Akışın hızına değil, yankının gücüne bakmanın zamanı geldi.
Sosyal medya bir sahneydi. Bir zamanlar parlayan yüzlerin, esprili cümlelerin, hayatlara dokunan içeriklerin alkışlandığı bir arena. Ancak artık o sahne, spot ışıklarının altında değil; gölgelerle dolu. Çünkü bir süredir sosyal medya, etkileşim peşinde koşarken kendini tüketiyor. Ve belki de artık yeni merkez WhatsApp.
Buradaki “çöküş”ten kasıt bir platformun diğerini yutması değil, astrofizikteki gibi bir içe çöküş. Tıpkı bir yıldızın, kendi ağırlığını taşıyamayıp bir karadeliğe dönüşmesi gibi. Sosyal medya, kendi kitle kültürünün ağırlığını taşıyamıyor artık.
Bu içe çöküşün merkezinde linç kültürü var. “Linç” kelimesi, adını ABD’li yargısız infazlarıyla tanınan Charles Lynch’ten alır. 18. yüzyılda Virginia’da halkı galeyana getirerek insanları mahkeme kararı olmadan astıran bu figür, bugün Twitter (pardon, X) ve TikTok’ta yeniden vücut bulmuş durumda. Herkesin birbirini yargıladığı, anlamadan konuştuğu, bağlamdan kopararak saldırdığı bir dijital agora.
Böylesi bir ortamda iyi içerik üretenler yorgun. Zekâya laf anlatılamayan bir kalabalıkla baş etmeye çalışan yaratıcılar, artık caddelere afiş asmak istemiyor. Çünkü kimin baktığını bilmiyorlar. Hatta bakmasını istemedikleri insanlar bile bakıyor.
Bugünün içerik üreticisi artık “çok kişiye ulaşmak” derdinde değil. “Doğru kişiye ulaşmak” derdinde. Kalabalık bir kitle yerine kendini anlayan küçük bir izleyici. İşte bu noktada, Instagram ya da TikTok gibi açık alanlar yerine, daha kontrollü, kapalı devre iletişim ortamları öne çıkıyor.
WhatsApp burada devreye giriyor. Sessiz, filtreli, kime ne gönderdiğini bilen bir platform. Paylaşımın açıkta değil, güvenli bir yankı odasında yapılabildiği bir yapı.
Bugün birçok içerik üreticisi, herkese açık abonelik sistemleri yerine, seçici sistemleri tercih ediyor. Herkesin izleyebileceği bir içerik değil, anlayanların ulaşabileceği bir ortam istiyor. “Ödeyen herkes girsin” değil, “anlayanlar gelsin” çağına giriyoruz. WhatsApp’ın gruplar, topluluklar ve yakında geleceği tahmin edilen ücretli yayın listeleri gibi özellikleri, bu dönüşümün tam ortasında konumlanıyor.
Evet, sosyal medya WhatsApp’a çöküyor. Ama bu bir işgal değil. Bu, merkezin kayması. Sosyal medya artık kalabalığın değil, anlamın peşinde. Ve anlam, şu sıralar sessiz, bildirimli, ama bağırmayan bir yerde: WhatsApp’ta. Tıpkı bir yıldızın kendi çekim gücüyle içine çökmesi gibi, sosyal medya da kendi aşırılığının ağırlığında çözülüyor. Artık herkes, sahnede alkış toplamaktan çok, zekâ ve fikir olarak kendine yakın insanlarla konuşmayı, onların geri bildirimlerini önemsemeyi tercih ediyor.
Çok Okunanlar

Üniversitede 15 yaşındaki kızı kafasından vurdu

Köylü ve ahtapot

Türkiye’nin kuruluş paradigmasında özerklik var mıydı?

Aziz Yıldırım adaylık ile ilgili kararını verdi iddiası

Atatürk ilkeleri ve Altı Ok: Kendimize iğne, CHP’ye çuvaldız

Kurultay davasına sayılı günler kala çarpıcı Kılıçdaroğlu iddiası!

Harp okulları mezuniyet töreninde dizi müziği çalındı

Türk Kürt kardeş mi?

30 Ağustos: Kurşun yağmurundan ürkmeyenlerin zaferi

İktidar baskın seçim hazırlığında!