun Ortadoğu’nun da güvenliğini kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ileri sürerken, ne kadar Büyük Ortadoğu Projesi’ni kastettiği artık meçhul olmasa gerek!

Şurası kesin ki, Ortadoğu’ya Çin uzanmak isterken, bu projenin önünü kesmek NATOME’nin ana hedeflerinden biri olacaktır. Bunun yanında, İsrail’in şu andaki güvenliğine ilaveten, bir sorunla karşılaşmadan genişletilmesi hedeflerinin suhuletle uygulanmasının sağlanması da NATOME projesi içinde olması kaçınılmazdır. İsrail kapsama alanını genişletirken kimleri ezeceği ise tabii ki NATOME’nin ilgi alanı dışında kalacaktır! 

Askeri ve siyasi yönleri ile NATO artık herkesçe malum bir örgüttür. Müşterek savunma örgütü olarak tanıtılan ve öylece algılanan NATO, özünde ideolojik baskılayıcı tedhiş örgütüdür. Çeşitli yollarla ikna, şantaj, tehdit, hatta burs ve seminerlerle belirli ideolojinin yayılması, korunması ve aleyhteki faaliyetlerin engellenmesi, hatta yok edilmesi örgütüdür. Türkiye’nin NATO’ya girmesi için Kore’ye 4500 kişilik kuvvet göndermesi, Rusya’dan aldığı hava savunma sistemi konusunda özgürlüğünün kısıtlanması, ülkenin tarafsızlığını engelleyen üsler kadar, NATO’nun girdiği operasyonlarda tarafsız kalamaması çok ciddi kısıtlardır. NATO bursları ideolojik etkileme ve baskılama yöntemleridir. Ukrayna’nın Rusya ile savaşması projesi anlık bir olay mıdır, yoksa uzun erimli planlanmış operasyonun sonucu mudur, çok açık değildir!    

Açıktır ki, komünist-kapitalist olarak bölünmüş bir dünyada tarafsız bir savunma örgütü hayal etmek fazla olası değildi. Bu ortamlarda ideolojik baskılama kaçınılmaz olmaktadır. Bu durumda ülkelerin tek çıkış yolu tam tarafsızlıktır.

Geçmişin soğuk savaş döneminde tarafsızlık koşulu ile, günümüzün taşların bağlandığı köpeklerin salındığı koşulda tarafsızlık oldukça farklılaşabilir. Geçmişin bloklar yapılanmasına karşın, günümüzde merkez devletler yapılanması hakimdir. Bu durumda, geçmişte ideolojik-sistemik genişlemesine karşın, günümüzde değerli madenlere ya da doğal kaynaklara ulaşma ve bunları koruma hedefleri söz konusu olabilir.

Ancak, geçmişteki koşullarla günümüz koşulları arsında önemli bir fark bulunmaktadır: geçmişte ülkelerarası sömürü ilişkisi siyaset, diplomasi, hatta askeri güç üzerinden kurulurken, günümüzdeki sömürü çok daha ince belli-belirsiz uluslararası sermaye faaliyetleri üzerinden kurulmaktadır.

Kısacası, günümüzün sömürü ağları için ne bir ittifak oluşturmaya gerek var, ne de söz konusu ağlardan kurtulmak için ağların dışına çıkmaya. Günümüzün sömürü ağları uluslararası sermaye ağları ile ticari, hatta yardım ambalajı içinde ülkelere sokulmaktadır. Bugünkü NATO’yu, yüzyıla yaklaşan kuruluş felsefesiyle tartışmak yerine, günün koşullarında ele almak gerekir. Geçmişte siyasi bloklar arası savaş örgütü konumundaki örgüt günümüz koşullarında merkez ülkeler arası para birimi ve ekonomik güç alanları mücadelesi örgütü niteliğine bürünmüştür. Bugünkü NATO’yu, neoliberalizm sisteminde dünyayı dolaşan uluslararası sermaye gruplarının, gelecek dönemlerde oluşabilecek tepkisel bir yerel saldırıya karşı örtülü savunma örgütü olarak da görebiliriz.