Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
48,1615
Dolar
Arrow
41,1780
İngiliz Sterlini
Arrow
55,6235
Altın
Arrow
4755,0000
BIST
Arrow
11.288

17’inci büyük ekonominin açlıkla sınavı

Gerçekliğinden şüphe ettiğim verilere göre Türkiye, dünyanın en büyük 17’inci büyük ekononisi. Ama toplumun geneline baktığımızda Türkiye, aç ve yoksul insanlar ülkesine dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm özellikle 2021 yılındaki “Nas” gerekçe gösterilerek yapılan faiz indiriminden sonra çok büyük bir hızla gerçekleşti. Nas politikalarının hatalarından dönüldü ama yarattığı tahribat hala devam ediyor. Toplumun büyük kesimi yoksullaşmaya devam ediyor.

Dünyada gıda fiyatları düşüyor Türkiye’de ise insafsız biçimde artıyor. Hem ekonomi politikalarının hem de tarım politikalarının sonucu bu… İktisatçı İnan Mutlu, 2021 Eylül ayındaki Nas politikaları sonrası patlayan enflasyon sonucu Türkiye ve dünyadaki gıda fiyatlarındaki artışı gösteren bir grafik hazırladı ve bunu X hesabından paylaştı.

2021 Eylülünde 100 olan gıda fiyat endeksi, Ekim 2025’te dünyada 97.9’a düşmüş. Türkiye’de ise aynı dönemde 683.7’ye fırlamış. Dört yılda gıda fiyatları 7 kat artmış.

Bu grafik Türk halkının nasıl açlığa ve sefalete sürüklendiğini gösteriyor. Üstelik TÜİK verileriyle… Bir de ENAG verilerini baz alarak bir hesap yapılsa, kim bilir kaç çıkacak?

Gıda fiyatlarındaki bu artış, yoksulluğun yanı sıra, son zamanlarda artan gıda zehirlenmelerinin de en önemli nedenlerinin başında geliyor.

TÜRK-İŞ, Kasım ayı için dört kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı.

Asgari ücret 22.104 lira.

Açlık sınırı 29.828 lira. Asgari ücretten 7.724 lira daha yüksek.

Yoksulluk sınırı 97.159 lira… Dört kişilik ailede dört kişi birden asgari ücretle çalışsa 88.416 lira ediyor, İktisatçı İris Cibre, 2019 yılından bu yana, asgari ücret-açlık sınırı-yoksulluk sınırını gösteren bir grafik hazırlıyor ve X platformunda paylaşıyor. Orada da yoksulluk sınırının 2021 Nas politikaları ile birlikte şaha kalktığını gözlemliyoruz.

Hem sayın İris Cibre’ye hem de sayın İnan Mutlu’ya hazırladıkları grafikler için teşekkür ederim. Sayfalarca yazılacak konuyu bir bakışta kavramamıza yardımcı oluyorlar.

Manzara bu kadar berrak iken asgari ücret için konuşulan zam oranları yüzde 20 ile başlıyor en iyimseri de yüzde 30’a kadar çıkıyor. Yüzde 50 zam yapsan, 2026’nın ikinci ayında yine açlık sınırının altında kalacak.

Ücretli kesim ve emekliler her yıl daha da yoksullaştırılıyor. 10 yıl önce asgari ücret, kişi başı ortalama gelirin yüzde 48.6’sı seviyesindeyken, bugün yüzde 40.6’sına, ortalama emekli aylığı da kişi başı ortalama gelirin yüzde 49.1’i seviyesindeyken, bugün yüzde 31.8 seviyesine düştü. Görünen köy kılavuz istemez derler. 2026’da çalışanlar, emekliler, çiftçiler daha da yoksullaşacak.

DÜNYANIN EN BÜYÜK 17’İNCİ EKONOMİSİYİZ AMA AÇLIK KOL GEZİYOR

Sözüm ona dünyanın en büyük 17’inci ülkesiyiz. Ama açlık ve sefalet kol geziyor. Kişi başına milli gelire göre dünyada sıralama yapıldığında ise 77’inci sıradayız. Ama bu 77’incilik Türkiye ortalaması için. Nüfusun yüzde 80’i yoksulluk sınırının altına düştü. Bunun yarısı da (nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı) açlık sınırının altında. 10 milyona yakın sığınmacı dahil edildiğinde sıralamadaki yerimiz 77 değil, belki de 100’ün de altına düşecek.

Milli gelir hesaplarından da şüphe ediyorum demiştim. Şüphelerimin ana gerekçesi, enflasyonun doğru ölçülmediği üzerine… Milli Gelir (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) güncel fiyatlarla ölçülüyor. Sonra deflate ediliyor. Deflate,fiyat artışlarından arındırma demek. Enflasyon ile milli gelir deflatörü arasında fark var. TÜİK, enflasyon için, bir mal ve hizmet sepeti hazırlayarak (hali hazırda 406 ürün) tüketici fiyatlarındaki artışı hesaplıyor. Milli gelir hesaplarında da (GSYH) tüm mal ve hizmet fiyatlarındaki değişimler dikkate alınıyor. Buna da GSYH zımni deflatörü diyoruz.

Deflatör bire bir enflasyon ölçümünü yansıtmıyor. Ama birbirinden de çok farklı olması halinde makul açıklamaları bulunmalı. Son iki yılın enflasyonu ile deflatörüne bakalım. Mesela 2024 yılında GSYH deflatörü yüzde 49, yıllık ortalama enflasyon oranı da yüzde 58.51 idi. Deflatör yıllık ortalama enflasyondan daha düşüktü. Bu milli gelirin daha yüksek çıkması anlamına gelir. (ENAG enflasyonu yüzde 86)

Ama 2023 yılında da tersi oldu. Tüketici Fiyat Endeksi yıllık ortalama yüzde 53.8, GSYH deflatörü yüzde 64.7 idi. (ENAG enflasyonu yüzde 127…)

Çarşı pazara çıkan yurttaşların büyük çoğunluğu, enflasyonun gerçekçi ölçülmediğine inanıyor. Enflasyonun gerçekçi ölçülmediği düşüncesi bende de hakim. O nedenle, enflasyonu doğru ölçemeyen kurumun deflatörü doğru ölçtüğüne de inanamıyorum.

Ayrıca döviz kuru ile enflasyon arasındaki ilişki koptu. Döviz baskılanıyor. Döviz kuru olması gereken seviyenin altına kaldığında da, ulusal gelirinizi dolara çevirdiğinizde, olduğundan daha fazla ulusal gelire sahipmişsiniz gibi bir sonuç çıkıyor.

Doğal olarak milli gelirimizin 1.5 trilyon dolar civarında olduğunu kabul edemiyorum.

Ayrıca bir de şu var. Eğer Türkiye dünyanın 17’inci büyük ekonomisi ise ulusal geliri 1.5 trilyon dolar ise neden bu kadar açlık ve sefalet yaşanıyor? Neden toplumun yüzde 80 kadarı yoksulluk sınırının altında? Yanıtı da basit…

Feci bir gelir dağılımı var ve ülke hiç de adil olmayan bir şekilde çok kötü yönetiliyor.