Euro
Arrow
55,6503
Dolar
Arrow
49,5091
İngiliz Sterlini
Arrow
65,9936
Altın
Arrow
6655,2849
BIST
Arrow
11.722
Anasayfa > Yazarlar > Meriç Köyatası > Yapay zekâ çağında Dinamik Demokrasi

Yapay zekâ çağında Dinamik Demokrasi

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 18.10.2026 06:00

Geçen haftaki yazıda, Yapay zekâ çağında planlama ve fiyat mekanizmasını tartışmıştık. Yapay zekâ, birbirini tamamlayan plan ve piyasa mekanizmalarının etkin ve rasyonel işleyişini sağlayabilir. Fakat bunun için daha güçlü bilgisayarlar ve daha gelişmiş algoritmalar yeterli olmaz. 

Plan demek, tercih demek. Tercih demek, ekonomi politik demek, siyaset demek. Bunun için de güçlü demokrasi arayışında olmamız gerekiyor.  

Geçtiğimiz haftaki yazı üzerine değerli hocamız Prof. Dr. Bilsay Kuruç bir not gönderdi. Özetle diyor ki: 

“Bugünden itibaren, Plan'dan söz edebilmemiz için iki 'olmazsa olmaz' nokta var. Birincisi, siyaset. Bugün ülkemizde siyaset katında bu yok!

İkincisi, iktisatçı dünyası… Uzun süredir meslektaşlarımız ‘faiz-döviz hapishanesinde’ yaşıyorlar. Oraya alıştılar. Oradan çıkıp 'Plan' çalışmaya başlayan, başlamaya hevesli, görüşme masasına 'teori zemininden başlayarak' ortaya görüş koyan kimse göremiyorum.”

Bilsay Kuruç hocamızın bu uyarısını aklımızda tutarak, yapay zekâ çağında planlamanın siyasal boyutunu ve demokratik tercih mekanizmalarını tartışmaya devam edelim

Planın tercihlerini kim yapacak? Karar verenleri kim denetleyecek? Demokrasi dediğimiz şey yalnızca dört-beş yılda bir sandığa gidip yöneticileri seçmek midir?

Yapay zekâ çağında karar alma ve denetim süreçlerine yurttaşların sürekli katılabildiği bir “Dinamik Demokrasi” mümkün müdür?

Yapay zekâ seçeneklerin ve tercihlerimizin muhtemel sonuçlarını hesaplamamıza yardımcı olabilir. Ama tercihi yapmamalı. Nasıl bir büyüme, nasıl bir bölüşüm? Daha fazla tüketim mi, daha fazla boş zaman mı? Savunma mı, sağlık mı? Bugünkü kuşakların refahı mı, gelecek kuşaklara bırakacağımız kaynaklar mı?

DEMOKRASİ SADECE SANDIK MI?

Burada yeniden demokrasi sorununa geliyoruz. Özgür seçim demokrasinin vazgeçilmez koşuludur ama demokrasi sadece seçim değildir. Dört ya da beş yılda bir oy verip ülkenin bütün tercihlerini bir sonraki seçime kadar seçilmiş yöneticilere devretmek, demokrasinin gerekli fakat tek başına yeterli bir tanımı olamaz.

Sandık, parlamento, bağımsız yargı, denetlenebilir yürütme, sermaye tekelleşmesine esir olmamış özgür basın, sendikalar, meslek örgütleri, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, kooperatifler... Bunların tümü demokratik sistemin birbirini denetleyen parçalarıdır.

İktidar sadece seçimle meşruiyet kazanmaz. İktidarın kullandığı yetkinin anayasal yetki olması ve sürekli denetlenebilmesi de gerekir.

Ütopya ve Denemeler serisinin üçüncü yazısında bütün dünyanın tartıştığı şu soruyu hatırlatmıştık:

 Yapay zekâyı kim kontrol edecek? Kontrol edenleri kim kontrol edecek?

Aynı soru siyasal iktidar için de geçerli. Özellikle otoriterleşme eğilimlerinin arttığı günümüz dünyasında, siyasal iktidarı hangi mekanizmalar kontrol edecek?

Yapay zekâ devletin bilgi toplama, analiz etme, karar verme ve uygulama kapasitesini tarihte görülmemiş ölçüde artırmaya başladı ve görünen o ki, bu daha da artacak. Bununla birlikte, yurttaşın da devleti denetleme kapasitesi artacak. Önemli olan, yurttaşın bu yeni denetleme gücünü kullanıp kullanamayacağıdır.

Bu yazıyı hazırlarken karşılaştığım bir çalışma, tartıştığımız sorunu başka bir açıdan ele alıyordu.

Kanada Laval Üniversitesi'nden Prof. Steve Jacob, 2025 yılında yayımlanan “Yapay Zekâ ve Değerlendirmenin Geleceği: Desteklenmiş Değerlendirmeden Otomatik Değerlendirmeye” başlıklı makalesinde yapay zekânın kamu politikalarının değerlendirilmesini nasıl değiştirebileceğini inceliyor. (1)

Bugünkü klasik kamu politikası döngüsünü kabaca şöyle düşünebiliriz:

Bir sorun ortaya çıkar › Devlet sorunu tanımlar › Politika geliştirir › Karar verir › Uygular › Sonuçlarını ölçer › Değerlendirir › Gerekiyorsa politikayı değiştirir.

Fakat bu süreç bazen yıllar sürer. Politikanın yanlış olduğu ortaya çıktığında kaynaklar harcanmış, ekonomik ve toplumsal sonuçlar çoktan ortaya çıkmış olabilir. Yapay zekâ burada önemli bir değişiklik yaratabilir.

Üretimden tüketime, eğitimden sağlığa, trafikten enerjiye, fiyatlardan istihdama kadar çok büyük miktarda veri sürekli üretiliyor. Yapay zekâ bu verileri değerlendirerek uygulanan bir politikanın sonuçlarını çok daha kısa sürede analiz etmemizi sağlayabilir.

Politika uygulanır › Veri gelir › Sonuç değerlendirilir › Politika düzeltilir › Yeni veri gelir › Yeniden değerlendirilir.

Böylece politika yapımı doğrusal bir süreç olmaktan çıkarak sürekli çalışan bir geri besleme sistemine dönüşebilir.

Bu yaklaşım akademik literatürde “Dynamic Public Policy Cycle”, yani “Dinamik Kamu Politikası Döngüsü” olarak adlandırılıyor. David Valle-Cruz ve arkadaşları 2020 yılında yapay zekânın kamu politikası döngüsünü daha dinamik hale getirme potansiyelini incelemişti. Steve Jacob ise 2025 tarihli çalışmasında bu yaklaşımı “Dinamik Kamu Politikası Döngüsü” kavramıyla ele alıyor. (2)

OECD'nin 2025 yılında yayımladığı “Governing with Artificial Intelligence / Politika Değerlendirmesinde Yapay Zekâ” raporu da aynı kavramı kullanıyor. OECD, yapay zekâ sayesinde değerlendirmelerin daha hızlı ve daha düşük maliyetli hale gelmesiyle, sonuçların karar vericilere çok geç ulaştığı klasik sistemden, politikaların neredeyse gerçek zamanlı olarak şekillendirilebildiği, düzeltilebildiği ve yeniden tasarlanabildiği bir sisteme geçilebileceğini tartışıyor. (3)

POLİTİKA DİNAMİKLEŞİYORSA DEMOKRASİ NEDEN DİNAMİKLEŞMESİN?

Devletin kendi politikalarını sürekli değerlendirmesi, yönetimi daha etkin kılabilir. Ama yönetimin etkinleşmesi, demokrasinin güçlenmesi anlamına gelmez. Devlet uyguladığı politikaların sonuçlarını sürekli izleyebiliyor, yapay zekâyla değerlendirebiliyor ve değiştirebiliyorsa, bu sürecin içinde yurttaş nerede olacak?

Yapay zekânın insanların ne düşündüğünü sosyal medya mesajlarından, tüketim davranışlarından, internet aramalarından ve daha yüzlerce veri kaynağından tahmin etmesi demokrasi değildir. Bu olsa olsa toplum hakkında daha fazla bilgi sahibi olan bir iktidar yaratır ve korktuğumuz otoriterleşmenin, dijital faşizmin kapılarını ardına kadar açar.

Demokrasi ise yurttaşın iradesini kendisinin açıklayabilmesidir. Açıklaması da yetmez. Tartışabilmesi, bilgiye ulaşabilmesi, alternatifleri görebilmesi, karar sürecine katılabilmesi ve alınan kararların sonuçlarını denetleyebilmesi gerekir.

OECD'nin aynı raporunda yapay zekâ ve yurttaş katılımı ayrıca ele alınıyor. Dijital teknolojilerin yurttaşlarla kamu kurumları arasında yeni katılım kanalları yaratabileceği; yapay zekânın büyük miktarda görüşü sınıflandırabileceği, özetleyebileceği ve kamu politikalarının hazırlanmasında katılımın ölçeğini büyütebileceği tartışılıyor. (4)

OECD'nin 2026 yılında yayımladığı “Yapay Zekâ ve Yurttaş Katılımının Geleceği” çalışması bu tartışmayı daha da ileri götürüyor. 22 ülkeden 50 uygulamayı inceleyen çalışma, yapay zekânın daha önce teknik olarak mümkün olmayan ölçekte yurttaş katılımına ve müzakereye olanak sağlayabileceğini gösteriyor. (5)

Ama burada çok önemli bir uyarı var: Yapay zekâ insan katılımının yerine geçmemeli. İnsan katılımını güçlendirmeli. 

“Dinamik Demokrasi” tartışması burada başlıyor. 

DİNAMİK DEMOKRASİ

“Dinamik Demokrasi” sözcükleri elbette ilk kez burada kullanılmıyor. Siyaset bilimi literatüründe farklı anlamlarda bu adı kullanan çalışmalar var. (6)

Bir dostumla konuyu değerlendirirken, şu soruyu sorduk. 

Yapay zekâ çağında, devletin karar alma, uygulama ve değerlendirme sistemi sürekli çalışıyorsa, yurttaşın demokrasiye katılımı neden dört-beş yılda bir çalışsın? Buradan Dinamik Demokrasi doğar mı? 

Temsili demokrasiyi ortadan kaldırmaktan söz etmiyorum. Her konuda milyonlarca insanın her sabah cep telefonundan oy kullandığı bir elektronik referandum düzeninden de söz etmiyorum.

Yurttaşların her konuda oylamaya katıldığı sistem, kolaylıkla bir manipülasyon sistemine dönüşebilir. Milyonlarca insanın her kamu politikası konusunda uzmanlaşması da mümkün değildir. Ayrıca bireylerin, sınıfların, sosyal grupların temel hakları oylama konusu yapılamaz. Aradığımız şey temsili demokrasinin yerine başka bir sistem koymak değil, onu sürekli çalışan katılım ve denetim mekanizmalarıyla güçlendirmektir.

Yerel ve ulusal konseyler, sektörel kurullar, yurttaş meclisleri, sendikalar, meslek örgütleri, kooperatifler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve bugün henüz adını bile koymadığımız yeni demokratik kurumlar. Yapay zekâ bu kurumların önündeki çok önemli bir teknik engeli azaltabilir.

Milyonlarca insanın görüşünü değerlendirmek bugüne kadar neredeyse imkânsızdı. Yapay zekâyla görüşler sınıflandırılabilir, ortak talepler belirlenebilir, farklı önerilerin sonuçları hesaplanabilir ve alternatif maliyetler yurttaşa anlaşılır biçimde anlatılabilir.

Yurttaş katılımının gerçek bir denetim mekanizmasına dönüşebilmesi için, karar vericilerin bu görüşleri dikkate alma, kararlarının gerekçelerini açıklama ve sonuçları kamuoyunun denetimine açma yükümlülüğü bulunmalıdır.

Böylece demokrasi yalnızca seçim › iktidar › dört-beş yıl bekle › yeniden seçim döngüsünden ibaret olmaktan çıkabilir.

Bunun yerine: tercih › karar › uygulama › veri › değerlendirme › yurttaş denetimi › düzeltme › yeniden karar şeklinde sürekli çalışan bir demokratik geri besleme sistemi kurulabilir.

Bu denemede “Dinamik Demokrasi” derken kastettiğimiz şey bu. Doğal olarak demokrasilerde olması gereken güçler ayrılığı, meclis denetimi, bağımsız yargı denetimi ve özgür basın güçlü bir şekilde korunmalı.

AYNI TEKNOLOJİ İKİ AYRI DÜNYA KURABİLİR

Fakat tam burada serinin başından beri peşimizi bırakmayan sorun yeniden karşımıza çıkıyor.

Teknoloji bize hangi siyasal düzeni kuracağımızı söylemiyor. Aynı yapay zekâ altyapısı bir tarafta Dijital Faşizmin, diğer tarafta Dinamik Demokrasinin aracı olabilir.

Teknoloji aynı. Siyasal tercih farklı!

Bu nedenle yapay zekâ çağında demokrasinin temel sorusu yalnızca “Kim yönetecek?” olmayacak.

Yönetenleri kim denetleyecek? Algoritmayı kim denetleyecek? Algoritmanın kullandığı verinin kime ait olduğuna kim karar verecek? Ve belki de en önemlisi:

Yurttaş, kendisi hakkında giderek daha fazla şey bilen devlet ve teknoloji şirketleri hakkında ne kadar bilgi sahibi olacak ve onları nasıl denetleyecek? 

Bir ülkede dünyanın en ileri Dinamik Demokrasisini kurduğumuzu, yapay zekânın yarattığı refahı adil paylaştığımızı ve yurttaşın ekonomik ve siyasal karar süreçlerine gerçekten katıldığı bir düzen oluşturduğumuzu düşünelim.

Ya bu refah başka ülkelerin madenlerine, enerjisine, verisine ve yoksulluğuna dayanıyorsa? Bir ülkenin ütopyası başka bir ülkenin sömürüsü üzerine kurulabilir mi? 

Yapay zekâ yarışında bugün iki ülke öne çıkıyor: ABD ve Çin. Peki gelişmekte olan ülkeler ne olacak?

İkinci denemede söylediğimiz yere yeniden geliyoruz:

Ütopya evrensel değilse ütopya değildir.

Öyleyse sıradaki soru:

Yapay zekâ çağında emperyalizm nasıl bir biçim alacak?

Gelecek denemede...

Notlar

(1) Steve Jacob, “Artificial Intelligence and the Future of Evaluation: From Augmented to Automated Evaluation” (“Yapay Zekâ ve Değerlendirmenin Geleceği: Desteklenmiş Değerlendirmeden Otomatik Değerlendirmeye”), Digital Government: Research and Practice, Cilt 6, Sayı 1, 2025, Makale 10.

(2) David Valle-Cruz, J. Ignacio Criado, Rodrigo Sandoval-Almazán ve Edgar A. Ruvalcaba-Gomez, “Assessing the Public Policy-Cycle Framework in the Age of Artificial Intelligence: From Agenda-Setting to Policy Evaluation” (“Yapay Zekâ Çağında Kamu Politikası Döngüsü Çerçevesinin Değerlendirilmesi: Gündem Belirlemeden Politika Değerlendirmesine”), Government Information Quarterly, Cilt 37, Sayı 4, 2020, 101509.

(3) OECD, Governing with Artificial Intelligence: The State of Play and Way Forward in Core Government Functions (“Yapay Zekâ ile Yönetim: Temel Kamu İşlevlerinde Mevcut Durum ve İleriye Yönelik Yol”), OECD Publishing, Paris, 2025. Özellikle “AI in Policy Evaluation” (“Politika Değerlendirmesinde Yapay Zekâ”) bölümü.

4) OECD, Governing with Artificial Intelligence, 2025, “AI in Civic Participation and Open Government” (“Yurttaş Katılımı ve Açık Yönetimde Yapay Zekâ”) bölümü.

(5) OECD, Artificial Intelligence and the Future of Citizen Participation: Typology of Applications, Opportunities and Challenges for Democratic Innovation (“Yapay Zekâ ve Yurttaş Katılımının Geleceği: Demokratik Yenilik İçin Uygulamaların, Fırsatların ve Zorlukların Tipolojisi”), OECD Public Governance Reviews, OECD Publishing, Paris, 2026.

(6) Devin Caughey ve Christopher Warshaw, Dynamic Democracy: Public Opinion, Elections, and Policymaking in the American States (“Dinamik Demokrasi: Amerikan Eyaletlerinde Kamuoyu, Seçimler ve Politika Yapımı”), University of Chicago Press, 2022. Buradaki “Dynamic Democracy” kavramının anlamı bu denemede önerilen yapay zekâ destekli sürekli katılım ve denetim modeliyle aynı değildir.

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları