Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4793
Dolar
Arrow
43,4783
İngiliz Sterlini
Arrow
59,4706
Altın
Arrow
6787,4138
BIST
Arrow
10.729

Bu bir çürüme hikâyesi değil, bir yönetememe suçudur

İçinde yavaş yavaş yok olduğumuz, değerlerimizi kaybederken buna alışmamız istenen bir dönemdeyiz. Bu bir çöküş değil yalnızca... Bu uzun zamandır seyredilen, görmezden gelinen ve bilerek derinleştirilen bir çürüme hali.

Toplumsal yozlaşmanın farkındayız.

Ekonomik çöküşün, yoksulluğun, güvencesizliğin insanı nasıl öğüttüğünü biliyoruz. Ama artık şunu da açıkça söylemek gerekiyor. Bu tablo bir “kader” değil, doğrudan doğruya bir yönetememe halinin, bir iktidar tercihlerinin sonucu.

Gerçeklerden kaçamayız. Sokakta hayat neye dönüştü, insan ve toplum neye evrildi, bilmek zorundayız. 

Türkiye’de suç oranları artıyor. Kolay yoldan zengin olma arzusu sistematik biçimde körükleniyor. Çeyrek asırdır ekranlardan pompalanan mafya romantizmi, güce tapınma, silah ve para fetişizmi toplumun bilinçaltına kazındı.

Hukuk geri çekildi, adalet gecikti, liyakat tasfiye edildi. Ortaya çıkan boşluğu ise suç kültürü doldurdu.

Ama en ağır kayıp başka yerde... Vicdan aşınıyor. Ahlak aşınıyor. İnsan insana yabancılaşıyor.

Bir gün içinde tanık olduğum iki olay, bu çürümenin adeta sokaktaki halidir.

Yakın bir dostum şöyle anlattı.. 

“Eli yüzü düzgün bir adam yaklaştı. Yol parasının olmadığını, eve gidemediğini söyledi. 30–40 lira istedi. Elim cebime gitti ama durdum. Bu kişi gerçekten muhtaç mı, yoksa beni mi deniyor? Para vermedim. Bir saat sonra aynı noktadan geçerken aynı adamın hâlâ para istediğini gördüm”

Buradaki mesele 30–40 lira değil. Mesele iktidarın yarattığı güvensizlik iklimi, insanları iyilikle şüphe arasında sıkıştıran süreçlerin doğalımıza dönüşmesi... Kimse artık kimseye inanmaz hale geldi. Çünkü yoksulluk gerçek, ama istismar da gerçek. Ve bu ikisini ayırt edecek olan devlet, sosyal politika, denetim yok..  

Akşam saatlerinde başka bir dostum arıyor. Memleketinden iki “ihtiyaç sahibi” için kendisinden yardım istenmiş. Çocuklarının aç olduğu, okula gönderilemediği anlatılmış. Para gönderiliyor. Yardım ulaştırılıyor.

Sonra gerçek ortaya çıkıyor:

Bu iki kişi bir kumar organizasyonunda, kumar oynarken yakalanıyor.

İşte tam burada durup sormak gerekiyor:

Bu bireysel bir ahlaksızlık mıdır? Hayır.

Bu, bahis ve kumarın ülkenin her hücresine işlemesine göz yuman, hatta bunu dolaylı biçimde besleyen bir sistemin sonucudur.

Gençler işsiz. Umut yok. Gelecek yok.

Genç kadınlar bedenlerini dijital platformlarda metalaştırmaya itiliyor.

Yetişkin insanlar sosyal medyada aşağılanmayı, soytarılığı geçim kapısı haline getiriyor.

Bahis siteleri, yasa dışı kumar ağları, mafyatik yapılar her yerde.

Telefon dolandırıcıları, hırsızlar, çeteler sıradanlaştı. 

Fuhuş olağanlaştı.

Yardım paraları kumar masalarında eriyor.

Bu tablo ahlaki bir çöküşten ibaret değildir. Bu hukukun zayıflatılmasının, eğitimin çökertilmesinin, adalet duygusunun yok edilmesinin sonucudur. Ağır ekonomik krizin sonuçlarıdır. 

Ve belki de iktidarın topluma verdiği en büyük zarar şudur:

İnsanları iyilik yapmaktan bile korkar hale getirmiştir. 

Artık şüpheyle yaşıyoruz.

İyi insanlar bile “enayi” muamelesi görmemek için geri duruyor.

İyilik yapan insanları küstüren devasa bir karanlık içindeyiz ve bu karanlık, tesadüfen oluşmadı.

Bu karanlık inşa edildi.

Ve bu ülkenin en büyük kaybı, ekonomi değil yalnızca; insani duygulardır.  

"Sonumuz hayır olsun" demek yetmez.

Bu düzenle yüzleşmeden, bu düzeni kuranlardan hesap sormadan, hiçbir son hayırlı olmayacak.