İstanbul Kadıköy’de, Moda Caddesi üzerinde bulunan “Tarihçi Kitabevi” 2009 yılında açılmış. Sosyal medya hesaplarında yer alan “Tarihin sesi ve Kadıköy’ün yaşayan ruhu” ifadesi bu kitabevini çok güzel tanımlıyor. Sadece kitap satılan bir yer değil, tarih-kültür-bilim-sanat-toplum hakkında takipçilerini aydınlatan bir buluşma noktası aynı zamanda.
Geçen hafta itibariyle 403. kez gerçekleştirilen söyleşilerde tarihçileri, yazarları, bilim insanlarını, sanatçıları, gazetecileri, mimarları ve başka mesleklere mensup kişileri ağırlıyorlar. Neredeyse her cumartesi gerçekleşen bu söyleşiler dinleyicilerin de katkılarıyla bir akademi işlevi görüyor. Kadıköy’de hafta sonu Tarihçi’de düzenlenen bir etkinliğe katılmak, insanlarla sohbet etmek ve paylaşımda bulunmak büyük bir mutluluk.
Bu kitabevini yaşatan Nevin ve Necip Azakoğlu topluma büyük bir hizmet veriyorlar. Umarım kitabevleri bu işlevini sürdürmeye devam eder.
24 Ocak günü yapılan etkinliğin konuğu Eğitimci-Yazar Neşe Doster idi. Etkinlik Uğur Mumcu anması başlığındaydı ancak Doster’in konuşması yalnızca bu konu ile sınırlı kalmadı. Aktardığı bir olay beni son derece etkiledi.
Yakın zamanda 12-16 yaş arasındaki çocukların kaldığı bir çocuk ve gençlik ceza infaz kurumunun savcısı Doster Hoca’nın bu çocuklarla biraraya gelmelerini sağlamış. Amaç çocukların ıslah süreçlerine katkıda bulunmak ve cezalarını tamamladıkları zaman topluma uyum sağlamaları için destek vermek.
Meslektaşım olan bir Cumhuriyet Savcısının bu tarz bir etkinlik düzenlemesinden, yasaların ve daha önemlisi mesleğin kendisine yüklediği görevi bihakkın yerine getirmiş olmasından büyük mutluluk duydum. İyi-kötü yasanın ötesinde iyi-kötü uygulayıcı olduğunu gösteren bu meslektaşım belli ki aldığı hukuk eğitiminin ruhunu özümsemiş. Bireyi iyiye ve güzele yöneltmenin toplumu değiştirmenin önkoşulu olduğunu göstermiş.
Değerli Savcı’nın Neşe Doster gibi Cumhuriyetçi ve Kemalist bir kişiyi davet etmesi de ayrıca takdire şayan.
Cumartesi günü öğrendiğim bu olay ne zamandır aklımda olan bir konuyu yazmama vesile oldu.
Önceki yazılarımda üzülerek, bazen utanarak yazdığım gibi ülkemizde hukuk uygulamaları ve hukukçular üzerinde büyük tartışmalar yapılmakta. Kısaca yinelemek gerekirse; meslek mensuplarının kötü uygulamaları ve kararları toplumun hukuka güvenini sarsıyor. Hukukçuların suç içeren işlerin içinde anılmaları ayrıca büyük bir utanca sebep oluyor.
Mesleğin ve hukukun durumu maalesef ortada olmakla birlikte, içine düşülmemesi gereken büyük bir yanlış da var: Hukuk mesleği mensupları gerçek bir üretim yapmazlar, somut bir eser ortaya koymazlar önermesi.
İnsan kurduğu medeniyeti birbirinden farklı meziyetlere, bilgiye, bilime, tecrübelere ve en önemlisi emeğe borçlu. Deniz tabanının altında inşa edilen bir tünel hayranlık uyandırıcı. Tıp alanında çalışan insanların emekleri sayesinde uzun ve sağlıklı ömür sürebiliyoruz. En güvenli binalarda oturmamızı onu tasarlayanlara ve kol gücüyle inşa eden emekçilere borçluyuz.
Toplumların bir arada yaşamasının sağlanmasında, sorunların çözülmesinde hukukçuların rolü nedir? Milyarlarca TL bedeli olan bir inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları çözmek ve kamunun elzem bir ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunmak, bir ölüm olayında maddi gerçeği ortaya çıkartarak taksir-kast-kusur-bilinçli taksir vb. gibi kavramlar ışığında adil bir karar vermek az işler midir?
Eşler arasındaki uyuşmazlıklarda hem eşlerin, varsa çocuğun çıkarını resen gözeterek bir çözüme ulaşmak dudak bükülecek mesleki faaliyetler midir? Mahmut Esat Bozkurt için hiç bir şey üretmedi diyebilir miyiz mesela? Birleşik Devletler Yüksek Mahkeme Yargıçlarının portleri duvarlara asılıyorsa bu hangi sebepledir?
Hayat ana rahmine düşülen an ve ölüm arasında geçen süre. Bu yolculukta başımıza gelen her şey hukukun konusu. Hukukçunun çalışma alanı.
Şunu açıkça söyleyebilirim, hakkını vererek ve ruhunu özümseyerek hukuk eğitimi almış bir kişi doğayı ve insanı anlamak yolunda büyük bir adım atmış olur. Hayatın yalnızca 1 ve 0’dan ibaret olmadığının, felsefe, mantık, sanat, dil-tarih-coğrafya gibi eşsiz dünyaların olduğunun farkına varır. Takip ettiği davalar sayesinde doktorlara, mühendislere, mimarlara, sanatçılara, sporculara, kol gücüyle çalışan emekçilere kısaca insana ve aklına hayranlık besler, takdir eder. İnsanın başına herşeyin gelebileceğini görerek kibirden uzaklaşır.
Yukarıda yasaların iyi veya kötü uygulayıcılarının olduğunu yazmıştım. Benzer şekilde her mesleğin de işini hakkını vererek yapanları olduğu gibi kötü tatbikçileri var.
Yazıda bahsettiğim Cumhuriyet Savcımız olmak üzere emeğiyle çalışan, üreten, çalışkan tüm meslektaşlarıma saygılarımı sunuyorum.
Çok Okunanlar
10 seyahat sitesine erişim engeli talebi!
En yüksek promosyon veren bankalar belli oldu
4-5 bakanın değişmesi gündemde!
Barış Yarkadaş TGRT Haber'den ayrıldı: Yeni adresi belli oldu
PAOK taraftarını taşıyan minibüs TIR'la çarpıştı!
Şişli’deki vahşette gözaltına alınan 3 kişi hakkında yeni gelişme!
'Ünlüler ve iş insanları gizlice kayıt altına alındı'
İmamoğlu'nun danışmanından Özgür Özel'e miting tepkisi
Okullar açılır açılmaz etkisini artıracak
Sedef Kabaş'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı