Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

'Soykırım' iftirasını da mı dert etmeyelim?!

Bölücü terör örgütü PKK’nın kazanda 100 keleş yakma şovundan bir gün sonra Erdoğan “terörsüz Türkiye” sürecini kastederek, “AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdiklerini” açıkladı. Projenin, “Bir müzakere, pazarlık, al ver sürecinin neticesi olmadığını” vurgulayan Erdoğan, “Sadece Kürt vatandaşlarımızın değil, Irak ve Suriye'deki Kürt kardeşimin meselesi de bizim meselemizdir.” diye de ekledi.

AKP, MHP ve DEM’in birlikte yürüdüğü “yol” nasıl bir yol; son bir haftadaki üç olay üzerinden anlatalım.

Cuma günü Ermeni soykırım iftirasının 111’inci yıldönümüydü.

Ankara’nın, “ayakları yere basıyor” zannıyla yere göğe sığdıramadığı Ermenistan Başbakanı Paşinyan, bu yıl da sözde soykırım iftirasını anıp Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanıyla birlikte “soykırım anıtı”na çiçek bıraktı.

Yine Ankara’nın “gözünün üstünde kaşı var” bile diyemediği Trump, “soykırım” yerine “büyük felaket” ifadesini kullanırken, geçen yılki mesajından farklı olarak Osmanlı İmparatorluğu hatırlatmasında bulunmadı. Ülkemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ın, “Osmanlı millet sistemini” övmesi ve önermesi nedeniyle olsa gerek!..

Ankara’nın bir diğer önemli dostu Putin ise açıktan “soykırım” dedi ve bu tür "barbarlıkların” yaşanmaması için uluslararası topluma güç birliği yapma çağrısında bulundu.

Nihayetinde liberal bir yazarın ifadesiyle; 24 Nisan bu yıl da, “Sorunsuz, diplomatik krizsiz atlatıldı. Türkiye anma düzenleyen, 1915’te yaşanan trajediyi soykırım olarak adlandıran hiçbir ülkeden Büyükelçisi’ni geri çağırmadı, herhangi bir tehditte bulunmadı, resmen cevap vermek ihtiyacı dahi duymadı.”

Ancak Müslümanlığı ve İsrail karşıtlığıyla ön plana çıkan New York Belediye Başkanı Mamdani, “Osmanlı İmparatorluğu 1.5 milyon Ermeni’yi katletti. Azerbaycan da 2023’te Dağlık Karabağ’dan 100 bin Ermeni’yi kovarak, soykırım kampanyasını sürdürdü” demez mi; tüm “huzuru” bozdu.

Dışişleri Bakanlığı’mız, 24 Nisan hezeyanlarını ortaya karışık, adresi belirsiz bir açıklamayla geçiştirirken iktidar yazarları, “Pişman etti bizi Mamdani.”, “Hata Mamdani’de değil, ona dair fazla hayal kuran bizde” ifadeleriyle dizlerini dövdü!..

Ama ne onlar ne AKP ve MHP; birlikte “yol yürüdükleri” DEM ve DEM’e yakın Diyarbakır Barosu ile İnsan Hakları Derneği’nin, Ermeni soykırım iftirasını sahiplenmekle kalmayıp Süryani-Asuriler ve Rumlara da soykırım yapıldığını öne sürerek, Türkiye’den “tanıma, af dileme ve tazminat” talebinde bulunmasını görmedi, duymadı!..

DEM’liler Anıtkabir’e Gitti mi?

Perşembe günü de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106’ncı yıldönümüydü.

Sömürge valisi Tom Barrack’ın, Atatürk ve Türk Bayrağı’na yer vermeden günü kutlaması tepki çekerken, açılım ortağı DEM’in ne yaptığına bakan olmadı.

24 Nisan için kapı gibi açıklama yaparken, 23 Nisan için hiçbir mesaj yayımlamadılar...

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Atatürk Anıtı’da çelenk bırakması töreninde; DEM’li Meclis Başkanvekili Pervin Buldan hazır bulunurken, gördüğümüz kadarıyla Anıtkabir’deki törene katılan olmadı.

Uzun uzadıya sorgulamaya gercek yok; böylesi önemli bir gün münasebetiyle TBMM Genel Kurulu’nda yapılan özel oturumda konuşan DEM eş başkanı Tuncer Bakırkhan, ulusal egemenlik ve cumhuriyetten ne anladıklarını bir kez daha ortaya koydu. Yine kurtuluş döneminde “farklı halklar, farklı kimlikler” olduğunu, ancak kuruluşta bunların görmezden gelindiğini anlatıp, “zedelenen akdin onarılmasını”, “Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hukuk içine alınmasını” ve “demokratik cumhuriyetin” inşa edilmesini istedikten sonra Erdoğan’a, “Barış, ona vurulacak mührü bekliyor... Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir.” diye seslendi.

“Kuzey Kürtleri... Kürt Toplumunun Yeniden Kuruluş Dönemi”?

Son olaya gelirsek; dün Diyarbakır’da DEM ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) öncülüğünde Demokratik Birlik İnsiyatifi tarafından bir konferans düzenlendi.

Medyamız nedense bu konferansın adını yazmayıp, teröristbaşı Öcalan’ın gönderdiği mesajı ön plana çıkardı.

Oysa konferansın konusu, teröristbaşının mesajı kadar dikkat çekiciydi.

Çünkü toplantı “Kuzey Kürtlerinin ulusal birliğini” tartışmak amacıyla düzenlenmişti.

“Kuzey Kürtleri” kim; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürt kökenli vatandaşlarımız. Malum; bunun bir de “güney, doğu ve batı Kürtleri” var.

Peki teröristbaşı, bu konferansa gönderdiği mesajda neler buyurdu?

Kürt toplumunun “uzun yıllardır maruz kaldığı inkâr, imha ve baskı politikaları” nedeniyle kendisini “çağın gerçeklerine göre dönüştüremediğini” öne sürüp, “siyasal ve toplumsal kurumlaşmaya” gidilmesini istedi...

Kürt toplumunun “ulus-devletlerle ilişkilerde demokratik çözüm ve müzakereyi savunurken”, kendi içinde de demokratik siyaseti ve hukuku esas alması gerektiğini bildirdi...

Kürt halkının en temel sorunlarından birisinin “birlik sorunu” olduğunu vurgulayıp, “Kapsamlı bir demokratik birlik kongresinin toplanması... acil bir görevdir... Önümüzdeki dönem, Kürt toplumu açısından bir yeniden kuruluş dönemidir... Bu temelde atılacak her adım, ortak geleceğimizi belirleyecektir.” dedi.

AKP-MHP, “terörsüz Türkiye süreciyle milli birlik ve kardeşliğin sağlanacağını” söylerken, “yol arkadaşları” DEM ile “kurucu önder”lerinin neyin peşinde olduğu ortada. 

Bu durumda o “yol” nereye çıkar?!