14 Ocak Çarşamba günü, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir şubesinin düzenlediği , “ Tarımda üretim maliyetleri ve fiyatlar” konulu panelde, Prof. Dr. Yaşar Uysal, Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Özkan Akgün ile birlikte ben de konuşmacıydım. Panelin yönetimini de Dr. Zerrin Çelik üstlendi.
Türkiye’de tarımın sorunları masaya yatırıldı, çok yararlı çözüm önerileri getirildi. Söz uçar, yazı kalır. Hem diğer konuşmacıların hem de kendi konuşmamın kısa bir özetini paylaşmak isterim.
Tarımda üretim maliyetleri ve fiyatlar deyince, neleri ele alacağız? Elbette genel olarak TÜİK’in hazırladığı verilere bakacağız. Ve sonra da gerçekte üreticinin piyasadan satın aldığı tohum, gübre, zirai ilaç, mazot, mevsimlik işçilik, kredi faizleri gibi girdi maliyetlerini bu verilerle karşılaştıracağız.
2020 Ocak ayından Aralık sonuna kadar TÜİK’e göre tüketici fiyat endeksi (enflasyon) 7.9 kat, Tarımsal girdi fiyat endeksi 8.7 kat, tarım ürünleri üretici fiyat endeksi de 10.8 kat artmış. 2020 Ocak ayında 1 lira 70 kuruş olan buğday fiyatı 2025’te 13.5 lira oldu. Artışa bakarsak tam TÜİK enflasyonu kadar. 7.9 kat… Hani böyle bakarsanız çiftçiyi enflasyona ezdirmemişler sonucuna varırsınız. Ancak TÜİK’in verilerine güven yok. Aynı dönemde ENAG’a göre tüketici fiyat endeksi 39 kat artmış.
Daha önce, emekli aylıkları ve asgari ücretin gerçekte alım gücünü nasıl buharlaştırdıklarını yazmıştım. Hem onları tekrar hatırlatalım, hem de çifti gelirlerinin ne kadar buharlaştırıldığını tahmin etmeye çalışalım.
2020 Ocak ayında 2325 lira idi. TÜİK’e göre 7.9 kat artsaydı 18.367 lira olacaktı. 2026 için belirlenen asgari ücret 28 bin 75 lira… TÜİK hesabına göre asgari ücretli refah içinde yaşıyor olmalı… Oysa ENAG’a göre 2020 Ocak ayının 2325 lirası bugün 39 kat fazlası ile 90.675 lira ediyor. Gerçekte asgari ücretin yüzde 70’ini buharlaştırmışlar.
2020 Ocak ayında ortalama emekli aylığı 2088 lira idi. TÜİK’e göre 7.9 kat artsaydı, 16 bin 495 lira olacaktı. Oysa bugün ortalama emekli aylığı 23 bin 551 lira. TÜİK’e ve iktidara göre, emeklimiz refah ve huzur içinde yaşıyor. Oysa gerçekte yaşan enflasyon tam 39 kat artmış. Olması gereken ortalama emekli aylığı 81 bin 432 lira. Emeklinin aylığından yüzde 71 kesmişler sağa sola harcamışlar.
Konu tarım olunca, her ürün farklı farklı ama ekmeğimizin temel maddesi buğdaya bakalım. Bu durumda buğday üreticisine bakalım. 1.7 kuruşluk buğday taban fiyatı 13.5 lira olmuş. Tam enflasyon kadar artmış. Buğday taban fiyatı ENAG enflasyonu kadar artsaymış 66 lira olacaktı. Buna göre de, buğday üreticisinin alım gücünün 80’ini buharlaştırmışlar. İşçiden de emekliden de beter hale getirmişler.
Buğdayın kilosu 66 lira olsaydı ekmeği ne kadara yiyecektik? Bugün kilosu 13.5 lira olan buğdayla, 200 gram ekmeği 15 liradan satın alıyoruz. Kilosu 75 liraya geliyor. Tam buğday, ekşi maya derken ekmeğin kilosu 125 liraya buluyor. Bir de bunu dilimleyip poşetlersek kilosunu 188 liraya satın alıyoruz.
Bu fiyatlar İzmir’deki fırın ve büyük market fiyatları. Ancak TÜİK hesabında bu ekmekleri ve bu fiyatları göremezsiniz.
Panelde gördük ki, Ziraat Mühendislerinin hazırladığı girdi maliyetlerindeki artış oranları, TÜİK endekslerinden çok farklı sonuçlar ortaya koyuyor. Bu durumda bir öneri ortaya attık. Bundan sonra belli başlı tarım ürünlerinin girdi maliyetlerini ağırlıklarına göre hesaplayıp Ziraat Mühendisleri Odası’nın tıpkı ENAG gibi, hem Tarım Ürünleri Girdi Fiyatları Endeksi, hem de Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi hazırlaması isabetli olacaktır. Böylece çiftçiden toplumun diğer kesimlerine ne kadar servet transfer edildiğini de göreceğiz.
TARIMDA NE YAPMALI
Toplantıda gerek konuşmacıların gerek söz alıp katkıda bulunan izleyicilerin üzerinde mutabık kaldığı başlıklar ise şunlar.
Planlama, tarım, sanayi, turizm, madencilik, çevre koruma, kentleşme gibi konular başta olmak üzere her alanda hayata geçirilmelidir. Kalkınma hamlesinin merkezi Devlet Planlama Teşkilatı olmalıdır.
Bilimin ışığında, ülkemizin su kaynakları da dikkate alınarak, tarım ve hayvancılık haritası çıkarılmalıdır. Hiç zaman kaybetmeden, salma sulama yerine damla sulama sistemine geçilmelidir. Bu haritaya göre, yurt çapında, en verimli olacak şekilde, su tasarrufu ve tüketimini de gözeterek, ürün ve bölge bazında tarımsal üretim alanları, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık için mera alanları ilan edilmeli, meralar ıslah edilmeli, kontrolü sağlanmalıdır.
Kooperatifler, DPT, Tarım Bakanlığı işbirliği ile ürün planlaması yapılmalı, teşvikler bu plana göre dağıtılmalı, bu planlama sonrasında çiftçinin ürettiği tüm ürünlere satın alma garantisi getirilmelidir. Piyasa fiyatı, üretim maliyetinin altında kaldığında, aradaki fark ve üretici kârı, AB ülkelerinde olduğu gibi devlet desteği olarak üreticiye aktarılmalıdır.
Tarım ve mera alanları ile su kaynakları çok sıkı şekilde korunmalı, bu alanların hiçbir şekilde madencilik, enerji, inşaat, turizm gibi sektörlere açılmasına izin verilmemelidir.
GAP’ta boşa akan sular ve Manavgat suyu sulama kanalları ve güneş enerjisi yatırımları ile Orta Anadolu’ya aktarılarak tarımda büyük bir Orta Anadolu Projesi hayata geçirilmelidir. Bunun için kaynak mevcuttur. Yasaya göre her sene milli gelirin yüzde 1’i kadar bir tutarın destekleme için tarıma ayrılması gerekiyor. Ancak hazine bu tutarı ödemiyor. Sadece 2025 yılı için tarıma ödenmesi gereken desteğin 10 milyar doları kesildi. Oysa GAP’ta ve Manavgat’ta boşa akan suların Orta Anadolu’ya Yeşilırmak ve Kızılırmak havzalarına, Konya’ya taşınma maliyeti 24 milyar dolar civarında. İki yıllık tarım desteği ile karşılanacak bir tutar. Bu sayede, Orta Anadolu’da kuruyan su kaynakları tekrar canlanır.
Ölçek sorunun aşmak, rekabet gücünü artırmak için kooperatifleşme elzemdir. Ürün ve bölge bazında kooperatifler kurulmalıdır. Kooperatifler hem üretim, hem pazarlama hem de girdi tedarik alanlarında çalışmalıdır. DPT’nin yön göstermesi ile bölgesel kalkınmaya yönelik tarıma dayalı sanayileşme politikaları uygulanmalı, yenilenebilir enerji yatırımları yapılmalı, kooperatifler aracılığı ile çiftçilerin; soğuk hava zincirleri, tarıma dayalı sanayi tesisleri, yem fabrikaları, gübre fabrikaları, enerji tesisleri hissedarı olması sağlanmalıdır.
Her köyde en az bir ziraat mühendisi, bir veteriner, normal müfredat öğretmeni ve Yeni Kuşak Köy Enstitüsü öğretmeni istihdam edilmelidir.
Gençler yurt dışına çıkmak için fırsat kolluyorlar. Kentten kırsal kesime göçü özendirecek, istihdam ve gelir yaratma odaklı, sosyal hayatı da gözeten, tarım ve tarıma dayalı sanayilere öncelik veren yerleşim modelleri geliştirilmelidir.
Yerli tohum ve Türkiye’ye iklimine uygun besi ve süt hayvancılığı ırkı ıslah çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
Çok Okunanlar
Bazı mesleklere erken emeklilik geliyor
Motokuryeler üç günlük iş bırakma eylemine hazırlanıyor
Atlas Çağlayan’ın annesine yönelik tehditlere soruşturma başlatıldı
Silivri'de sert müdahale eden jandarma teğmen hakkında 'Menzil' iddiası
Sosyal medya fenomeni Sergen Altunbaş'tan kan donduran katliam
Fenerbahçe'de bir ayrılık daha: Resmen açıklandı!
Dengeleri değiştirecek anket
Atlas Çağlayan'ı öldüren katilin ifadesi ortaya çıktı
Atlas’ın katiliyle ilgili şok ayrıntılar
Ünlülerin uyuşturucu ve fuhuş partileri, şantaj arşivine dönüştü iddiası