Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
37,3497
Dolar
Arrow
43,8759
İngiliz Sterlini
Arrow
55,5755
Altın
Arrow
6916,6583
BIST
Arrow
10.729

Boş zaman da neymiş…

Merhabalar,

Fikri hür, vicdanı hür, güzel insanlar.

Sanatın aynasından bakmaya devam…

Sanatın aynasından bugün bize görünen,

Boş zaman…

Sanki birazcık gülümsediniz gibi…

Sanatın aynasında boş zaman da olur muymuş dediniz.

Boşluktan ne sanat olur ne de aynası dolar dediniz. Di mi…

Sevgili dostlar, itiraf edin ayıplamam.

O zaman biraz açıklamaya çalışayım.

Boş zaman kavramı, insanın üretken olmayan eylemsizliğiyle ilişkilendirilip çalışmanın zıttı olarak nitelendirilmiştir. Bu nitelendirme insanlık tarihinin tümüne yapılan bir genelleme değildir. Kültür antropologlarına göre avcı-toplayıcı ilkel topluluklar için böyle bir ayrım söz konusu değildir. Onlar için zaman yaşamda kalınması için yapılması gerekenlerin yapıldığı bütünsel bir akıştır. 

Boş zaman kavramı ilk kez Antik Yunan’da kullanılmıştır. Köleci bir toplumsal düzene sahip olan Antik Yunan Uygarlığında neredeyse bütün bedensel işler kölelere yaptırılmıştır. Böylece özgür yurttaşlar için boş zaman olarak tanımlanan ve onları diğerlerinden ayrıcalıklı kılan kültürel değerlerin inşasına zemin teşkil edecek bir süreç yaşanmıştır. Kültürel olarak yapılandırılması için gerekli olan ilkesel değerlerin oluşabilmesi için de felsefe başat belirleyen olarak kabul edilmiştir. 

Okul kelimesinin kökeni olan ve Yunanca’ da boş zaman anlamına gelen schole kelimesi aynı zamanda karşılıklı olarak gerçekleştirilen diyaloglar ve bu diyaloglardan kazanılan bilgi ve bu diyalogların gerçekleştiği yer anlamına gelmektedir. 

Platon’un kurduğu okul olan Akedemi’de, Aristoteles’in Lisesi ya da Zenon’un Stoa Okulu’da bu kök yaklaşım üzerine var olmuşlardır.

Böylece bedensel işlerle uğraşmak zorunda olmayan özgür Yunan vatandaşları, yani boş zamanı olanlar için, bu boş zaman, kültürel manada estetik ve entelektüel bir özgürleşme ve manevi olarak kendi özünü inşa edebilme sürecinin kendisi olarak tanımlanmıştır. İnsanın kendini, kendinde bilmesi ve yüceltebilmesinin olmazsa olmazı olan erdemli bir hayat için gerek şart olarak kabul edilmiştir.

Aristoteles Nikomakhos’a Etik isimli eserinde ne diyor.

“Biz boş zaman için çalışırız”.

Tamam da biz deli miyiz ki veya kıt akıllı mıyız ki, zaten boş zamanla kuşatılmışken bir de üstüne boş zaman için çalışalım.

Boş zaman dediği şey, boş değil de ondan…

Yukarıda anlattık ya erdemli bir hayat için diye….

Abidin Hocam, yine kelime oyunlarına başladın dediniz gibi sanki…

Aristoteles’in hocasının hocası olan Sokrates ne diyordu peki:

“Kendini bil”

Tamam kendimizi bilelim de boş zaman ne alaka hocam mı diyorsunuz.

Dedik ye boş zaman, boş değil.

Fizik dünyada boşluk olmadığı gibi, insan zihninin düşünme etkinliğinde de boşluk olmaz, olamaz.

Zihin düşünür de düşünür, ta ki deli Zihni oluncaya kadar.

İşin şakası bir yana.

Zaman olarak tanımladığımız ve başta Evren olmak üzere her şeyin değişimini, devinimini ölçmek üzere kullandığımız şey, insan bilincinin, kendisiyle ve kendi dışında kalan her şeyin arasındaki ilişkiyi yasalı olarak önce kendi zihinsel tasarımında yerli yerine oturtmak için icat ettiği bir kavramlaştırmadır.

Dolayısıyla, zaten zaman insan zihninin bir sonucudur.

Yani, zaman, bir boşluktan değil, doluluktan yansımaktadır.

Peki, doludur da nerede doludur. Tabi ki insan zihninde doludur. O zaman söyleyelim düşünceyle doludur. Ağaç ve meyvesinde olduğu gibi zihin ve düşünce, simbiyotik bir ilişki yani…

Ama asıl sorun şuradadır ki, onun doluluğunu, zihnimizde çözümleyecek idrak yeteneğini, kendimizde, kendimize gösterebilecek düşünme etkinliğini kendi özümüz de sürekli kılabilmemiz. İşte paradoks burada başlar, “biz boş zaman için çalışırız”.

Hani, zaman zihnimizin icadıydı…Hani orada boşluk yoktu…Doğru yok da…

Tüm bunları kendi ilişkiselliğinde anlayabilmek için bir şeye ihtiyacımız var.

“Kendimizi bilmemize”

Kendimizi bilmemiz için sorulara ve bu sorularla kendimizi sorgulamamıza ve sonucunda karşılaştığımız şeyi erdemli bir varlığa dönüştürmek için de meydan okumaya ihtiyacımız vardır.

İnsan zihni, içine doğduğu doğanın bir paydaşı ve onu sürekli alımlayabilen bilinçli bir özne olduğu için, doğayı nesneleştirdiği gibi kendi varlığını da bilincinin karşısında nesneleştirip üzerine kendi varoluşsal varlığını inşa edebilme becerisini kazanabilmiştir.

İşte bu beceri sayesinde zihinsel imge sanatsal yaratıcılığı tetiklemeye başlar, “boş zaman” sanatla dolar, böylece biz sanatın aynasında kendimizi bilmeye başlarız ve daha çok bilmek için Aristotales’in söylediği gibi boş zaman yaratırız.

Haklı olarak, buraya kadar felsefe yaptın, hani sanat nerede diyorsunuz…

Bu yazı burada bitti ama sanmayın ki devamı yok devamı için benim de boş zaman yaratmam lazım değil mi?

Boş zaman da neymiş?

Medeniyet olabilir mi?

Bir daha ki buluşmamıza kadar, şimdilik hoşça kalın, şu an ve her zaman, sanatla nefes alın, sanatla kalın.