Muğla bir büyükşehir, ayrıca önemli turizm merkezlerimizden. Burada bir süredir sadece yerel yöneticiler, bürokratlar ve gazeteciler değil, AKP ve MHP’li isimlerin geçtiği garip olaylar yaşanıyor, ama nedense Ankara’dan ses soluk çıkmıyor.
Daha önce iki kez dikkat çektiğimiz Muğla’daki olaylarda son gelişme şu; bir polis memurunun, AKP milletvekiline küfrettiği, milletvekilinin de İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş’a giderek, “Evimi basmalarını mı bekliyorsunuz? Müdahale etmeyecek misiniz?” dediği öne sürüldü.
Evvela Muğla’da neler yaşandığını kısaca özetleyelim.
Bizatihi Emniyet yazışmalarında yer aldığı üzere, “birtakım sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlarda başta Muğla AK Parti yöneticileri, MHP İl Başkanı, Muğla Valisi olmak üzere Muğla’da bulunan resmi kurum müdürleri ile kurum çalışanlarının hedef alındığı, bahse konu hesaplarda kurumların ve müştekilerin siyasi itibarlarını zedelemek için kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek” ayrıca “halkı yanıltıcı bilgiye alenen yaymak ve Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda operasyon düzenlenip AKP’ye yakınlığıyla bilinen yerel gazetecilerin yanı sıra aralarında AKP milletvekillerinin danışmanları ile MHP eski il başkanının da bulunduğu isimler gözaltına alındı ve önemli bir bölümü tutuklandı.
28 Mart’taki “AKP ve MHP’yi karıştıran Muğla olayı” başlıklı yazımızda; AKP milletvekili Kadem Mete’nin, burada olup bitenleri hem Adalet Bakanı Akın Gürlek hem İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi hem de MHP yöneticilerine anlattığını, ayrıca kendisinin de isminin bulunduğu bir “dayak listesi”nden söz ederek, “Milletvekili dövdürmek ne demek, bu nasıl iş?” dediğini aktardık.
Saat 17.00-24.00 Operasyonu
Aynı yazıda; yazımızdan sadece bir gün önce yaşanan bir olaydan daha söz ettik. Olay şuydu:
Ocak’taki ilk operasyonda tutuklanan ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Marmaris’te Hande Fırat’tan önce Erdoğan’dan açıklama alan gazeteci Kürşat Keskin’in babası; Muğla Valisi, MHP’li iki isim ile Muğla’daki sahilleri yönetmek üzere kurulan MUÇEV’in yöneticileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.
Tesadüf bu ya, bir süredir Ankara’da yaşayan Kürşat Keskin’in ikiz kardeşi Yusuf Keskin, o dilekçenin verildiği gün AKP eski milletvekili Yelda Erol Gökcan’la Muğla’ya gitti. Havaalanlarının VIP bölümlerinden birlikte geçtiler. Muğla Havaalanı’ndan çıkıp kendi arabalarına binmek üzere ayrıldıklarında Yusuf Keskin gözaltına alındı.
Emniyet ve Savcılık sorgusunda Yusuf Keskin’e de soruşturma konusu olan sosyal medya hesaplarının yanı sıra K.Ç. isimli bir arkadaşıyla yaptığı WhatsApp yazışması soruldu. Yazışmanın içeriği; Yusuf Keskin’in, soruşturmada görev alan ve Kürşat Keskin’in tutuklanmasından sonra zafer pozu veren 4 polisin ismi ve nerede görev yaptıklarına dair K.Ç.’den bilgi istemesiydi.
Sonuçta Yusuf Keskin adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı; ama hemen ertesi gün, bu defa Marmaris’te tersane işletmecisi olan K.Ç.’ye şöyle bir operasyon yapıldı:
Muğla Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen gözaltı ve dijitallerine el konma talepli yazıda; Yusuf Keskin’le yaptığı yazışmalardan söz edildikten sonra ev ve işyeri adresleri ile K.Ç.’nin kullandığı eşine ait aracın plakası bildirilip, “gözaltına alınması; aracında, ikamet/iş yeri ile müştemilatlarında 17.00-24.00 saatleri arasında geceleyin bir defaya mahsus arama işlemi yapılıp tüm dijitallerine el konulması ve bunlar üzerinde inceleme yapılabilmesi için mahkemeden inceleme kararı aldırılması” istendi.
Yazıldığı gibi oldu; o akşam K.Ç. gözaltına alındı, dijitallerine el konuldu. Polis sorgusunun ardından ertesi gün savcılık tarafından “yurtdışı çıkış yasağı ile 15 günde bir imza” şeklinde adli kontrol tedbiri talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
K.Ç.’ye yukarıda belirttiğimiz suçlamalara ilave olarak, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” suçlaması da yöneltildi. K.Ç. ifadelerinde; soruşturmaya konu sosyal medya hesaplarını kullanmadığını ve kimin kullandığını bilmediğini, Yusuf Keskin’in ailece görüştükleri dostu olduğunu, adı geçen polislerden sadece birisini tanıdığını, Yusuf Keskin’in talep ettiği bilgileri ise hem o gün çocuğunu hastaneye götürdüğü hem sabıkalı birisi olduğu için temin etmesinin mümkün olmadığını Keskin’e bildirdiğini söyledi.
Evine Kelepçelenip Götürüldü... 40 Polisle Arama Yapıldı
K.Ç., savcılığın talebi doğrultusunda adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldıktan sonra arama ve el koyma işlemi ile gözaltında yaşadıklarına dair inanılmaz iddialarda bulundu.
Avukatının, “Arama-el koyma işlemini yapan bir kısım kolluk görevlileri ve sorumlu amirler ile gözaltında kaldığı Menteş İlçesi Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli A.Y. isimli polis memuru” hakkında yaptığı suç duyurusunda; önce evdeki operasyon hakkında özetle şunlar anlatıldı:
“Müvekkil 28 Mart’ta .... .... İsimli AVM’nin arka tarafındaki sokakta yakalanmış ve polis aracına bindirilerek ikametgâh adresine getirilmiştir. İkametinde arama yapılacağı söylendiğinde müvekkil, kapıdan girerken 10 dakikalığına kelepçenin çıkarılmasını ve çocuklarını evden çıkarılmasına izin verilmesini rica etmiştir. Talebi olumlu karşılansa da eve girerken kelepçesi açılmamış ve çocuklarının önünde büyük bir kaos ile arama işlemine başlanmıştır. Küçük kızı korkarak mutfağa kaçıp masanın altına saklanınca, arama işlemine katılan polislerden biri müvekkilin kelepçesini açmış, bunun ardından müvekkil kızını sakinleştirerek, hem kızını hem de oğlunu evden çıkarmıştır. Muğla’daki ekiple gelen polisler, kelepçeyi çıkaran polise kızıp, ‘Sana kim kelepçesini aç dedi?’ diye tepki göstermişlerdir. Arama işlemi, 14-15 tane polis aracıyla ve yaklaşık 40 polis memuru ile yapılmış, polisler sanki azılı bir suçlu, bir kaçak veya terörist yakalamışçasına hareket etmişlerdir. Ayrıca arama işlemi hakim kararına bağlı olduğu halde müvekkile herhangi bir geçerli arama kararı sunulmamış, gecikmesinde sakınca bulunduğuna ilişkin de somut hiçbir gerekçe ortaya konulmamıştır. Aramaya katılan avukat, arama kararını görmek istemişse de polisler, ‘Dosyada gizlilik kararı var’ demiştir. Daha sonra dosyada gizlilik kararı olmadığı tarafımızca öğrenilmiştir. Arama ve el koyma işlemi sırasında polislere defalarca kez telefon gelmiş, bu telefon konuşmalarından alınan talimatla hareket etmişlerdir. Evde müvekkilin ve eşinin keyfi kullanımı sebebiyle bulunan bazı alkol şişelerine de el konmak istenmiş, daha sonra gelen telefonla karar değiştirip, ‘Her şeyi alacağız.’ demişlerdir.”
“Kadem Mete’nin de”
Ardından Emniyette yaşananlara ilişkin olarak ise şu iddialara yer verildi:
“Arama işleminden sonra müvekkil gözaltına alınarak önce hastaneye sonra Muğla Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülmüştür. Nezarethanede bir süre kaldıktan sonra 21.00-00.00 aralığı olarak tahmin ettiği bir saatte polisler tarafından buradan çıkarılıp üst katlarda bir ofise götürülmüş, burada kapı kapatılmış ve adının A.Y. olduğunu beyan eden, amir koltuğunda oturan polis memuru ile yan koltukta oturan adını bilmediğini ve bu süreçte hiç konuşmayan bir polisle baş başa kalmıştır. Müvekkil, bazı imzalar atmak üzere nezarethaneden çıkarıldığını düşünürken, adı geçen polisin hakaret, tehdit, gözdağı ve küfürlerine maruz kalmıştır. Müvekkile terörist muamelesi yapan polis, ‘Siz vatan hainisiniz. Kamu görevlilerini, devlete hizmet eden polislerin bilgilerini paylaşmak nedir? Bak, Marmaris’te neler yapacağım sana, bundan sonra memleketine gideceksin taka yapacaksın. Bizim gücümüzü bilmiyorsun. Senin tersaneni de elinden alırız. Sosyal medyadan kabadayılık yapmakla olmuyor bu işler dimi? Samet kim lan? Samet müdürün de ..... ........, Kadem Mete’nin de ..... ....... Kafanıza göre atama yapıyorsunuz. Kaymakamı da siz atıyorsunuz, bu işlerden para da yiyorsunuz. Sizin düzeninizin de müdürünüzün de kaymakamınızın da .... ......’ demiştir. Müvekkilden usule aykırı şekilde telefonunun şifresini istemiş, vermeyince daha da sinirlenip, ‘Görüşeceğiz lan seninle, sokakta devleti göreceksiniz bundan sonra. Seni tekrar alacağım buraya’ demiştir. Müvekkil daha fazla hakaret ve tehdide maruz kalmamak için odadan çıkmış polisler tekrar nezarethaneye indirmişlerdir. Müvekkilin nezarethaneden çıkarıldığı ve yukarı ofise götürüldüğüne dair görüntüler şube içindeki kamera kayıtlarında mevcuttur. Bu kameraların kayıtlarının alınmasını ve incelenmesini talep ediyoruz.”
İlavesi var; K.Ç.’nin, serbest bırakılıp Marmaris’e gittikten sonra, ev aramasında el konulan içki ve sigaralar nedeniyle bir de burada gözaltına alındığı belirtiliyor.
O suç duyurusundan haberdar olan AKP Milletvekili Kadem Mete’nin, önce Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, ardından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye giderek, bir kez daha Muğla’da olanları anlatıp, “Bana küfrediyorlar. Evimi basmalarını mı bekliyorsunuz? Müdahale etmeyecek misiniz?” dediğinin anlatıldığını da kaydedelim.
Müyesser YILDIZ
5 Nisan 2026
Çok Okunanlar
Şanlıurfa'da tepki çeken görüntüler: Öcalan'ın doğum günü kutlandı!
Trump: İran 48 saat sonra cehennemi yaşayacak
İran, düşürülen ABD savaş uçağının görüntülerini paylaştı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Rutte telefonda görüştü
Soruşturma mı savaş mı: Şimdi de 'Polis AKP Milletvekiline Küfretti' iddiası!..
Turkcell'in Shaquille O’Neal'a ödediği reklam ücreti için olay iddia
Kutalmış Türkeş'ten MHP Genel Başkanı Bahçeli'ye 'Apocu Bahçeli' tepkisi
Gülben Ergen'e Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan 'suç duyurusu'
Yaşlı borçlu sayısı 2002'de 45 bindi, bugün 3 milyona dayandı!
Icardi'den Trabzonspor mağlubiyeti sonrası imalı paylaşım