Gazetecilik, ürettiği her içeriği sömüren yeni tekno-burjuvazinin kurduğu platform düzeninde değer üretimi ile değer elde etme arasındaki ilişkinin köklü biçimde yeniden düzenlendiği yapısal bir dönüşümle karşı karşıyadır.
Savaşların, ekonomik krizlerin, göç hareketlerinin ve toplumsal gerilimlerin derinleştiği bir dönemde güvenilir bilgiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulurken, haber merkezleri küçülüyor, yerel gazeteler kapanıyor, muhabir kadroları azalıyor, araştırmacı gazetecilik için ayrılan bütçeler daralıyor. Burada ilk bakışta açıklanması zor bir çelişki ortaya çıkıyor. Çünkü yapay zeka (AI) teknolojilerinin kullanıldığı sahte ve çöp içerikler nedeniyle teyit edilmiş saha haberciliğinin önemi artarken, haber kuruluşlarının gelir elde etmesi ve gelir akışı sağlaması ise giderek zorlaşıyor.
Geleneksel medya ve kitle iletişim araçları döneminde haberi üreten, dağıtan ve ekonomik karşılığını büyük ölçüde kendileri toplayan haber kuruluşları gazete satışı, reklam ve abonelik modelleri ile haber üretimini kendi ekosistemi içerisinde finanse ediyordu. Ancak internet, gelişen dijital teknolojiler, sosyal medya sabit değer zincirini ve pazarın dengesini bozdu. Oysa dijitalleşmenin ilk yıllarında birçok kişi haberin daha geniş kitlelere ulaşacağını ve medyanın gücünün daha da artacağını düşünmüştü. Haber gerçekten de daha geniş kitlelere ulaştı ancak ekonomik değeri, haberi üretenlerden çok haberi kendi kurdukları altyapıda dolaşıma sokan platformlar topladı.
Bu bağlamda platformlar içerik dağıtım altyapıları ile kullanıcı davranışlarını şekillendiren ve ekonomik değerin üretimini yöneten aktörlerdir. Özellikle platform ekonomisinde bugün bir haberin okunup okunmayacağına büyük ölçüde platformların algoritma politikaları ve filtreleri karar vermekte. Reklam gelirlerinin büyük bölümü de haber kuruluşlarına değil, teknoloji şirketlerine gitmekte. Okur davranışları medya kuruluşlarının veri tabanlarında değil, platformların sunucularında birikmekte. Haber merkezleri haberin maliyetlerini üstlenirken, yeni tekno-burjuvazi, enformasyonun dolaşımını kontrol ederek tarihte eşi görülmemiş ölçekte ekonomik güç biriktirmektedir. Dolayısıyla haber kuruluşlarının elde etmesi gereken reklam gelirlerinin büyük kısmı sektör dışı aktörlerin yani platform şirketlerinin elinde toplanmakta.
Platform kapitalizmi adını verilen sistemde gazeteciliğin yaşadığı şey bir tür “Uberleşme”dir. Gazeteciliğin Uberleşmesi, haberin gazeteciler tarafından üretilip değerinin platformlar tarafından toplanmasıdır.
Değer yaratımı ile değer elde etmedeki ayrışmanın giderek artmasıdır. Platform kapitalizmi, gazetecilerin emeği ile medya kuruluşlarının içerik yatırımlarını metalaştırırken, bu süreçte ortaya çıkan değerin önemli bir bölümünü herhangi bir telif, lisans veya ödeme sorumluluğu üstlenmeden kendine mal etmesidir. Nasıl Uber dünyanın en büyük ulaşım platformlarından biri olmasına rağmen taksi sahibi değilse, nasıl Airbnb dünyanın en büyük konaklama platformlarından biri olmasına rağmen otel sahibi değilse, platform kapitalizminde dünyanın en büyük enformasyon altyapısını kurarken haber üretmek ve haber maliyetlerini karşılamak zorunda değil. Sonuç olarak üretim, emek yoğun bir sektör olan gazetecinin omuzlarında yükselirken, bu emeğin yarattığı finansal ve veri değeri tekelleşmiş platform şirketlerinde birikiyor. Bugün üretken AI’ın yükselişi ise değer gaspını tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde hızlandırıyor. Haber ve bilgi platformları tarafından üretilen içerikler, saniyeler içinde kazınarak (scraping) AI sistemlerine entegre edilmektedir. Böyle bakıldığında gazetecilik, sahada insan emeğiyle, büyük finansal risklerle ve entelektüel sermayeyle üretilen “birinci el veri” (first-party data) fabrikası haline gelmiştir.
Bir kullanıcı güncel bir olay hakkında soru sorduğunda, arama motoru artık onu haberin özgün kaynağına yönlendirmek yerine, AI tarafından işlenmiş ve yeniden sunulmuş bir yanıtla karşı karşıya bırakmaktadır. Böylece haber içeriği, kaynağından koparılarak AI platformlarının mülkiyet alanına dâhil edilmekte ve kullanıcıya bu platformların ürettiği bir çıktıymış gibi sunulmaktadır. Ekonomi-politik açıdan bu durum, değerin asimetrik transferi olarak tanımlanabilir. Gazetecilik kaynakları ve varlıkları daralırken, medya endüstriyel alanına giren teknoloji şirketlerinin piyasa değerlerinin trilyon dolarlara ulaşmasının ardındaki dinamiklerden biri de budur.
Tüm bu nedenlerle bugün “Tercih Edilen Kaynaklar” konusunun önemi ilk bakışta sıradan bir kullanıcı ayarı gibi görünse de aslında haberin ekonomik değerinin kime gideceğine ilişkin küçük ama önemli bir müdahaledir. Bir tarayıcıda, haber uygulamasında veya RSS okuyucusunda belirli yayınları bilinçli olarak tercih etmek haberin üreticisi ile tüketicisi arasındaki kopmuş ilişkiyi yeniden kurmaya katkı sunmaktır. Ve bu tercih üç önemli sonuç yaratabilir. İlk olarak yayıncının platform bağımlılığının azalmasına yardımcı olur. Doğrudan haber kaynaklara yönelim bu bağımlılığı bir ölçüde azaltarak medya kuruluşlarının daha öngörülebilir bir görünürlük zemini kazanmasına olanak tanır. İkinci olarak ekonomik değerin üreticiye dönmesini sağlamaya katkıda bulunur. Okurun doğrudan haber kaynağıyla ilişki kurması, aracı platformların reklam ve veri üzerinden sağladığı kazanç mekanizmasını zayıflatır. Bu durum, haberin ekonomik değerinin daha görünür ve daha doğrudan biçimde onu üreten yapılara dönmesini mümkün kılabilir. Üçüncü olarak okur merkezli gelir modellerinin güçlenebilir. Aracı platformların etkisinin azalması, medya kuruluşlarının yalnızca tıklama trafiğine bağımlı içerik üretme baskısını azaltır. Bu koşullar, abonelik, bağış, kitle fonlaması, kooperatif yapı veya topluluk destekli modeller gibi okurla doğrudan ilişkiye dayalı finansman biçimlerinin daha sürdürülebilir hale gelmesini destekleyebilir.
Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz sorun, habere nasıl ve nerede ulaştığımızla sınırlı değildir. Sorunun özü insan emeğine dayalı haberlerin ve gazeteciliğin geleceğinin nasıl ve kim tarafından finanse edileceğidir. Çünkü işçilerin grevlerini, madencilerin direnişlerini, hak arayan ve hesap soran öğrencileri ve geçinemeyen öğretmenleri, toprağını savunan köylüleri ve kamusal kaynakların nasıl yağmalandığını ortaya çıkaracak olanlar tekno burjuvazinin sahip olduğu şirketler ve onların algoritmaları ve AI değildir.
Çok Okunanlar
Açlık grevindeki öğretmenler ters kelepçeyle gözaltına alındı
Ece İrtem'in ölümünde dikkat çeken açıklama
NATO Zirvesi öncesi belediyelere sokak köpekleri talimatı
Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel senaryoları karşılaştırıldı
Katliamdan önce yayın açmış, yurt dışı bağlantıları tespit edildi
25 Haziran'da 2 isim daha AKP'ye katılacak!
Polis memuru 'Sizleri seviyorum' notu bırakarak intihar etti
İtalyan Lisesi’nde öğretmenler işten çıkarılıyor
Kıl, tüy meselesi...
AKP'ye geçeceği iddia edilen CHP'li başkanlardan Ankara'da sürpriz ziyaret!