Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Kaderimiz akılla olsun

Merhabalar,

Fikri hür, vicdanı hür, güzel insanlar.

Sanatın aynasından bakmaya devam…

Sanatın aynasından bugün bize görünen aklımız.

Hani kaderimiz şiirle veya resimle olacaktı….

Nereden çıktı bu akıl…

Bir de bu akıl sanatsal akıl mı? Felsefiakıl mı? Bilimsel akıl mı?

Hepsi birden kompakt bir akıl diyorum.

Bunlardan birisi eksik olursa sadece burnumuzun ucunu görebiliriz diyorum.

Yani şiir mi, resim mi ayırt edemez komik duruma düşeriz demek istiyorum.

Ya siz ne diyorsunuz? Umarım bana hak veriyorsunuzdur…

Yoksa Abidin Hoca, akıl, akıl gel peşime takıl mı demek istiyor, diye mi aklınızdan geçti…

Neyse bu da kabulümdür…

Tam olarak öyle demiyorum ama daha çok şöyle demek istiyorum akıl, akıl gel kaderimizi yaz diyorum.

O zaman akıldan başlayalım isterseniz?

Akıl; insanın düşünme, anlama, kavrama, doğru ile yanlışı ayırt etme, muhakeme etme ve davranışlarını ayarlama yeteneği ile bilgiyi işleyerek karar verme ve mantıksal sonuçlar çıkarmanın zihinsel aracıdır.

Aklımızın ne olduğunu kısaca açıkladıktan sonra, yazımıza murat ettiğimiz minvalde devam edebiliriz.

Hani sormuştuk ya…Kaderimiz şiirle mi olsun? Yoksa resimle mi diye?

Tamam iyi güzel de bu mukayeseyi nerede ve neyle yapacağız? Bunu açıklamamıştınız diyebilirsiniz.

Doğru…Bu mukayeseyi nerede ve neyle yapacağınızı da söyleseydik ayıp olurdu diye söylemedik.

Bu mukayeseyi tabi ki zihnimizde ve aklımız aracılığıyla yapacaktık. Sorunun kendisi tuzak bir soruydu, şöyle ki; okuru bir şıkka, yani ya o ya buya zorluyordu. İster, istemez okur da ya şiir ya da resim seçeneğine yöneliyordu. Diyebilirsiniz ki; ey Abidin Hoca, bize olan garezin neydi….

Hiç…Size ne garezim olabilir ki?

Hani hep diyorum ya düşünmek, akıl yürütmek iyidir diye…

Fena mı oldu yani, bakın bir medeniyetimiz olduğunu hatırladık, bu medeniyetin sözlü kültüre mi, yoksa görsel bir kültüre mi ait olduğu üzerine derin düşüncelere daldık…

Medeniyetlerimiz kaderimiz mi, alın yazımız mı? Bu alınyazılarımız nerede yazılmış, nasıl yazılmış, bu yazı hayırlı bir yazı mı yoksa şer bir yazı mı bu yazı üstüne kafa yorsak değiştirilebilir mi diye derin düşüncelere daldık. 

İnançlarımızı, geleneklerimizi, kültürümüzü, folklorumuzu, sanatçılarımızı, bilim insanlarımızı, medeniyetimizin tarihsel izlerinden sorguladık, fena mı yaptık…

Kendi medeniyetimiz hakkında az, çok bir yargıya vardık, işitsel mi yoksa görsel mi diye. Sonra bütün bu hatırlamalarımız üzerinden diğeri olarak nitelendirdiğimiz medeniyet anlayışını ele aldık ve iki medeniyeti birbiriyle kıyasladık ve bu kıyaslamamızı aklımızın muhakeme etme gücünün yetenekli ellerine teslim ettik.

Bunu yaparken de geçmişimizi yani tarihimizi anakronizminin yanılsamaları içine düşmeden yani geçmişimizi bugünün gerçeklikleri ve değerleri üzerinden mukayese ve muhakeme etmeden ele almayı ve tarihte olup bitmiş tüm yaşantıları o anın gerçeklikleri ve değerleriyle ele almayı öğrendik. Fena mı yaptık…

Aksini yapmış olsaydık, çarpık, sanrısal bir yaklaşım gerçekleştirmiş olup aklımızla dalga geçmiş olurduk. O zamanda yansız objektif bir değerlendirme ve analiz yapmamış olarak kendi aklımıza karşı ayıp etmiş olurduk. 

Yani o zaman kaderimiz şiirle mi olsun veya resimle mi olsun sorusuna nesnel bir cevap üretmeyi becerememiş duruma düşerdik.

İşte bu yüzden kaderimiz aklımıza ve onun nasıl şekillendiğine bağlıdır. Bu akılda, coğrafyamıza, inançlarımıza ve coğrafyanın yaşam şartlarına ve inançlarımızın hükümlerine bağlıdır. Bir coğrafyanın yarattığı yaşam şartlarının ve inancın hükümlerinin belirlediği aklın yüzü işitsel olana yani şiire dönükken, başka bir coğrafyanın yarattığı yaşam şartları ve inancın hükümlerinin belirlediği aklın yüzü görsel olana yani resme dönüktür. Dönüktür de bir zahmet bunları açıklayıverseniz iyi olur mu diyorsunuz…

Bence de iyi olur ama onları sonra açıklayacağım, merak iyidir biliyorsunuz…

Peki, felsefi bilgiden, sanatsal bilgiden, bilimsel bilgiden ve tarih bilincinden yoksun olan bir akıl, nesnel bir cevap üretip, sağlıklı bir muhakeme yapabilir ve mantıksal sonuçlara ulaşabilir mi?

Ulaşamaz tabi, ancak taraftarlık güdüsünde;kendisini, kendisine iyi hissettirebilecek medeniyeti lehine,yanlı bir sanrısal sonuca varabilir. Çünkü burada aslında belirleyici olan artık akıl değil inançtır. Ve yine çünkü mukayese edilemeyecek tek şey inançlardır.

İnançlar kesinlikle sorgulanamaz ve değiştirilemezdir. Sorgulanamayan ve değiştirilemeyen inançlar, insanın toplumsal yaşamının her alanını yasaları ve kurallarıyla belirler. Burada artık akıl bir inanca dayalı iç yaşantı örüntüsünün sınırları içinde düşünmeye ve muhakeme etmeye yönelmiştir. İnanca dayalı aklı bir pergel gibi düşünürsek, sivri kolun her zaman inancın içine, diğer kolunun ise inancın kanunlarının sınırlarına gelecek şekilde bir gerçeklik yaratmak üzere tasarlanmış olduğunu görebiliriz. Bu durum içinden çıkılamaz fasit bir daire oluşturur ve bu fasit dairenin içinden çıkılamayacağı için nesnel dünyanın gerçekliği, nesnel bilimsel yasalarla kavranamaz ve bu yüzden bütün insanlık için ortak bir yaşamsal bağdaşlık ve evrensel bir bütünlük oluşturulamayacağı için ortaya çıkan medeniyet sadece kendine medeniyet olur. Ne demek istediğimi çok iyi anladığınız konusunda bir iyimserliğe sahip olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.

Yine bizi kandırdın hani nerede şiir ve resim, hani nerede bizim medeniyetimizin gözü, kulağı diyorsunuz değil mi?

Tüm detaylarıyla bir dahaki yazıda.

Şimdi biraz da akıl üzerine düşünelim kaderimiz mi aklımızı belirler yoksa aklımız mı kaderimizi belirler? Şiir ve resim, akıllarımızın ve medeniyetlerimizin yani kaderlerimizin çocukları değiller mi? 

Ya da daha felsefik bir perspektiften bakarak, Fransız sosyolog ve antropolog Pierre Bourdieu’nun kavramsallaştırmasıyla habituslarımız mı kaderimizi ve medeniyetimizi belirler yoksa akıllarımız mı?

Hadi bakalım yumurta mı tavuktan yoksa…gerisini biliyorsunuz zaten.

Şiir ve resim akıl işidir.

Öyleyse kaderimiz neyle olsun…

Bir daha ki buluşmamıza kadar, şimdilik hoşça kalın, şu an ve her zaman, sanatla nefes alın, sanatla kalın.