Yurttaş girişimine ihtiyaç var!

Yerel seçimleri konuşa duralım, yeni kriz kapımızda; Su krizi, gıda güvenliği ve kuraklık!

2024’ten yazından itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

Dünyamızın ortalama ısı artışı 1 buçuk dereceyi geçti. Belirsizliğin egemen olduğu bir döneme girdik. Gelişmiş ülkeler iklim krizinin yarattığı etkilere karşı önlem olarak, gıda politikalarında, tarım ve  hayvansal üretimde radikal değişime doğru gidiyor ama Türkiye hiçbir önlem almadığı gibi, orman ekosistemlerini yok ederek, su havzalarındaki toksik madde kirliliğini önemsemeyerek, topraklarımızdaki organik madde yükünün, biyolojik çeşitliğin azalmasına karşı hiçbir şey yapmayarak, büyük çöküşe doğru sürükleniyor.

Seçimlerin akabinde, henüz farkında olmadığımız büyük tehlike bizi bekliyor.

Gıda güvencesi ve gıda güvenliği!

Türkiye topraklarının yüzde 88’indeki organik madde miktarı yüzde 2’nin altında. Topraklarımız alarm veriyor!

Uzay gezisi için harcadığımız 55 milyon doları, topraklarımızı onarmaya, aşırı kirlenmiş su hafzalarını temizlemeye ayırsaydık, yakın gelecekte karşılaşacağımız krizden belki bir nebze kurtulabilirdik.

Ne yazık ki, çok kıymetli zamanları kaybettiğimizi düşünüyorum. Bunu ben değil, yıllarını gıda güvenliği üzerine araştırmalar yapmaya vermiş gıda mühendisi Bülent Şık söylüyor. “Aşırı kullanmışız toprağı, mahvetmişiz. Tarımda kullanılan çeşitli kimyasallar maddeler, topraktaki biyolojik çeşitliliğe büyük zarar verdi. Toprak ve su varlıklarımızdaki kirlenme ve fakirleşme açısından gerçek anlamda bir kamusal düzeltici onarıcı programa ihtiyacımız var. Kamusal olarak önlem almak, düzeltici, onarıcı faaliyetleri uygulamaya koymak gerekirdi. Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, yerel yönetimler işbirliği ile bozuk eko sistemi onarmak gerekiyordu. Hâlâ böyle bir program yok Türkiye’de.”

Yakın zamanda yaşayacağımız gıda krizine karşı, taşın altına elini koyanlarla bir belgesel çektim. Amacım ülkeyi yönetenlere hızlıca harekete geçin, kamusal programla önlem alın demekti. Belgeselimiz bugünden itibaren youtube’da yayında. İstedim ki, belgeselimizin kahramanlarından gıda mühendisi Bülent Şık’ın uyarılarını yazılı olarak da tarihe not düşeyim.

Bülent Şık uyarıyor;

*Türkiye’de şu an toksik madde açısından kirletilmeyen sulak alan yok. Menderes, Gediz Deltası, Ergene, Çukurova, yeraltı suları hepsi kirli.

*Türkiye’de topraklarımız alarm veriyor. Organik madde yükü çok düşük. Su varlıklarında azalma yaşıyoruz. İklim krizinin krizi etkisi, önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi su fakiri kılabilir. Su miktarında üçte bir azalma bekleniyor.

*Türkiye’deki sulak alanlarda toksik madde kirliliğini dikkatle izlediğimiz bir kamusal program yok.

*Türkiye’ye son beş yıldır, yılda 500-600 bin ton plastik çöp giriyor. Bu çöpü AB’den biz ithal ediyoruz. Bu çöpler tehlikeli atık kategorisinde. İçinde çeşitli ağır metaller var. Geri dönüşüme sokmak için getiriliyor ama plastik çöpü geri dönüşüme sokamıyoruz. Bu çöp, toprağa, suya çeşitli kimyasal maddeleri sızdırıyor. Besin döngüsüne girerek soframıza kadar taşınıyor.

*Tarımda kullanılan toksik maddeler, atıklardan kaynaklanan kirleticiler, beş yaş altı çocuklar için çok şiddetli ağır sağlık sorunları doğuruyor. Anne karnındaki dönem dahil, hayatın ilk beş yaşı büyüme açısından çok önemli. DSÖ’nün raporuna göre, iklim değişikliğine bağlı, beklenmedik aşırı hava olayları, tarımdaki toksik madde kirliliği. ürün kayıpları enfeksiyon hastalıklarındaki artış vs. gibi sorunlardan en çok beş yaş altı çocuklar etkileniyor..

*Tarımda kullanılan pestisitler, sudaki kurşun oranının artışı, çocukların nörolojik gelişimine zarar veriyor. Dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, muhakeme becerisinde düşme gibi bilişsel melekelerinde zayıflamaya yol açabiliyor. Endokrin sistemde hormonal sistemde hasara yol açıyor.

*Sulardaki kurşun kirliliği yüzünden, çocuklar toksik maddeye maruz kalıyor. Türkiye’de Kan kurşun seviyesi 10 mikro gramın üzerinde olan 2.2 milyon çocuk var. Tembel öğrenci dediğimiz çocukta belki kan kurşun seviyesi çok yüksek. “Öğrenme güçlü çekiyor” dediğimiz çocukta belki böyle bir sorun var. Toksik madde maruziyeti çocuğun hormonal sistemi alt üst ediyor. Yakın gelecekte sudaki Kurşun kirliliğinin yol açtığı sorunlar yüzünden çocuklarda öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, konsantre olamama, muhakeme edememe, öğrenim başarısında düşüş gibi kalıcı biliçsel kusurlar ortaya çıkacak. Bu sessiz bir salgın. Kurşun kirliliğinin yol açtığı sorunlar görünmez sorunlardır.

*Toksik madde kirliliğinin ne ölçüde, hangi bölgede neyle kirletilmiş olduğunun çok hızlı bir haritasını çıkarmak zorundayız. Bu bize ne yapmamız gerektiğini gösterecek.

Değerli okurlar, günlük siyaset gündeminin içinde yer almayan ama hayatımızı etkileyecek GIDA ve SU güvenliği konusunu artık konuşmalıyız. Su olmazsa gıda üretimi söz konusu dahi olamaz! Gıda  güvencemiz büyük ölçüde ortadan kalkar. Biz nasıl bir toplum istiyoruz? Gerçekten çocuklarımızı sağlıklı büyütmek istiyor muyuz?

Gıda güvenliğini evlerimizde tek başımıza sağlamakta yeterli olamayız. Organik pazardan alışveriş yapmakla hastalıkları önleyemeyiz. Talep etmeliyiz. Çok acil kamusal bir programla agroekolojinin yaygınlaşmasını sağlayacak kamusal politikaları talep etmeliyiz. Türkiye’nin böyle bir kamusal politikası yok. Çocuklarımızın sağlığını, kamusal sağlık programlarının odak noktasına konmasını talep etmeliyiz. Toksik madde kirliliğini bireysel önlemlerle çözemeyiz. Yurttaş olarak, anne baba olarak, bu toplumun bireyi olarak bir taleple ortaya çıkmalıyız. Bu siyasal iradeyi ortaya koyacak bir yurttaş girişimine çok ihtiyacımız var.

Çok geç olmadan, harekete geçme zamanı!