Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,8951
Dolar
Arrow
43,9010
İngiliz Sterlini
Arrow
58,8871
Altın
Arrow
7182,6417
BIST
Arrow
10.729

10 yıl önce yine Şimşek borçlanmış

Hazinenin sadece Ocak ayında 453 milyar liralık faiz ödemesi herkesin dilinde. İktidar partisinin içi bile karışmaya başladı. Rakamın büyüklüğünü anlamak için 2026 bütçe hedeflerine bakmak yeterli: Yıllık toplam faiz harcaması öngörüsü 2 trilyon 741 milyar lira. Yani yılın daha ilk ayında, toplam faiz bütçesinin yaklaşık %16,5’i (altıda biri) tek bir ayda  gitti.

Bu vahşi faiz ödemesi kamuoyunda büyük bir infial yaratınca, Bakan Mehmet Şimşek hemen savunma hattına geçti ve suçu geçmişe attı. Şimşek, sosyal medya ve basın aracılığıyla yaptığı açıklamada mealen şunları söyledi:

"Ocak ayındaki bu faiz ödemesi, bugünün ekonomi politikalarının bir sonucu değil, tam 10 yıl önce ihraç edilen enflasyona endeksli hazine tahvillerinin (TÜFE’ye endeksli) vadesinin dolmasından kaynaklanmaktadır. Bu, geçmişin bir yüküdür."

Mehmet Şimşek, suçu 10 yıl önceye atarken galiba hafızamızı tazelemeyeceğimizi sanıyor. Evet, 10 yıl önce yani 2016’da bu ülkede yine AKP iktidarı vardı. Ama işin asıl vahim ve ironik tarafı şu: O borçlanma kararlarını alan da bizzat Mehmet Şimşek’ti.

2016 yılında Maliye ve Hazine henüz birleşmemişti. Maliye Bakanlığı koltuğunda Naci Ağbal oturuyordu. Ekonomi Bakanları olarak Mustafa Elitaş ve Nihat Zeybekci görev yapıyordu. Ancak bu isimler borçlanma, hazine ihaleleri veya Merkez Bankası ile ilgilenmez; maliye, sanayi, ticaret ve ihracatla uğraşırlardı.

O günkü devlet yapısında Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası, doğrudan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı makamına bağlıydı. Ve o tarihte bu "enflasyona endeksli" borçlanma ihalelerini yapan, borçlanma stratejisini belirleyen Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı kimdi? Yine Mehmet Şimşek! 

Mehmet Şimşek… 24 Kasım 2015’te Başbakan Davutoğlu’nun kabinesinde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Davutoğlu, 24 Mayıs 2016’da ayrıldı, Başbakanlığa Binali Yıldırım geldi, ancak Mehmet Şimşek’in görevi Binali Yıldırım döneminde de 9 Temmuz 2018’e kadar devam etti. 

Şimşek, eleştirilerden kurtulmak için faturayı 10 yıl öncesine keserken aslında kendi kalesine gol atıyor. Bugün "geçmişin yükü" dediği o yüksek maliyetli borçlanmanın mimarı kendisidir. Rüzgâr eken fırtına biçer derler… Ama burada özneler değişiyor. Rüzgarı eken Mehmet Şimşek, fırtınayı biçen, fırtınaya muhatap olan ise ne yazık ki millet… Sonuç ne mi oluyor?

Emekliye gelince "kaynak yok": Milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, "kaynak yok" diyenler, tek bir ayda 453 milyar lirayı faiz lobilerine aktarıyor.

Hizmet yerine faiz: Milletin ödediği vergiler yola, okula, hastaneye veya refaha değil; hatalı borçlanmaya  gidiyor.

Bozulan gelir dağılımı: Toplanan vergiler, devlete borç veren üst gelir gruplarına transfer ediliyor.

Önümüzdeki dönemde, bu tablonun değişeceğine dair hiçbir umut yok. Toplanan vergi gelirlerinin artışı, enflasyondan daha yüksek... Üstüne devletin varlıkları satılıyor. Ama yine de bütçe açıklarına ve faiz ödemelerine para yetmiyor. Kamu kesiminin borç stoğu şiştikçe şişiyor.2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtikten sonra bir türlü dikiş tutmuyor. 

Yukarıdaki grafik çok net bir şekilde gösteriyor. 2018 yılında bütçedeki faiz ödemeleri 74 milyar lira iken 2025’te 2 trilyon 54 milyar liraya yükseldi. 2026’da 2 trilyon 741 milyar lira, orta vadeli programa göre de, 2028’de de 3 trilyon 346 milyar lira faiz ödeyeceğiz. 

Aşağıdaki ikinci grafik ise Kara Deliğin nasıl büyüdüğünü gösteriyor. 

Faiz ödemelerindeki bu devasa artışa rağmen, enflasyondaki artıştan daha fazla vergi toplanmasına rağmen, Merkezi Hükümet Borç Stoku küçülmüyor, aksine her geçen sene artıyor. Kara delik gittikçe büyüyor. İkinci grafik durumun vahametini çok net bir şekilde gösteriyor. Ocak 2026 itibarı ile Merkezi Yönetim Borç Stoku 14 trilyon 264 milyar liraya ulaştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildiğinde Merkezi Yönetimin Borç Stoku 1 trilyon 67 milyar lira idi. Bu 8 yıllık sürede faiz ödemelerimiz yaklaşık 28 kat artarken borç stoğumuz da 13 kat büyümüş. Ve ufukta bütçe açıklarının kapanacağına, borçların eritileceğine dair hiçbir emare yok… Gabar petrolü falan masal…