Merhabalar,
Fikri hür, vicdanı hür, güzel insanlar.
Sanatın aynasından bakmaya devam…
Sanatın aynasından bugün bize görünen kaderlerimiz…
Medyumluğa mı başladınız Abidin Hocam mı diyorsunuz?
Kader sanatın aynasından değil de görünse, görünse medyumun küresinden mi görünür diyorsunuz.
Tamam biz de bugün biraz medyumluk yapsak, ne olur yani…
Belki hayırlı bir şey yapmış oluruz, sizleri, bizim kaderimizde ne şiirselmiş yahut ne resimselmiş diye, diye yeni entelektüel dertlere gark eyleriz.
Fenamı olur, nöron sayımız ve sinaptik bağlantılarımız artıverir de ışıl, ışıl oluruz…
Evet ışıl, ışıl oluverelim de…
Tabi bunun için önce biraz beyin kaslarımızı çalıştıralım.
Bunun için de hemen soruverelim,
Abidin Hocaya ne oldu da… Kader, mader demeye başladı.
Bir de bu kaderin kuyruğuna şiir bağladı o da yetmedi resim bağladı diye…
Aslında yazının başlığını; Kaderimiz kulağımızla mı olsun yoksa gözümüzle mi olsun diye düşünmüştüm.
Ama sonra, hoca doktorluğa mı merak saldı diye düşünür benim halimi merak edersiniz diye vazgeçtim.
Şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere tabi, kulakla kader, gözle kader de neymiş diyorsunuz tabi…
İbn-i Haldun Mukaddime isimli eserinde ne diyor; Coğrafya kaderdir diyor. Benim dediğim gibi; yok kaderiniz şiirle mi olsun, yok resimle mi olsun, yada kulakla kader, yada gözle kader gibi kafa karıştırıcı şeyler söylemiyor.
Tabi ki söylemez o koskoca İbn-i Haldun.
Ama benim Abidin Hoca olmam da söyleyecek sözüm olmadığı anlamına gelmez tabi…
Siz de artık beni birazcık da olsa tanıyorsunuz, biraz kıymet veriyor gibisiniz.
Siz demeden ben sadede geleyim, sizi daha fazla kızdırmayayım.
Bu kader dediğim şey, senin, benim, onun yani hepimizin içine doğup büyüdüğü, bize inanç aşılayan, kültürüyle, geleneğiyle bizi şekillendiren şekillendirmekle bırakmayan bizi kimliklendiren, kimliklerimiz üzerinden bizi, bize yaklaştıran ya da bizi, birbirimize düşman eden, yani kısacası bizi her şeyiyle kuşatan ve içinde eriten şey aslında medeniyetlerimizdir.
İşte İbn-i Haldun diyor ya “coğrafya kaderimizdir” ben de diyorum ki; “medeniyetlerimiz kaderimizdir”.
Tamam medeniyetlerimiz kaderimiz olsun da niye bu kadar kulak, göz, şiir, resim muhabbeti mi yaptın diyorsunuz.
Ben de size diyorum ki; ey sevgili okur, hiç kulak olmadan, göz olmadan, şiir olmadan resim olmadan medeniyet olur mu?
Olmaz tabi, olmayacağını da siz de bal gibi biliyorsunuz da…
Doğal olarak merak ediyorsunuz, ya da ben merak ettiğinizi düşünüyorum…
Kulaktan medeniyet mi doğarmış…
Ya da gözden medeniyet mi doğarmış diye…
Bir dahaki yazımda anlatayım da doğar mıymış, doğmaz mıymış görüverin.
Ama biraz da merak ediverin, biz kulak medeniyetinden miyiz? Yoksa göz medeniyetinden miyiz?
Bir daha ki buluşmamıza kadar, şimdilik hoşça kalın, şu an ve her zaman, sanatla nefes alın, sanatla kalın.
Çok Okunanlar
Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni
Yeşilçam'ın emektar oyuncusu hayatını kaybetti
Fatih Altaylı 'mutlak butlan' çıkarsa CHP'yi bekleyen 2 senaryoyu yazdı!
Fenomen mısırcı sosyal medyada servet kazandı
CHP'li belediye başkanı partisinden istifa etti!
AKP'li başkandan kadın milletvekili küfür iddiası!
Macaristan, Türkiye ve Berlin’in rolü
Cenazedeki tokalaşma krizine Kılıçdaroğlu'ndan ilk açıklama
AKP'li Tayyar, siyasetteki 'mutlak butlan senaryosu' tartışmalarına dahil oldu
Şanlıurfa'daki liseye silahlı saldırının görüntüleri ortaya çıktı