Merkez Bankası verilerine göre,
Türkiye’nin 2023 yılında 388,6 milyar dolar olan borç stoğu,
2026 yılı haziran sonunda 539 milyar dolara çıktı.
Milletin hali ise pek farklı değil.
Bankalara ve finans kuruluşlarına borcu olan vatandaşların sayısı 44,2 milyona,
Bireysel kredi ve kredi kartı borcu da 7 trilyon 284 milyar liraya yükseldi.
Her gün yaklaşık 7 bin kişi de icra takibine düşüyor. (Birgün, 08.09.2026)
Kısacası borçlu yaşamak, yaşamın değişmez bir olgusu haline geldi.
*
Sorgulamamız gereken,
Devlet neden bu kadar büyük bir borcun içinde?
Millet olarak neden borç içinde yaşıyoruz?
Sorların yanıtı yaşamımızın içinde saklı.
Yediğimizden içtiğimize,
Giydiğimizden kullandığımız cihazlara ve araçlara kadar yabancıların ürettikleri.
Bu noktada yanıtlamamız gereken soru,
Neden biz üretmiyoruz da dışardan alıyoruz?
*
Yıl 1950, ABD heyetleri “Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi” için,
“Kurduğunuz fabrikalar, kapatılacak ya da satılacaktır,
Tüketim maddelerini üretmek pahalıdır, dışarıda ucuzdur. İthal edilmelidir” dediler.
30 yıl sonra 24 Ocak kararlarıyla da,
“Devlet ekonomiden ve üretimden çekildi,
Dış ticaret serbestleştirildi, yabancı sermaye yatırımları teşvik edildi.”
Böylece neoliberal düzenin serbest piyasa ekonomisine geçtik,
Cumhuriyetin üretime dayalı karma ekonomi politikasını terk ettik.
Fabrikalarımızı, üretim tesislerimizi, limanlarımızı, santrallerimizi...
Özelleştirme diye sattık.
Bugün de yıllar önce yapılmış, vergilerimizle bedelleri ödenmiş,
Boğaz köprülerini ve otoyolları özelleştirme adı altında satıyoruz.
*
Sonuçta üreten değil, tüketen bir ülke olduk.
Yabancıların ürettiklerini dövizle satın aldık, tükettik,
Döviz yetmeyince yabancılardan borç aldık,
Ve bugün 539 milyar dolar borca battık.
2026 yılının ilk 7 ayında borç faizleri için “1 trilyon 755 milyar TL” ödedik.
Cumhuriyetimizin, “Sanayi, iktisadi istiklalin belkemiğidir.
Dışardan aldıklarımızı, şimdi kendimiz yapacağız” anlayışından,
İthalata ve tüketime dayalı serbest piyasa ekonomisine geçtik.
Acı ama gerçek, üretmeden tüketenler sonunda tükenirler.
*
Bu karanlık tablodan çıkışın yolu;
Akla ve bilime dayalı çağdaş eğitimiyle,
Kendi kaynaklarımıza dayalı üretim ekonomisiyle Cumhuriyet’tir.
· Tarlada, madende hammaddeyi
· Üniversitede teknolojiyi
· Fabrikada tüketim maddelerini
Kendimiz üreterek, hakça paylaşarak…
*
“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden,
Rahat yaşamak isteyen toplumlar;
Önce haysiyetlerini,
Sonra hürriyetlerini,
Daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
Mustafa Kemal Atatürk
Çok Okunanlar
Antalya’da 2 emniyet müdürüne gözaltı
12 Eylül'ün ardındaki büyük resim
Fenerbahçe'den ayrılan Musaba'dan sürpriz karar
Gıda emperyalizmine karşı mikro mücadele: Bir konferans ve bir Türk kahraman
12 Eylül: Türk siyasi tarihinin utanç günü
Türk pasaportunda yeni dönem hazırlığı
Devlet Borçlu, Millet Borçlu…
Üsküdar’da ‘Karar Milletindir’ mitingi
Nişanlısına kavuşan İrem Derici'den romantik kareler
Yapay zeka, dijital faşizm ve ütopik komünizm üzerine bir deneme