İstanbul Baro seçimleri
Geçenlerde baro seçimleriyle ilgili bir yazı yazmıştım.
Avukat olmadığım için konuyla direkt alakalı değilim ama yazı epeyce etki yaratmış.
Yazıda, İzmir Barosu seçimlerinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti silahşörü gibi kelimeleri birbiri ardına dizerek altıpatlar revolver gibi rakibini haşat eden Egeli avukat kızdan bahsetmiştim.
Darısı da İstanbul Barosu'na diye bitirmiştim.
Ancak anlaşılan İzmir’deki hava İstanbul'da yokmuş.
Dediklerine göre, "Ergenekon'u derinleştirirsin de Türk milleti yeniden muhacir olsun" diyen İkinci Cumhuriyetçiler öndeymiş.
Atatürkçü sıfatıyla tanımlanan adayların sayısı, oylar bölünsün ve Türk milletinin 18. yüzyılda başlayan ve Eskişehir’in İnönü ilçesinde durdurulan doğuya doğru muhacirliğinin yolu açılsın diye bilinçli olarak artırılmış.
Herhangi bir saldırı veya işgal anında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında toplanması muhtemel avukatlar, bizzat Atatürk'ün devrimleriyle hayat bulan kurumların siyasetçileri tarafından, baskı ya da aşırı yönlendirmeyle, Anayasa'nın ilk dört maddesine dokunmak için fırsat kollayanların tarafına baskılanıyormuş.
Dünyanın en büyük barosundan tanıdığım sadece iki-üç üye olduğundan, Modern Türkiye'yi savunacak bir baro yönetimi oluşması adına bu yazıyı kaleme aldım.
Aldım ki vatansever avukatlar aklını başına alsın ve macera aramasın; pazartesi akşamı da huzurlu bir derbi maçı izleyelim.