2027 Bütçesi millete vergi, sermayeye vergi muafiyeti
Rakamların anlamsızlaştığı bir ekonomiyi yaşıyoruz.
Bir yanda açlık ve yoksulluk sınırının altında 5,10 liranın hesabını yapan Millet,
Öte yanda milyarlarla oynayan yöneticiler, bürokratlar, yandaşlar…
Böylesi çelişkileri yaşarken milletin vekilleri Mecliste 2027 yılı bütçe teklifini konuşuyorlar.
Yani, önümüzdeki yıl kimlerden, nerelerden para toplanacağını ve bu paraların kimlere, nerelere harcanacağını tartışıyorlar.
Aslında sonucu belli olan bir tartışma.
İktidar ve ortağının oylarıyla iktidarın teklif ettiği bütçe kabul edilecek,
Milleti açlığa ve yoksulluğa mahkum eden bu düzen de devam edecek.
*
Bütçenin analizini uzmanlarına ve iktisatçılara bırakalım,
Açıkça görülen gerçeklerin üzerine konuşalım.
2027 bütçe teklifinde,
• Giderler 27 trilyon 276 milyar TL,
• Gelirler 23 trilyon 408 milyar TL,
• Bütçe açığı 3 trilyon 868 milyar TL,
• Faiz gideri 3 trilyon 975 milyar TL.
Bir yurttaş olarak bütçenin neden bu kadar açık verdiğini ve neden bu kadar faiz gideri ödeneceğini sorgulayalım.
Diyorlar ki, her ülkenin bütçe açığı da faiz gideri de var, ama bir farkla,
Yazının sonundaki son 5 yıldaki rakamlar gösteriyor ki,
Bütçe açığı da faiz giderleri de her geçen yıl katlanarak artıyor.
Demek ki denetimsiz ve kontrolsüz bu bozuk ekonomi düzeninde kronikleşen bir sorun var.
Sorunun temeli, 1980’den bu yana üretimi ve emeği dışlayan neo-liberalizmin, para piyasalarına dayalı serbest piyasa ekonomisidir.
Yüksek faiz vererek ekonomimizi sıcak para girişine bağlayan bu politikaların sonucunda,
Türkiye Cumhuriyeti bugün toplam 539 milyar dolar borçlanmıştır. (Merkez Bankası)
Bu borçların faizi için de 2027 yılında 3 trilyon 975 milyar TL ödenecektir.
*
Yaşamakta olduğumuz fon vurgunu da bu düzenin bir sonucudur.
Fon vurgununun ekonomiye verdiği zarar, yaklaşık 5 trilyon 500 milyar TL’dir. (110 milyar dolar)
Bu zarar bütçe açığından da faiz giderinden de fazladır.
Bu bütçe açığını da faiz ödemelerini de fon vurgunun zararını da…
Millet ödeyecek, yani yine biz ödeyeceğiz.
Bütçe teklifinde gelirin yüzde 85’i (19 trilyon 906 milyar TL) vergilerdir,
Bu vergilerin yüzde 60’ı da emeklilerin, emekçilerin, memurların maaşlardan kaynağında kesilen gelir vergilerle,
Zengin yoksul fark etmeden satın aldığımız her şey için ödediğimiz dolaylı vergilerdir.
*
Çarpıcı bir bilgi de Prof. Dr. Aziz Konukman’dan geldi.
“Vergi indirimi, muafiyeti, istisnası” adı altında toplamda 4,9 trilyon liralık vergi tahsilatından vazgeçilecek olması.
Bu tutarın yaklaşık 1,9 trilyonu, tüm maaşların asgari ücret tutarı ile dul, yetim maaşları gibi istisnalardan oluşuyor.
Geriye tahsilatından vazgeçilen 3 trilyon vergi kalıyor ki,
Nedense akla, tüm inşaat işlerini yapan yandaş şirketlere sağlanan vergi muafiyetleri ve ertelemeler geliyor.
Bu rakam bile bütçe açığını karşılayan bir tutardır.
*
İnsanın temel hakkı olan, ancak piyasalaştırılan eğitim, sağlık ve çalışma alanlarında ise değişen bir şey olmayacak.
Ayrıca rakamlara bakan da ülkede yoksulluk sorunu kalmadığını sanacak.
• Eğitim 2 trilyon 910 milyar TL,
• Sosyal güvenlik 2 trilyon 887 milyar TL,
• Sağlık 2 trilyon 190 milyar TL,
• Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma 833 milyar TL.
*
Bütçe, siyasi partilerin ülke kaynaklarını kullanırken hangi kesimlere ve hangi alanlara öncelik verdiğini gösteren siyasi bir belgedir.
2027 bütçe teklifi üretimi, emeği, halkı yok sayan, paradan para kazanılan bu vurgun ekonomisini uygulayan RTE-AKP’nin siyasi tercihini ve gerçek yüzünü göstermektedir.
Bakmayın “emekliyi, çalışanları, Milleti ezdirmeyeceğiz…” sözlerine,
Milletten aldıkları oylarla iktidar olanlar, bütçeyi yaparken Milleti düşünmüyorlar.
Emekliye, emekçiye ekonominin yetmezliğini gösterenler, her fırsatta tasarruf tedbirlerini dile getirenler,
İktidarlarını ve itibarlarını korumaktan ve lüks içinde yaşamaktan da geri kalmıyorlar…
Kısacası hazineyi vergileriyle dolduran Milletin açlık ve yoksulluk içinde yaşamasını içlerine sindirebiliyorlar.
*
Paradan para kazanılan bu emeksiz, denetimsiz ve kontrolsüz ekonomi düzeninde,
Hazine ve maliyeye bakan Şimşek’in Kasım 2025’teki sözleri,
Bugün yaşanan fon vurgununa bilerek ve isteyerek göz yumduklarının itirafıdır.
“Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda düzenleme ihtiyacının farkındayız.”
Ne acıdır ki, suçu ve suçluyu gözetenler, görüp de müdahale etmeyenler makamlarında oturuyorlarken…
Fonlardan yasa dışı ilişkilerle milyarlar kazananlar ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlarken…
Yaşanılan gerçekleri yazan, anlatan Halk TV kapatıldı, Murat Ağırel, İsmail Arı, Şaban Sevinç, Mustafa Balcı gibi gerçek gazeteciler tutuklandılar ve cezaevinde yatıyorlar.
*
Bu yaşadıklarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerinden ve üretime dayalı karma ekonomi politikasından uzaklaşmanın bir sonucudur.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 85 yıl önceki sözleri bugünün özetidir.
“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar;
Evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”
Siyasi muhalefet bu gerçeği görmek ve bu sömürü düzenini değiştireceğini,
Cumhuriyetin üretime dayalı kamucu ve kalkınmacı karma ekonomisini uygulayacağını açıkça söylemelidir.
Yıllara göre bütçe açığı;
• 2027, 3 trilyon 868 milyar TL
• 2026, 1 trilyon 840 milyar TL (Ocak-Eylül)
• 2025, 1 trilyon 800 milyar TL,
• 2024, 2 triyon 106 milyar TL,
• 2023, 1 trilyon 375 milyar TL,
• 2022, 139 milyar TL.
Yıllara göre faiz giderleri;
• 2027, 3 trilyon 975 milyar TL
• 2026, 2 trilyon 250 milyar TL (Ocak-Eylül)
• 2025, 2 trilyon 640 milyar TL,
• 2024, 1 trilyon 271 milyar TL,
• 2023, 674 milyar 615 milyon TL,
• 2022, 310 milyar 900 milyon TL.
Halkın ödeyeceği vergiler:
Gelir Vergisi: 5 trilyon 533 milyar TL
Kurumlar Vergisi: 2 trilyon 223 milyar TL
ÖTV: 3 trilyon 284 milyar TL
Katma Değer Vergisi: 5 trilyon 681 milyar TL
Diğer vergi gelirleri: 3 trilyon 184 milyar TL
Vergi dışı gelirler: 3 trilyon 502 milyar TL
Toplam 19 trilyon 906 milyar TL