Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,8402
Dolar
Arrow
43,7125
İngiliz Sterlini
Arrow
59,5086
Altın
Arrow
7077,0223
BIST
Arrow
10.729

Enflasyon bahaneleri

Merkez Bankası Başkanı ve yardımcıları hafta içinde enflasyon raporu açıkladı. Her yıl olduğu gibi 2025 yılı enflasyon hedeflerinin niye tutmadığının bahanelerini anlattılar. Ancak Merkez Bankasının bahaneleri, artık sadece muhalifleri değil, yandaş gazetecileri bile kızdırmaya başladı.

Neymiş efendim. Altın fiyatları yükselmiş. Bu yükselme nedeniyle, kişilerin serveti artmış. Servet artış etkisiyle de bu kişilerin harcamaları artmış. Türkiye’de 600 milyar dolar civarında yastık altında altın var olduğu söyleniyor.

Bu altınların bir kısmı düğünden, ya da aileden kalan miras olarak yoksulların elinde olabilir. Ama ben bugüne kadar, çaresizliğe düşmedikçe “Altının değeri arttı, kar realizasyonuna gideyim. Altın bozdurayım tüketimimi artırayım, tatile çıkayım” diyen orta halli ya da yoksul bir kesim görmedim. Bu kesim, çok çaresiz kaldığında borcunu ödemek, hastalığına şifa aramak, çocuğunu evlendirmek, ya da uzun süredir biriktirdiği altınlarla konut satın almak için altın satıyor. Tekrarda yarar var. Bu kesimin tasarruf etme olanağı zaten yok. Kıt kanaat geçiniyor.

Diğer taraftan varlıklı kesimin tasarruflarında geniş bir portföy dağılımı var. Bu kesimin tasarruflarının-yatırımlarının bir kısmı altın, bir kısmı hisse senedi, bir kısmı döviz, bir kısmı da faizde duruyor. Altın ve kıymetli madenlerdeki büyük artış sonucunda bunların portföyleri ve servetleri önemli ölçüde arttı. Artan servetin bozdurulan kısmı altın mıdır, ya da faizdeki mevduat mıdır, hisse senedi satışı mıdır bilinmez. Ama bildiğim, Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası ekibine başından beri söylediğim şu:

Teşhisiniz yanlış. Dar gelirlinin boğazını sıkarak, onların zaten gerileyen alım gücünü daha da düşürerek enflasyonu indiremezsiniz. Türkiye’de enflasyonu azdıran talep, nüfusun yüzde 20’lik kesiminin talebi… Siz onlara yüksek reel faiz vererek hem onların harcamalarını artırıyorsunuz, hem de servetlerini artırıyorsunuz. Elde ettikleri faiz geliri, dönem sonunda mevduata ekleniyor ve bu da para arzını artırıp talep artışının yanı sıra ayrıca enflasyonist etki yapıyor. Enflasyonla mücadele için, para politikasından daha çok maliye politikalarına,arzı ve yatırımları artırmak için de hukukun üstünlüğüne, güvenilir ve istikrarlı bir ortama ihtiyaç var..

Enflasyona bir başka bahane… Kuraklık, don, iklim şartları nedeniyle gıda fiyatlarındaki aşırı artışlar… Bu nasıl bir iklimdir ki, sadece Türkiye ve birkaç enflasyon kurbanı ülkeyi etkiliyor. Bir başka bahane de enerji fiyatlarındaki artış… 

Aşağıda, iktisatçı İnan Mutlu’nun X hesabından paylaştığı 2 grafiği veriyorum. Birincisi Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olduğu 2023 Haziran ayından bugüne kadar olan 2 yıl 7 aylık dönemde dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları… (Kaynak Dünya Gıda Teşkilatı FAO ve TÜİK)

Dünyada gıda fiyatları 2 yıl 7 ay süresinde, 100 iken 100.7 olmuş. Yüzde 1 bile artmamış. Türkiye’de ise 100’den 262.5’e fırlamış yüzde 162.5 artmış. Bu nasıl iklim etkisi böyle?

Yine Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası ekibinin göreve geldiğinden bugüne kadar geçen 2 yıl 7 aylık sürede dünyada ham petrol fiyatları 100 birimden 87’ye gerilemiş. Türkiye’de benzin fiyatları da 100 birimden 233.7 birime çıkmış. Yüzde 133.7 artmış. Akaryakıt satıyoruz diye milletten bol kepçe vergi toplamışsınız. Üstelik bu dönemde döviz kurları enflasyonun da altında artmış.  

Merkez Bankası’nın son enflasyon raporundaki bahaneler, yandaş gazetecileri bile çileden çıkardı. Ancak bizim para piyasasının aktörlerini, borsacıları memnun etti. Bu açıklamalardan sonra borsa yükseldi. Onlar Merkez Bankası Başkanının açıklamalarını memnuniyetle karşıladılar. Üstelik geçen sene finansal piyasalarda yedikleri İmamoğlu şamarını da unutmuş gibiydiler. İmamoğlu operasyonun mimarı Adalet Bakanı oldu. Belli ki hukuktaki siyasallaşma ve bunun ekonomide neden olacağı riskler daha da artacak. Ama piyasaların umurunda olmadı. 

İstiklal Savaşı ve Atatürk düşmanı olan ve vatana ihanetten idam edilen İskilipli Atıf hayranı birinin İçişleri Bakanlığına gelmesi de bizim piyasacıları pek ilgilendirmedi. Büyük ihtimal Türkiye’nin kanını emen sıcak paracılar yeni İçişleri Bakanından memnun da olabilirler. Çünkü aynı zamanda Abdülhamit hayranı olan yeni İçişleri Bakanı, Erzurum Valisi iken Sultan Abdülhamit’in tahta çıkışının 148’inci yıldönümünü kutlama mesajı yayınlamış. Yayınladığı mesajdaki ifadesi aynen şöyle: 

“Duyunu Umumiye İdaresini kurarak, devletin borç yükünü hafifletmiş…”

Duyunu Umumiye İdaresini öven biri, elbette yabancı sıcak para (carrytrade) severleri memnun eder.  

Yandaş basında, Mehmet Şimşek’in suyunun ısındığı söyleniyor. Ancak para piyasalarında özellikle sıcak paracılar (carrytrade) arasında paniğe neden olur diye koltuğunda kalıyor yorumları yapılıyor. Bakarsın yeni İçişleri Bakanımız Maliye Bakanlığına sıçrayıverir.

Espri bir yana… Bu enflasyon düşmez. Para piyasası aktörlerine de bir hatırlatma yapmak isterim. Merkez Bankası’nın estirdiği bahar havasına kapıldılar ama gerçek şu:

Yeni Adalet Bakanının siyasal amaçlı operasyonlar yapma ihtimali büyük. Bunun ekonomik bedelini geçtiğimiz yıl 19 Mart’tan sonra çok ağır ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. Türkiye’de reel faizler olması gerekenin 10 puan üzerinde seyrediyor. Bunun sonucunda da bütçedeki faiz ödemeleri şiştikçe şişiyor.2024 yılında 1 trilyon 270 milyar lira olan faiz ödemeleri, 2025 yılında İmamoğlu operasyonu sonucunda, faizlerin yaklaşık 10 puan yukarıda oluşması nedeniyle yüzde 62 oranında arttı ve 2 trilyon 54 milyar lira oldu. Kamu kesiminin borç stoku her geçen gün, hem hesapsız kitapsız bütçe harcamaları hem de yüksek faiz nedeniyle büyüyor. (2024 yılı 9 trilyon 250 milyar lira iken 2025 sonunda 13 trilyon 65 milyar liraya ulaştı.) 

2026 yılında 2 trilyon 742 milyar lira faiz ödenmesi hedeflendi. Ancak siyasi riskler nedeniyle faiz ödemelerinin artması yüksek olasılık. Sadece bu yılın ilk ayında Ocak ayında 453 milyar 700 milyon lira oldu. Daha ilk ayda 10 milyar dolardan fazla faiz ödedik. 

İmamoğlu operasyonu ile faizlerin reel olarak yüksek kalacağını daha ilk hafta 23 Mart 2025’te İhtirasın Bedeli başlığı ile 12 Punto’da yazdık. Yaklaşık 90-120 milyar dolar arasında ekonomiye bir bedeli olacağını tahmin ettik. CHP kurmayları bu bedelin 150 milyar dolar olduğunu söylüyorlar.  Maalesef bizim gibi iktisatçıların öngörüleri tuttu. Devletin, daha doğrusu halkın vergileriyle ödediği faiz yükü artıyor. Reel sektörün faiz yükü artıyor. Sanayi üretimi yerinde sayıyor, sefalet ücretlerine rağmen tekstil ve hazır giyim sanayi büyük bir çöküş yaşıyor. İstihdam azalıyor. 

Bizim para piyasası iktisatçıları pek umursamıyor ama bu borç yapısı ve yandaş zengin etmeye dayalı maliye politikası ile enflasyon düşmez. Son bakan atamaları ile oluşan siyasi-hukuk risklerini de göz ardı etmemek gerekiyor.