Cumhuriyet’in temellerine dinamit koymaya çalışanlar, bugün gelinen noktada istemeden de olsa tek bir gerçeği kanıtladılar: Cumhuriyet’in erdemini ve Atatürk’ün sarsılmaz haklılığını.
Aydınlık bir Türkiye kavgasına öfke ve kin kusanların birçoğunun; bugün sahip oldukları belki de her şeye laik ve demokratik rejim sayesinde kavuşmuş olmaları son derece ironiktir. "Dindar ve kindar nesiller" projesinin bu toprakları bir çıkmaza sürüklediği artık gizlenemez bir gerçek. Ne yaparlarsa yapsınlar Atatürk'e olan sevgi bitmiyor. Aksine birçok kişi Mustafa Kemal'i yeniden keşfediyor. Çünkü o, bir halkın hayatta kalma kodu olarak hayatımızın tam ortasında yerini almaya devam ediyor.
Türkiye'nin ayarlarını itinayla, zamana yayarak, bilerek, tasarlayarak yok edenlerin; bu süreci emperyalist sahiplerinin emirleri çerçevesinde var edenlerin, "dindar ve kindar nesiller" planının faturası ağır oldu; en az iki kuşak bu kültürel ve sistemli saldırının altında boşa gitti.
48 yaşın verdiği deneyim ve tanıklıkla geriye dönüp baktığımda, eğitim sistemimizin nasıl bilinçli bir şekilde çürütüldüğünü açıkça görebiliyorum. Bizim dönemimizde inci gibi el yazısıyla yazabilen, temel eğitimini eksiksiz alan ilkokul öğrencilerinden; bugün üniversite ikinci sınıfa gelip de okuma-yazma becerisi dahi kazanamamış kuşaklara evrildik. Bu bir kaza değil emin olun; sistemli bir operasyon...
Okullarımız bir zamanlar sadece bilim ve meslek öğretmezdi; aynı zamanda saygı, sevgi ve disiplin öncelikliydi. Hiç mi sorun yoktu? Elbette vardı. Ancak öğretmenlik makamı kutsaldı ve milli eğitim sistemi, "önce ahlak, sonra bilgi" ilkesiyle birey yetiştirirdi. Bugün ise sokakları saran şiddet, okullara kadar giren uyuşturucu, rüşvet ve rant ekonomisi; bu bilinçli yıkımın en acı meyvesi oldu.
Bu organize kötülüğün tarihteki en büyük hamlesi, şüphesiz Köy Enstitüleri’nin kapatılmasıydı. O gün vurulan darbe; bugün liyakatsizliğin, cehaletin ve ahlaki çöküşün önünü açtı. Eğer bugün hâlâ bir nebze olsun ayakta durabiliyorsak, bu Cumhuriyet'in yetiştirdiği o son gerçek aydınların ve yetkin kuşakların yüzü suyuna hürmetinedir.
Artık herkes aklını başına almalıdır. Kuruluş değerlerine, yani fabrika ayarlarına dönmek bizim bu topraklara, çocuklarımıza ve geleceğimize olan borcumuzdur. Karşımızda sadece yerel bir gericilik değil, emperyalist odaklarla iş tutan, din maskesi altına saklanmış bir yolsuzluk düzeni var.
Eğitimi yeniden ayağa kaldırmak zorundayız ancak mücadele sadece sınıflarda değil, hayatın her alanında olmalı. Topraklarımızı, halkımızı ve en önemlisi çocuklarımızın geleceğini korumak için bugün, tıpkı yüzyıl önce olduğu gibi, topyekûn bir "kurtuluş mücadelesi" verme zamanıdır. Mücadele safları omuz omuza durmalıdır. Sosyalistler, cumhuriyetçiler, aydınlanmacılar, ulusalcılar, emekçiler, halkın tüm katmanları gelecek adına omuz omuza vermelidir.
Şimdi Cumhuriyet’in asıl sahibi olduğunu hatırlama zamanıdır.
Çok Okunanlar
Türk futbolu için tarihi gurur: 'Arda Güler dünyanın en değerlisi oldu'
Özgür Özel'in Kılıçdaroğlu'na teklifi ortaya çıktı!
Filipinler'de 7,8'lik depremden sonra tsunami alarmı!
İsrail Trump'ın uyarısına rağmen İran'ın 4 kentini vurdu
19 yıl sonra aralanan sır perdesi: Kadın cinayetinin faili öz babası çıktı
A Milli Takım'a Arizona'da coşkulu karşılama
Kışlada darp olayı: Generale disiplin cezası yok mu?!
Ümit Taş'ın kardeşi kurşun yağmurunda öldürüldü
Kılıçdaroğlu: Kurultay sürecini başlatıyoruz
Bir fıkra bin özür