Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Mesele tavuk değil, hukuk…

Türkiye’de beyaz et üretimi gerçekleştiren 13 şirkete denetim kayyımı atanması, ciddi şekilde kafaları karıştırdı. Beyaz et üreticisi 14 şirkete daha önce de Rekabet Kurumu tarafından soruşturma açılmış, bu şirketlerin 11 tanesine de 7.3 milyar liralık ceza kesilmişti. Rekabet Kurumunun geçmiş yıllarda yaptığı bu operasyon normal bir süreçtir. Ancak son operasyonunun Adalet Bakanlığı tarafından yürütülmesi, işin içinde Tarım Bakanlığının olmaması, işin içine polis ve savcının karışması operasyonun rengini değiştiriyor.

İlk etapta konu fahiş fiyat artışı olarak yansıdı. Hemen burada iktisatçı İnan Mutlu’nun X hesabında paylaştığı iki grafiği alıntılıyorum.

Ocak 2022’den bu yana gıda enflasyonu yüzde 611 seviyesinde gerçekleşmişken, tavuk eti fiyatlarındaki artış yüzde 372… 

2020’den bu yana geçen sürede Ocak 2024’e kadar dana ve tavuk eti fiyatlarındaki artış hızı at başı giderken 2024 Nisan’ından sonra dana eti fiyatları uçmuş, tavuk eti fiyatları neredeyse stabil kalmış.

Yine bu yılın ilk 5 ayında tavuk eti fiyatları sektör temsilcilerinin ifadesine göre yüzde 11, enflasyon yüzde 16.6 oranında artmış.

Burada esas gerekçenin fahiş fiyat argümanı olmadığı ortada. Ancak şunu da not edelim. Firmaların fahiş fiyat belirlemeden kartel oluşturma olasılıkları da mümkün. Bu nedenle de soruşturma açılması doğaldır. Konunun rekabet açısından sorgulanmasına itirazım yok.  Ancak aynı zamanda bu şirketler Türkiye'nin kanatlı hayvan üretiminin yüzde 80’ini oluşturuyor. 

Bu nedenle atılan her adımın rekabet hukuku kadar arz güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerekir. Benim anlamaya çalıştığım nokta, bu sürecin neden Rekabet Kurumu yerine savcılık ve polis eliyle yürütüldüğüdür.

İşin içine polisiye tedbirlerin karışması, konuyu kamuoyuna bizzat Adalet Bakanının açıklamış olması,   Türkiye’nin zaten iyice bozulmuş yatırım iklimini nasıl etkileyecektir? Yanıtını her fırsatta yurt dışına gidip sunum yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı versin.

Hemen hemen birçok iktisatçı, “Enflasyonla mücadelede sadece faiz politikası yetmez. Bunun içine harcamalar yönüyle de gelir toplama yönüyle de etkin maliye politikaları girmeli, özellikle gıda maddelerinde üretim artışını sağlayacak politikalara ağırlık verilmeli” diyorduk.  Önerdiğimiz üretim artışını sağlayacak politikaları bir kenara bırakın, kısa bir süre sonra beyaz et fiyatlarında ciddi artışlara neden olacak üretim daralmaları ile karşılaşabiliriz.

Türkiye’nin şu anda yıllık kanatlı et üretimi (tavuk ve hindi dahil) 2 milyon 800 bin ton dolayında. Bunun 300 bin tonu ihraç ediliyor. Denetim kayyımı atanan 13 şirket toplam üretimin yüze 80’inini gerçekleştiriyor. 

Kırmızı et fiyatları beyaz et fiyatlarının üç katı iken şimdilerde 5-6 kata, hatta 9 kata kadar fırladı. Şu anda, tavuk bonfile diye satılan kemiksiz tavuk kalçasının kilo fiyatı 269 lira… Dana bonfile 2359 lira. Tam dokuz misli. Bundan iki yıl önce benim kendi harcamalarımı kontrol etmek amacıyla büyük bir zincir market fiyatlarından tuttuğum arşive göre tavuk bonfile 199, dana bonfile 819 lira idi. Oran 4 katından 9 katına çıkmış. 

Eğer fiyat artışı tek başına müdahale gerekçesi ise, dana eti ile tavuk eti arasındaki makasın son iki yılda neden bu kadar açıldığı da ayrıca sorgulanmalıdır.

Dünya ortalamasına göre yılda kişi başına 45 kg kırmızı et tüketilirken bu oran Türkiye’de 14 kg dolayında. Toplumun önemli bir bölümü kırmızı et tüketemiyor. O nedenle halk, beyaz et tüketimine yöneliyor. Yıllık beyaz et tüketimi 20 kilo seviyelerinden 25 kiloya ulaştı. Dünya ortalaması ise 17 kilo. Kırmızı ette dünya ortalamasının epey altında iken beyaz ette dünya ortalamasının üzerindeyiz ve iyice yoksullaşmış toplum kanatlı dediğimiz tavuk etine yöneliyor. Yabancı sermaye tavuk etine yatırım yapıyor.  Belli ki başka sermaye grupları da bu trende göre beyaz ete yatırım yapacaklar.

Sosyal medyada konuşulan iddialardan bir tanesi de, “Kırmızı et piyasası daralırken beyaz et piyasası gelişiyor. Acaba şirketlere çökecekler mi?”

Bu soruyu kimileri komplo teorisi olarak değerlendirebilir. Ancak asıl sorun bu değildir. Sorun, böyle bir ihtimalin piyasalarda ciddi biçimde konuşuluyor olmasıdır. Bu tür yorumlara zemin hazırlayan şey ise giderek derinleşen güvensizlik ortamıdır.

Bu konuda tartışmaya katılması gerekenler, TOBB gibi, TÜSİAD gibi özel sektör kurumları. Bu kurumlar TELE1’e el konulduğu zaman seslerini çıkarmamışlardı. Sanırım şimdi de suskun kalacaklar. Zamanında sermayeye derdimizi anlatmaya çok çalışmıştık. “Özgür basın gazetecilere değil, esas size lazım” diye… 

Çünkü bu tür ortamlarda bir yatırımcı için en büyük risk vergi değildir, faiz değildir, kur değildir. En büyük risk, mülkiyet hakkının geleceğinden emin olamamaktır.