Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlubiyetle çıkan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi’ni imzaladı.
İtilaf Devletlerince 13 Ekim 1918’de fiili olarak işgal edilen İstanbul, 16 Mart 1920’de ise resmen işgal edildi. İşgalciler kendi yönetimlerini oluşturdu.
29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen ve Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul’un idaresi İtilaf Devletlerinin eline geçti…
İşgallere, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından da İstanbul’un işgal edilmesine karşı direnişe geçen Türk halkı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir Milli Mücadeleyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti yönetiminde büyük zaferler elde etti. 26 Ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruz ile birlikte Batı Anadolu’dan Yunan Ordusu temizlendi. Yunanlıların 5 Mayıs 1919’da işgal ettiği İzmir 9 Eylül 1922’de kurtuldu.
Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmasının ardından Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalandı ve 23 Ağustos günü TBMM’de onaylandı. Türk ulusunun bağımsızlığı ve ulusal egemenliği bütün dünyaya kabul ettirildi.
İtilaf Devletleri Lozan’ın imzalanmasıyla İstanbul’u boşaltmaya başladılar. En son birlikler 2 Ekim 1923’te İstanbul’u terk etti. Şükrü Naili Paşa’nın komutasında yer alan birlikler törenle 6 Ekim 1923 tarihinde İstanbul’a girdi. İstanbul’un kurtuluşuyla zafer taçlandırıldı.
Bu tarihten sonra 6 Ekim ‘Kurtuluş Bayramı’ olarak kabul edildi.
İşgalin başladığı 1918’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında bulunan yaveri Cevat Abbas’a söylediği “Geldikleri gibi giderler” sözü gerçekleşmişti.
İstanbul’un Kurtuluşunun ilk yıldönümünde (6 Ekim 1924) iki gün süren ‘Kurtuluş Bayramı’ kutlamaları yapılmıştır. İstanbul halkının, öğrencilerin, kurum ve kuruluşların büyük katılımıyla yapılan kutlamalar coşkulu olmuştur. (Hüseyin Kalemli, İstanbul’da İlk Kurtuluş Bayramı Kutlamaları) Basında da ‘Kurtuluş Bayramı’ ile ilgili yazılar ve haberler geniş yer almıştır.
‘Tanin’ gazetesinde Hüseyin Cahid’in kaleme aldığı “İstanbul’un Kurtuluş Bayramı” başlıklı başyazıda şunlar ifade edilmiştir:
“Senelerden beri düşman işgali altında ezilen, izzet-i nefsinde zehirli bir yara işkencesi taşıyan İstanbul geçen sene bu gün halâskâr Türk ordusuna kavuşmak saadetini duymuştu. Türk vatanı esasen düşmanın denize dökülmesiyle nihayet bulan büyük zafer-i askeri neticesinde kurtulmuş olmakla beraber ordunun ilk defa İstanbul’a girmesi önüne ayrı bir hususiyet bahşediyor…
(…) İstanbul, bu Kurtuluş Bayramında gözünün önünde timsal olarak fedakâr, kahraman ve temiz ‘Mehmetçiği’ görüyor. ‘Mehmetçik’ demek bütün Türk ordusu demektir. Neferinden zabitlerine, ümerasına ve en büyük kumandanlarına varıncaya kadar bütün Türk ordusu. Çünkü bunlar birbirlerinden ayrılması gayr-i kabil bir heyet mecmûudur…” (Tanin, 6 Ekim 1924, N: 712, s. 1)
İstanbul’un kurtuluşunun 102. yılını kutluyoruz. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 102. yılını kutlayacağımız 29 Ekim’e sayılı günler kaldı…
Bayrağımızı olduğu yere tekrar astırdığı için, savaşarak bu topraklarda kimin ev sahibi kimin misafir olduğunu dosta düşmana göstermiş olduğu için, attığı her adımdan büyük bir başarı ile çıktığı için “Özgürlük ve Bağımsızlık Benim Karakterimdir” diyen Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve silah arkadaşlarına sonsuz saygı ve şükranlarımı sunuyorum.
Çok Okunanlar
Orkun Özeller’e, MHP’li ilçe yöneticisinden saldırı girişimi
MHP'den sonra BBP de Papa ziyaretinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi
Bakırköylü Papazımız niye ABD vatandaşı oldu?
Mehmet Ağar o masayı anlattı
Güllü nasıl öldü? Bilirkişi raporu belli oldu
Kılıçdaroğlu'ndan CHP'ye hodri meydan
CHP kurultayındaki o pankart gündem oldu
Uyuyan fay uyanıyor!
26 yıllık öğretmenin hayatını forex kaldıraç sistemi bitirdi
Tez savunması ve yayın saçmalığı: Diplomasına güvenmeyen üniversiteler