Halk TV’ye yönelik operasyon kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu’nun da şüpheliler arasında yer aldığı bildirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahiroğlu’nun ilişkili olduğu şirketlere el konulduğunu ve bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyum olarak atandığını açıkladı. Operasyonda 11 kişi gözaltına alınırken, soruşturmanın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamaları kapsamında sürdüğü belirtildi. Halk TV’nin yayını da operasyon sırasında durduruldu.
Gazeteci Murat Ağırel, Halk TV’ye kayyum atanmasına ve kanalın yayınlarının durdurulmasına tepki gösterdi. Daha önce TELE1’e yönelik müdahaleyi hatırlatan Ağırel, yaşananların bağımsız gazetecilik, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Soruşturmaların hukuk çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Ağırel, bir soruşturmanın gerekçe gösterilerek televizyon yönetimine el konulmasını ve yayınların durdurulmasını eleştirdi.
ÖNCE TELE1, ŞİMDİ HALK TV! Halk TV’ye kayyım atandı, ekran karartıldı! Yapılan açıklamada, Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüldüğü; 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 11 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Peki, gazetecilikten, gerçeklerden, halkın haber alma hakkından bu kadar mı korkuyorsunuz? Suç varsa hukuk gereğini yapar. Ancak bir soruşturmayı gerekçe göstererek televizyonun yönetimine el koymak, yayınlarını durdurmak hangi demokrasi anlayışına sığar? Önce TELE1, şimdi Halk TV… Daha kaç televizyonun ekranı karartılacak? Daha kaç gazetecinin sesi kesilecek? Bugün yaşananları yalnızca Halk TV’ye yönelik bir müdahale olarak görmüyorum. Bu, bağımsız gazeteciliğe, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına verilmiş bir gözdağıdır. Anayasa’nın 28. maddesi açık: “Basın hürdür, sansür edilemez.” Peki, gerçek ne? Basın hür değildir! Sansür ediliyor! Anayasa’da güvence altına alınan bir hakkın, uygulamada nasıl ortadan kaldırıldığını hep birlikte görüyoruz. Gazetecileri susturabilirsiniz, ekranları karartabilirsiniz. Ama gerçekleri ortadan kaldıramazsınız.
— Murat AĞIREL (@muratagirel) October 14, 2026
Ağırel’in X hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
"ÖNCE TELE1, ŞİMDİ HALK TV!
Halk TV’ye kayyım atandı, ekran karartıldı!
Yapılan açıklamada, Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüldüğü; 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 11 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Peki, gazetecilikten, gerçeklerden, halkın haber alma hakkından bu kadar mı korkuyorsunuz?
Suç varsa hukuk gereğini yapar. Ancak bir soruşturmayı gerekçe göstererek televizyonun yönetimine el koymak, yayınlarını durdurmak hangi demokrasi anlayışına sığar?
Önce TELE1, şimdi Halk TV…
Daha kaç televizyonun ekranı karartılacak? Daha kaç gazetecinin sesi kesilecek?
Bugün yaşananları yalnızca Halk TV’ye yönelik bir müdahale olarak görmüyorum. Bu, bağımsız gazeteciliğe, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına verilmiş bir gözdağıdır.
Anayasa’nın 28. maddesi açık:
“Basın hürdür, sansür edilemez.”
Peki, gerçek ne?
Basın hür değildir! Sansür ediliyor!
Anayasa’da güvence altına alınan bir hakkın, uygulamada nasıl ortadan kaldırıldığını hep birlikte görüyoruz.
Gazetecileri susturabilirsiniz, ekranları karartabilirsiniz. Ama gerçekleri ortadan kaldıramazsınız."
Haber Kaynağı : 12punto