Dehşet verici bir dönemden geçiyoruz. Gün boyu çeşitli platformlardan, sosyal medyadan, ajanslardan ve farklı kaynaklardan aktarılan bilgi, fotoğraf ve videolarla Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeleri izliyor; bunları yorumlayarak ya da olduğu gibi okurlarımıza ulaştırmaya çalışıyoruz. Bunun ne kadar yıpratıcı ve yorucu bir iş olduğunu, bu işi bizzat yaşayanlar iyi bilir.
Ancak son zamanlarda insanı insanlığından utandıran, tanık olunduğunda iç dünyanızda fırtınalar koparan olayların boyutu, sıradan insanların hayatını cehenneme çevirecek bir ağırlığa ulaştı.
Uzun yıllardır sayısız kötülüğe tanıklık ettik. Ama insanoğlu, her şeyde olduğu gibi kötülüğe de doyumsuz sanki.
Geçtiğimiz hafta bir yazı yazmaya niyetlenmiştim. Takip ettiğimiz ajanslardan birinin sol taraftan akan “en çok okunan haberler” bölümüne baktım. Üst üste yığılmış vahşi cinayet haberleri vardı.
Bu yazıyı da geç saatte kaleme alıyorum. 1 Mayıs günü yine haberlerle baş başaydık. Gün boyunca 1 Mayıs kutlamalarına odaklandığım için bazı haberleri görmemiştim. Ta ki akşam bir bardak çay koyup televizyonun karşısına geçene kadar…
İnsan demekten utanç duyacağım iki varlık, İzmir’de perişan hâlde, aç susuz, evsiz barksız bir ihtiyara işkence ediyordu. Yanına gidip yüzünün tam ortasına bütün insafsızlığıyla bir tekme attılar. Gülüştüler, eğlendiler. Bu ne olduğu belirsiz yaratıkların o “eğlenceli anları” videoya alıp sosyal medyada paylaşması ise yaptıkları iğrençliğin başka bir boyutuydu.

Zavallı, belki de ölümü bekleyen çaresiz bir ihtiyara işkence eden bu aşağılık canilerin gözaltına alındığını öğrenmek bile artık hiçbir anlam ifade etmiyor.
Hastalıklı ebeveynlerin topluma bıraktığı bu korkunç varlıklar; insanlar için, hayvanlar için, doğa için ve en başta çocuklar ile kadınlar için ölümcül bir tehlikeye işaret ediyor.
Elbette bu kötülüğün arkasında büyük bir cehalet var. Eğitimsizlik, adaletsizlik, cezasızlık ve toplumun çürümesine yol açan tüm unsurların yaratıcısı olan iktidarın başarısızlığı da bu tablonun bir parçası. Ama meseleyi yalnızca birkaç nedene bağlamak da mümkün değil.
Bu olayın yarattığı öfke hâlâ zihnimde bütün ağırlığıyla dururken, elime aldığım telefonda bu kez başka bir görüntüyle karşılaştım.
Yüzü maskeli bir polis, hiçbir suçu olmayan genç bir kadının gözlerine biber gazı sıkıyordu. Hem de kör edercesine. Sinsice ve büyük bir kötülük ruh hâliyle… Çevrede kimse için zerre kadar tehlike oluşturmayan bir kadının gözlerinin içine biber gazı püskürtmek, aşağılık tavırdan başka bir şey değildir.
Biliyoruz, hesap sorulmayacak.
Hannah Arendt, kaleme aldığı Kötülüğün Sıradanlığı: Eichmann Kudüs'te kitabında kötülüğün her zaman “canavarca” bir kaynaktan gelmediğini savunur. Arendt’e göre kötülük, sadistçe bir zevkten ziyade; sorgulamadan itaat etmekten, bürokratik bir çarkın dişlisi hâline gelmekten ve “sadece görevini yapma” düşüncesinden de doğabilir.
Biber gazı sıkan polise bunu hatırlatmakta fayda var.
Polislik, en büyük zorlukları çeken mesleklerin başında geliyor. Çalışma saatleri, izinsizlik ve düzensiz yaşam birçok polis için hayatı adeta zindana çeviriyor. Birçoğu geçim sıkıntısı yaşıyor. Uzun nöbetlerde kendilerine içi küflenmeye yüz tutmuş, birkaç dilim salatalık sıkıştırılmış sandviçler verildiğini de bizzat kendi tepkilerinden biliyoruz. Polislerin stres, yoğun iş yükü, mobbing ve başka nedenlerle sanal kumar mağduru olduğunu, bazılarının ise canına kıydığını da üzülerek takip ediyoruz.
Peki kendisi de bir emekçi olan polis, hangi gerekçeyle, nasıl bir ruh hâliyle haklarını savunan bir emekçinin, bir işçinin ya da bir öğrencinin yüzüne biber gazı sıkabilir? Bir diğerinin yaptığı gibi yüzünü asfalta bastırıp boğazını sıkabilir?
Velhasıl kelam, artık bu kötülük çok fazla.
İyi insanlar, gazeteciler, aydınlar, öğretmenler, anneler, babalar… Bu toplumda iyilik adına mücadele etmeye hazır olan herkes artık “yeter” demeli. İyilik adına gerçek bir mücadeleyi başlatmanın zamanı geldi.
Çünkü umudu da yeşertemezsek, yaşamanın ne anlamı kalır?
Çok Okunanlar
Real Madrid’de nisan ayının yıldızı Arda Güler
Özgür Demirtaş’tan altın için ezber bozan değerlendirme
11 yıl önce Isparta'da kayboldu, kafatası Burdur'da bulundu!
ABD Donanması'nda sistematik çöküş: USS Higgins yangını buzdağının görünen kısmı
Cem Küçük'ten sipariş kulis itirafı
Kumpas şehidine ana duası
Atatürk'ün görselini kapatıp büyükelçiliğin hesabından paylaştılar
İstanbul'da 1 Mayıs gösterilerine sert müdahale!
Tutuklanan Hasbi Dede'nin gönderdiği mesajlar ortaya çıktı
Bir toplum bu kadar kötülüğü taşıyabilir mi?