Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
53,9743
Dolar
Arrow
47,3603
İngiliz Sterlini
Arrow
63,0895
Altın
Arrow
6178,7721
BIST
Arrow
10.729

Yeni altyapı yükleniyor 2- Hesaplama kapasitesi: AI’nin stratejik kaynağı

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

“Her iletişim devrimi, aynı zamanda yeni bir altyapı devrimidir.”

İlk yazıda, yapay zeka (AI) çağının yalnızca yeni yazılımlar veya daha gelişmiş algoritmalar üretmekten ibaret olmadığını veri merkezleri, enerji sistemleri, yarı iletkenler ve dijital ağlar üzerine kurulan yeni bir altyapısal dönüşümü temsil ettiğini ileri sürmüştüm. Eğer bu dönüşüm gerçekten yeni bir sermaye birikim rejiminin temelini oluşturuyorsa, o halde şu soruyu sormamız gerekir: Bu yeni altyapının temel üretim faktörü nedir?

Uzun yıllar boyunca dijital ekonomiyi açıklayan en yaygın söylemlerden biri, “veri yeni petroldür” ifadesiydi. Dijital platformların yükselişiyle birlikte ekonomik gücün veriyi toplayabilme ve işleyebilme kapasitesine bağlı olduğu savunuldu. Ancak üretken yapay zekanın yükselişi, bu anlatının tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Çünkü veri, onu işleyebilecek hesaplama kapasitesi olmadan ekonomik değere dönüşemez. Bugün AI ekonomisinde belirleyici olan veriyi eğitecek, işleyecek ve sürekli çalıştırabilecek hesaplama altyapısını kurabilmektir.

Burada “hesaplama kapasitesi” sadece bilgisayarların işlem gücünü ifade eden teknik bir kavram değildir. Hesaplama kapasitesi; gelişmiş yarı iletkenleri, grafik işlemcilerini (GPU), veri merkezlerini, yüksek hızlı ağları, enerji altyapısını, soğutma sistemlerini ve bunları finanse eden sermayeyi kapsayan bütünleşik bir üretim kapasitesidir. Dolayısıyla AI ekonomisinde değer yaratan unsur bu algoritmaların üzerinde çalıştığı maddi altyapıdır.

Bu noktada iletişim ve medya çalışmalarının uzun süredir vurguladığı önemli bir hatırlatmayı yeniden düşünmek gerekir. İletişim teknolojileri çoğu zaman içerikler, platformlar ve kullanıcı deneyimleri üzerinden tartışılır. Oysa Lisa Parks, Nicole Starosielski ve Shannon Mattern gibi medya altyapısı araştırmacılarının gösterdiği gibi, iletişimin gerçek dönüşümü çoğu zaman görünmez kalan altyapılarda gerçekleşir. Denizaltındaki fiber optik kablolar, veri merkezleri, uydu sistemleri, baz istasyonları ve ağ mimarileri olmadan dijital iletişim mümkün değildir. İçerikler görünürdür; ancak onları mümkün kılan altyapılar çoğu zaman görünmezdir.

AI çağında benzer bir durumla karşı karşıyayız. Kamuoyundaki tartışmalar büyük ölçüde modellerin ne kadar akıllı olduğu, hangi şirketin daha gelişmiş yapay zekâ geliştirdiği veya yeni uygulamaların toplumsal etkileri etrafında dönmektedir. Ancak bu görünür katmanın arkasında çok daha kapsamlı bir altyapısal dönüşüm yaşanmaktadır. Veri merkezleri büyümekte, elektrik tüketimi hızla artmakta, yarı iletken üretimi stratejik önem kazanmakta ve küresel iletişim ağları artık yalnızca bilgiyi değil, büyük ölçekli hesaplama süreçlerini de taşımaktadır.

Ancak bu altyapı aynı zamanda görünmez emeğin de hikayesidir. İletişim araştırmacısı Christian Fuchs'un “dijital emek” yaklaşımının gösterdiği gibi, dijital teknolojiler yalnızca yazılım geliştiricilerinin emeğine dayanmaz; madenlerden çip fabrikalarına, veri etiketleme süreçlerinden veri merkezlerinin işletilmesine kadar uzanan küresel bir emek zinciri üzerine kuruludur. AI çoğu zaman otomasyonun simgesi olarak anlatılsa da arka planda daha önce hiç olmadığı kadar geniş ve karmaşık bir dijital emek ekosistemi bulunmaktadır. Kongo'da kobalt çıkaran işçi, Şili'de bakır üreten madenci, Tayvan'da çip üreten teknisyen, Malezya'da çip paketleyen işçi, Kenya'da veri etiketleyen çalışan, Dublin'de içerik moderatörü, Virginia'da veri merkezi mühendisi ve Silikon Vadisi'nde çalışan AI araştırmacısı aynı dijital emek zincirinin farklı halkalarını oluşturmaktadır. Yapay zeka ne kadar dijital görünürse görünsün, arkasında küresel ölçekte örgütlenmiş son derece maddi bir üretim ve emek coğrafyası bulunmaktadır.

Bu nedenle internet ile AI arasındaki fark sadece teknolojik değildir. İnternet, öncelikle bilginin dolaşımını hızlandıran bir iletişim altyapısıydı. AI ise bu iletişim altyapısının üzerinde yükselen yeni bir hesaplama katmanı oluşturmaktadır. Bulut bilişim sistemleri, dağıtık veri merkezleri ve yüksek performanslı işlem kümeleri sayesinde dijital ağlar hesaplama yapan küresel üretim altyapıları haline gelmektedir. Başka bir ifadeyle, iletişim altyapısı giderek hesaplama altyapısına dönüşmektedir.

Teknoloji girişimciliğiyle başlayan dönüşüm kapitalizmin örgütlenme biçimini de değiştirmektedir. Carlota Perez'in teknolojik devrimler üzerine yaptığı çalışmalar, her büyük teknolojik dönüşümün yeni bir altyapı ve yatırım döngüsü yarattığını gösterir. Demiryolları, elektrik şebekeleri ve internet nasıl kendi dönemlerinin temel altyapıları olduysa, bugün de hesaplama kapasitesi benzer bir rol üstlenmektedir. David Harvey'in “mekansal sabitleme” yaklaşımıyla birlikte düşünüldüğünde ise bu durum, küresel sermayenin neden veri merkezlerine, enerji altyapısına ve yarı iletken üretimine yöneldiğini açıklamaya yardımcı olur. Sermaye yeni teknolojilere yatırım yaparak aynı zamanda geleceğin üretim kapasitesini mümkün kılacak altyapıyı inşa etmektedir. Bu nedenle AI alanındaki rekabeti yalnızca OpenAI, Anthropic, Google veya xAI gibi şirketlerin geliştirdiği modeller üzerinden okumak eksik kalacaktır. Asıl rekabet, bu modelleri eğitebilecek hesaplama kapasitesine kimin sahip olduğu sorusunda düğümlenmektedir. Microsoft'un Azure yatırımları, Amazon Web Services'in veri merkezi genişlemeleri, Alphabet'in enerji anlaşmaları ya da NVIDIA'nın stratejik konumu, aynı altyapısal dönüşümün farklı parçalarıdır. AI ekonomisinde güç, algoritmaların çalışmasını mümkün kılan altyapıyı kontrol edenlerde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle hesaplama kapasitesini petrol metaforuyla açıklamak giderek daha yetersiz görünmektedir. Petrol belirli sektörlerde kullanılan stratejik bir hammaddedir; oysa hesaplama kapasitesi giderek elektriğe daha fazla benzemektedir. Elektrik, modern ekonominin hemen her sektörüne nüfuz eden genel amaçlı bir altyapıdır. AI de sağlık hizmetlerinden finansa, savunmadan eğitime kadar çok farklı alanlara yayılan genel amaçlı bir teknoloji haline gelirken, hesaplama kapasitesi bu dönüşümün temel girdisi olarak öne çıkmaktadır.

Belki de artık “AI yarışını kim kazanacak?” sorusunu farklı biçimde sormamız gerekiyor. Daha gelişmiş modeli kim geliştirecek sorusundan önce, bu modelleri çalıştıracak hesaplama kapasitesini kim kuracak? Çünkü AI çağında ekonomik ve jeopolitik güç, giderek daha fazla yazılımı mümkün kılan altyapıda yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle serinin sonraki bölümünde, bu altyapının en görünür ama en az tartışılan unsurlarından biri olan veri merkezlerini dijital kapitalizmin yeni fabrikaları olarak ele alacağım.