Geçtiğimiz yıl tam da bu zamanlar, 13 Nisan’da bu sütunlarda “Havada barut kokusu var” diye yazmıştım. O günlerde bir “sezgi” ya da iktisat tarihinin kulaklarıma fısıldadığı bir “uyarı” gibi görünen o koku, bugün maalesef genzimizi yakan, taş üstünde taş bırakmamaya yeminli bir savaşa dönüştü.
Umudumuz, elbette ateşkesin, kalıcı bir barışa dönüşmesi… Ancak hemen arkasından kocaman bir ama, fakat, lakin uyarıları geliyor.
Mesele sadece sınır çizgileri ya da stratejik tepeler, stratejik limanlar değil. Öyle bir savaş ki, dünya enerji arzını derinden etkileyen, dünya ekonomilerinde kalıcı hasarlara, enflasyon, stagflasyon, resesyon gibi krizlere neden olacak bir hegemonya savaşı…Mesele, dünya sisteminin atardamarı olan "rezerv paranın" sarsılan tahtının tekrar güçlendirilmesi ya da yerine yeni alternatiflerin ortaya çıkması…
Geçen yıl bu zamanlar 13 Nisan 2025’te 12 Punto’da yazdığım yazıdan kısa bir alıntı yapıp bugüne gelelim.
“Trump, gümrük tarifeleri ile neoliberal düzeni sonlandırmaya kararlı. Dolara güven sarsılıyor. Doların rezerv para özelliği tartışılıyor. Dolara karşı Çin’in ya da BRICS ülkelerinin yeni bir rezerv para birimi oluşturma olasılıkları konuşuluyor.Yeni rezerv para birimini tartışırken gözeteceğimiz en önemli ilke şu olmalı… Maalesef havada barut kokusu var.”
İktisat tarihi bize şunu çok yalın bir şekilde gösterir. Rezerv para değişimi, hiçbir zaman sadece bir "tercih" meselesi olmamıştır. Bir paranın rezerv olma gücünü sadece faiz oranları ya da ticaret hacmi belirlemez; o parayı basan gücün, o paranın arkasındaki donanmanın ve askeri hegemonyanın ikna kabiliyeti belirler.Aslında rezerv para arayışı dediğimiz şey, dünyada krizler sonucu değişmeye başlayan yeni bir güç dengesi arayışıdır.
Krizler güç dengesini bozar, güç mücadelesi başlar.
Güç mücadelesi çatışmalar, savaşlar çıkarır.
Kazanan, yeni para sistemini kurar.
KAPİTALİZMİN BİRİNCİ BÜYÜK KRİZİ
19. Yüzyıl ve 20. Yüzyılın başları…İngiliz Sterlininin mutlak hâkimiyeti, altın standardından ve üzerinde güneş batmayan imparatorluğun donanmasından güç alıyordu. Bu gücün muharebe meydanlarındaki piyonları da, İngiliz sömürgesi altındaki ülkelerin halklarıydı.
Kapitalizmin girdiği ilk büyük kriz, Uzun Kriz diye adlandırılan Viyana Borsasında 9 Mayıs 1873’te başlayan ve 1896’da hafifleyene kadar 23 yıl süren krizdir. 1860’lı yıllarda İngiltere’nin dünya sanayi üretimindeki yüzde 25 olan payı 1913 yılına gelindiğinde yüzde 10’a düşmüş, geriden gelen Almanya’nın payı da yüzde 15’e çıkmıştı. Üstelik Almanya, uzak denizlerde egemenliğini artırmak için donanmaya büyük yatırımlar yapmaya başlamıştı. (Bugünkü ABD-Çin rekabetine ne kadar da benziyor değil mi?)
Bu gelişmeler Birinci Dünya Savaşının gerçek nedenleri arasındadır. İngiliz Sterlini rezerv paradır. İngiltere, Birinci Dünya Savaşını kazanır ama savaşın finansmanı için ABD’ye yüksek miktarda borçlanır. 1931 yılında Sterlin altın standardından vaz geçer. Rezerv para çöker. Yeni rezerv para oluşması için yeni bir savaş gerekecektir.
KAPİTALİZMİN İKİNCİ BÜYÜK KRİZİ
İkinci Büyük Kriz 1929 bunalımıdır. Birinci dünya savaşı sonrasında sermaye ve altın ABD’ye göç etmiş, tüm varlık fiyatları balon yapmıştır. Balon 1929’da patlayınca, büyük buhran adı verilen kriz bütün dünyaya yayılmıştır. İkinci Dünya Savaşının nedenleri arasındadır. Bu savaş daha bitmeden BrettonWoods Anlaşmasıyla doların rezerv para birimi olmasının yolu açıldı. Savaşın sona ermesiyle birlikte, önce BM, ardından IMF ve Dünya Bankası, birkaç yıl sonra da yeni rezerv para doların askeri gücü NATO kuruldu. Doların arkasında, sterlinin ilk zamanlarında olduğu gibi yine altın standardı vardı. 1971 yılında ABD altın standardından vazgeçti. ABD’nin, Orta Doğu’da Körfez ülkelerini koruma garantisi ve yaptığı çeşitli anlaşmalar sonucu petrol fiyatları dolarla belirlenmeye ve satılmaya başladı. Petrol ihracatçısı ülkeler ellerindeki dolarları ABD tahvillerine yatırdılar.1974’te devreye giren Petrodolar sistemi sayesinde Doların rezerv para özelliği halen sürüyor.
KAPİTALİZMİN ÜÇÜNCÜ BÜYÜK KRİZİ
Kapitalizm, 1990’larda yeni bir evreye Neoliberalizme dönüştü. Dünyada ülkeler arası, ülkeler içinde de sınıflar arası çok büyük gelir eşitsizlikleri ortaya çıktı. Sistem 2008 yılında krize girdi. Kriz 2016’da hafiflemiş gibi görülse de tam olarak atlatılmış değil. Sistemin kriz ve güven kaybının yanı sıra, tıpkı Birinci Dünya Savaşındaki İngiltere- Almanya rekabeti benzeri bir rekabet, çok daha geniş alanda ABD ve Çin arasında ortaya çıktı.
Bugün yaşadığımız sahneler, işte bu tarihsel kırılmanın günümüz versiyonudur. Şunu da hatırlatmakta yarar var. Petrolü Euro ile satmayı gündeme getiren Saddam’ın Irak’ı ve Kaddafi’nin Libya’sı yok edildi. Petrodolar sistemini bozmaya kalkacak ülkelere büyük gözdağı verildi. Ancak bugün bu sistem de yara alıyor. Miktar az da olsa Suudi Arabistan dahil İran ve Rusya gibi ülkeler, Yuan ve Euro ile petrol satmaya başladılar.
BARUTSUZ GEÇİŞ MÜMKÜN MÜ?
Kapitalizmin girdiği üçüncü büyük kriz umarız büyük bir dünya savaşına-felaketine yol açmadan sonuçlanır. Ama görülen o ki, yeni bir ekonomik modelin ve yeni bir rezerv para biriminin oluşması, gürültüsüz, patırtısız, savaşsız gerçekleşmeyecek.
Bir rezerv paranın tahtının sallanması, o parayı basan güç için sadece ekonomik bir kayıp değil, varoluşsal bir tehdittir. Her türlü yolu denemeye göze alacaktır. Konu; rezerv paranın tekrar eski gücüne ulaşması ya da alternatiflerin çıkması, daha da ileri gidersek, tamamen yerini alacak başka bir rezerv para biriminin oluşturulması ise savaş üretecek bir güç mücadelesi anlamı taşır. Bugün, Kanada, Grönland ve Arktik Okyanusundaki Trump emellerine, Lübnan’dan Ukrayna’ya, Tayvan boğazındaki gerginlikten Kızıldeniz’deki navlun krizine kadar her olay, aslında yeni bir "güç transferinin, güç dengesinin” oluşması sancısıdır.
Tarih tekerrür ediyor ama yine de dersler de çıkmıyor değil. Savunma ve dış politika analistlerine göre, eskisi gibi tek ve büyük bir savaş yerine çok sayıda bölgesel çatışma olasılığı konuşuluyor.
BÖYLE DÖNEMLERDE TÜRKİYE
Bu gibi dönemlerde Türkiye’nin durumu… Bir başka yazı konusu… Ama kısa başlıklar verelim.
Jeopolitik fırsatlar var. Ancak ekonomide dışa bağımlılık, ekonomideki kırılganlıklar, göç ve sığınmacılar meselesinin neden olduğu demografik sorunlar, siyasette ve toplumdaki kutuplaşmalar çok ciddi beka sorunlarını da beraberinde getiriyor.
Birinci Büyük Kriz ve savaşta şanslıydık, Gazi Mustafa Kemal Paşa vardı. Ekonomide İkinci Büyük Kriz sürerken ancak henüz savaşa dönüşmemişken yine Mustafa Kemal Atatürk vardı. Dünya ekonomisi çöküş içindeyken, özellikle 1934’ten itibaren müthiş bir ekonomik kalkınma mucizesi gerçekleştirdik. Ancak İkinci Büyük Küresel Savaşta, artıkAtatürk yoktu. Savaşa katılmadık ama savaş sonrası oluşan dünya düzeninde, özellikle 1945 yılından başlayarak Atatürk’ün ilke ve devrimlerini terk ettik. ABD emperyalizminin ve NATO’nun oyuncağı olduk. O günden bu yana kısa süren birkaç dönem hariç burnumuz çamurdan çıkmıyor.
“Yurtta sulh ve cihanda sulh” sözü ile “Ekonomik bağımsızlık olmadan askeri ve siyasi bağımsızlık olmaz” sözünün değerini anlamadık. Bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini terk ettik.
Çok Okunanlar
Uganda Genelkurmay Başkanı’ndan Türkiye’ye skandal tehdit!
Fahrettin Altun'dan Papa'ya güven mektubu
Beşiktaş’ta Divan Kurulu Toplantısı başladı
Çağımızın Hitler’i olarak nitelenen Netanyahu’nun sicili bellidir
Bakan Uraloğlu'ndan düşen Libya uçağına ilişkin açıklama
Gündüz kuşağına mahremiyet ayarı
Öğretmen ve babası hayatını kaybetti
Özgür Özel’in Nevşehir mitinginde 'Reisin Gürlek aslanları' pankartı
Hatırla! (Halkçılık Beyannamesi)
Bakan Uraloğlu 'sabotaj yok' dedi, CHP'li Yavuzyılmaz'dan yeni açıklama geldi