Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,9910
Dolar
Arrow
44,0040
İngiliz Sterlini
Arrow
59,1369
Altın
Arrow
7300,8999
BIST
Arrow
10.729

Savaşın geleceği ve Türkiye

ABD ve İsrail çetesinin İran’a saldırısı ile başlayan savaş birinci haftasını tamamladı. Öncelikle, bir insan olarak, 168 kız çocuğunu katlederek başlattıkları savaşın acılarını unutulmamak üzere bir kenara not edip ABD emperyalizmi  + İsrail Siyonist ittifakını lanetliyorum.  Savaşın Türkiye ekonomisi üzerine etkilerine değinmek istiyorum.  Ancak savaşın gidişatı ve petrol fiyatları için bir kaç değerlendirmede bulunmak isterim.

Emekli amiral Cem Gürdeniz’in jeopolitik değerlendirmeleri ile petrol ve emtia piyasalarını çok iyi bilen değerli dostum Tolga Uysal’ın analizlerini birleştirdiğimde şu değerlendirmeyi yapabilirim:

KÜBA, BRENT VE AMERİKAN PETROLÜ…

Bu savaş ABD’nin dediği kadar kısa sürmeyecek. İran, Hürmüz Boğazını  kapatmadı ama fiilen kapanmasını sağladı. Hürmüz Boğazı kolay kolay açılmayacak gibi duruyor. Dünya petrol ve doğalgaz sevkiyatının yüzde 20’si gerçekleşemiyor.  Bu İran’ın savaşı uzatma stratejisinin temel dayanağı. İran’ın yaptığı savaş hazırlığı, bu stratejiyi destekliyor. Dünya petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’sinin piyasaya çıkamamasının faturası, dünyanın her tarafında ABD’nin müttefiklerini kaybetmesine neden olacaktır.

Çin açıktan müdahale etmiyor, ancak ABD’nin kaybettiği müttefiklerini savaşmadan yanına çekeceğini biliyor. Kuşak Yol Projesi ve Afrika’da savaşmadan birçok ülkeyi yanına çekti bile. Şimdi sıra ABD’nin sadık müttefiklerinde…  Savaşın uzaması demek, ABD’nin kendi kendini sona doğru hazırlaması, doların rezerv para birimi olma özelliği ile ABD kontrolündeki uluslararası ödeme sistemi SWİFT’in gücünün zayıflaması anlamına geliyor. Çin’in yeni geliştirdiği uluslararası ödemi sistemi CIPS ile hiç savaşmadan ağır ama emin adımlarla ilerliyor.  

Brent petrolü kaliteli olduğu için her zaman Amerikan petrolünden 3-4 dolar daha değerlidir. Savaş başladığında Brent Petrolü ile ABD petrolü arasındaki fiyat makası 4 dolardan 9 dolara çıktı. Ancak birinci haftanın sonunda durum değişti. Brent petrolü yüzde 27, ABD petrolü yüzde 35 değer kazandı. Aradaki fark 2 dolara indi.  Brent petrolü 93 dolar Amerikan petrolü 91 doları buldu. Hafta başında Brent petrolünün 100 doları geçmesi sürpriz olmaz. ABD, petrol fiyatları aracılığı ile Çin’i sıkıştırmaya kalkıştı ama kendisi de paçayı kaptırdı. ABD petrolü artışları, Trump’ı zora sokar. Gerçi ABD’nin elinde 600 milyon varillik bir stok var. Bunu devreye sokup fiyatları düşürmedi ama 91 dolarlık ABD petrolü Amerika’da toplumun homurdanmasına yol açar.

Ayrıca, Trump’ın Orta Doğu’da büyük bir saldırı devam ederken, Küba’yı kısa süre içerisinde işgal edeceği yönündeki açıklaması da, Orta Doğu’da ve İran karşısında ne denli zora düştüğünün bir göstergesi.  Savaşın uzaması, ekonomik maliyeti ile askeri kayıpları artıracak. Trump ABD kamuoyuna yönelik bir zafer arayışı peşinde. Önce dört günde sonrasında 4 haftada İran’ın işini bitireceğim derken, birden bire Küba’ya yönelmesi İran karşısındaki başarısızlığı örtme çabasının bir işareti.

Elbette devam eden sıcak çatışmalar esnasında yapılan öngörülerin tutmama olasılığı yüksektir. Ancak düşünce jimnastiği açısından bu noktaları önemli buldum.

TÜRKİYE EKONOMİSİ NASIL ETKİLENECEK?

Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık enflasyon hedeflemesinde, 2026 yılı için öngördüğü yıllık ortalama petrol fiyatı 65 dolar civarında idi. Gerçi Merkez Bankasının bugüne kadar yaptığı hiçbir enflasyon tahmini tutmadı ama bir çalışmalarında petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık bir artışın enflasyona 1 puan ekleyeceğini belirtmişlerdi. Buna göre petrol fiyatlarındaki artış sonucu yıllık enflasyon Merkez Bankasına göre 3.5-4 puan artar. Yüzde 16 değil, yüzde 20 olur. Ancak Merkez Bankasının yüzde 16 hedeflemesi gerçekçi değildi. Daha savaş çıkmadan önce yılın ilk ayındaki toplam enflasyon yüzde 7.95 olmuştu. TÜİK ne der bilemem ama yılsonunda ENAG enflasyonu ya da hanehalkı enflasyon beklentisi yüzde 60’ları geçebilir. 

Sadece petrol değil, doğalgaz fiyatları da artıyor. Doğalgaz fiyatlarının artması demek ısınma ve elektrik üretim maliyetlerindeki artışın yanı sıra, gübre fiyatlarının yükselmesi anlamına geliyor. Zaten bir türlü dizginlenemeyen gıda fiyatları da beklentilerin üzerine çıkacak. Daha buradaki maliyet artışları, üretici fiyatlarına yansımadan, çarşı ve pazarda fırsatçıların etkisiyle yaş sebze ve meyve fiyatları ani sıçramalar gösterdi. 

Petrol fiyatlarının artması dış açığımızı da etkileyecek. Türkiye’nin net enerji ithalatı 2025 yılında 47 milyar dolar oldu. Verdiğimiz 25 milyar dolarlık cari açığın temel nedeni enerji ithalatı… Bugün savaş nedeniyle oluşan fiyatlar sonucunda 2026 yılı net enerji ithalat faturamız 47 milyardan 65 milyar dolara çıkar. Yılsonunda cari açığımız 45-50 milyar doları bulabilir.

Hem enflasyon artacak, hem cari açığımız büyüyecek. Cari açığın büyümesi sonucunda ortada tercih edilecek iki yol var. Ya döviz kuru serbest bırakılacak. Bu cari açığı azaltıp enflasyonist etkiyi artıracak. Ya da uzun bir süredir yapıldığı gibi iktidar ve Merkez Bankası, döviz kurunu faiz ile baskılayacak. Daha yüksek faizle dışarıdan döviz bulacağız, Türkiye’den yurt dışına, içeride de yoksuldan devlete borç veren zengin kesime daha fazla kaynak aktaracağız, bütçedeki faiz ödemeleri şişecek.

Savaş çıktığında, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın komik gerekçelerle tutuklanması ve görevden alınması da, ekonomi dışı faktörlerin piyasa üzerindeki olumsuz etkilerinin artarak devam edeceğini gösteriyor.