Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,1737
Dolar
Arrow
48,1333
İngiliz Sterlini
Arrow
65,4009
Altın
Arrow
7250,1384
BIST
Arrow
14.630

Yeni altyapı yükleniyor-4 : NATO, AI ve Savaş

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Yapay zekanın (AI) ekonomik ve teknik altyapısını konuşurken bir noktadan sonra teknoloji sektörünün dışına çıkmak gerekiyor. Çünkü hesaplama kapasitesi şirketlerin üretim süreçleriyle birlikte giderek devletlerin savunma kapasitesini de belirleyen stratejik bir unsura dönüşüyor.

NATO’nun 2024’te güncellenen AI stratejisinde, yapay zekanın savunma ve güvenlik alanında kullanımını hızlandırmayı, AI sistemleri arasında birlikte çalışabilirliği artırmayı, özel sektör ve akademiyle işbirliğini genişletmeyi hedeflediğini açıkça ortaya koydu. Strateji aynı zamanda AI’ın yoğun hesaplama gereksinimlerinin enerji tüketimi üzerindeki etkisine ve sivil piyasada geliştirilen çift kullanımlı teknolojilerin askeri alana taşınmasına da dikkat çekti. Buradaki önemli ayrıntı veri, hesaplama, iletişim altyapısı ve AI, askeri kapasitenin birlikte çalışan unsurları haline geliyor.

NATO 2025’teki Veri Stratejisi’nde de hedefinin ittifakı daha “veri merkezli” bir örgüte dönüştürmek olduğunu açıkladı. Amaç, farklı alanlardan gelen verilerin ortak operasyonlarda daha hızlı ve birlikte kullanılabilmesi. 2024’te başlatılan Alliance Data Sharing Ecosystem’de ise kritik denizaltı altyapısı, coğrafi ve denizcilik bilgi ortamı gibi alanlarda verinin paylaşılması ve işlenmesini amaçlandı. Bu doğrultuda geleneksel savaşlarda iletişim, emirlerin ve bilgilerin cepheye ulaştırılması iken, dijitalleşen savaşta iletişim ağları sensörlerden, uydulardan, dronlardan ve farklı istihbarat sistemlerinden gelen verilerin bir araya getirildiği bir karar altyapısına dönüşüyor. Bu bağlamda NATO’nun Digital Backbone yaklaşımı ortak bir dijital altyapı, bulut bilişim, federatif ağlar ve farklı kaynaklardan gelen verilerin hızlı biçimde işlenebilmesini içeriyor. 2026 Alliance Digital Strategy ise AI’ın özellikle taktik düzeyde durumsal farkındalık ve gerçek zamanlı karar desteği sağlamasını, sensörlerden “etkilere” kadar uzanan veri akışlarının birleştirilmesini hedefliyor.

Dolayısıyla iletişim altyapısı veriyi kimin topladığı, kimin taşıdığı, kimin işlediği ve kimin karar sistemine dönüştürdüğü doğrultusunda askeri gücün bir parçası haline geliyor. Bu şekilde iletişim teknolojisi ile silah teknolojisi arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor. Bu nedenle geleceğin savaşını yalnızca “akıllı silahlar” üzerinden düşünmek eksik kalabilir. 

Burada eleştirel ekonomi-politik açıdan savaş teknolojisinin üretim zincirinin giderek teknoloji sermayesiyle birleştiği görülmeli. NATO’nun AI stratejisi; özel sektörün, büyük teknoloji şirketlerinin, start-up’ların, girişimcilerin ve risk sermayesinin bu ekosistemin önemli aktörleri olduğunu açıkça kabul ediyor. NATO’nun 2026 Innovation Scale-Up Package’ı ise savunma teknolojilerinin ölçeklenmesi için özel sermayenin harekete geçirilmesini açık biçimde hedefleyerek, finans kuruluşlarına, savunma ve güvenlik alanlarına özel sermaye yatırımlarını artırma çağrısında bulundu. Sonuç olarak silah teknolojisi ile sivil teknoloji arasındaki sınırlar aşınıyor; yatırım fonları, teknoloji şirketleri, girişimler, üniversiteler ve devletler aynı inovasyon zincirinin farklı noktalarında ama aynı ekosistemde buluşuyor. Dolayısıyla devletler savaş kapasitesini artırırken, geleceğin silah sanayinde hangi özel küresel ve ulusal şirketlerin, hangi teknoloji platformlarının ve hangi sermaye gruplarının stratejik konumunun güçlendiği sorusu, NATO’nun açıkladığı politikaların ekonomik ve politik sonuçlarını tartışmayı gerektirir. Çünkü   teknoloji için sürekli güncellenen bir hesaplama altyapısı, çip, veri, bulut sistemleri gerekir. Aynı zamanda enerji, fiber ağ, yazılım ve insan emeği gerekir. Dolayısıyla bütün bunların sürekliliğini sağlayacak sermaye gerekir.

Çok önemli gelişmeleri ve kararları barındıran 2026 Ankara Zirvesi de bu açıdan önemli bir eşik oluşturdu. Müttefikler silah sanayi harcamalarını 2035’e kadar GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarma hedefi doğrultusunda ilerlerken, aynı zirvede NATO Innovation Scale-Up Package ve Drone Edge gibi girişimler de kabul edildi. Ayrıca önümüzdeki beş yıl içinde karşı-drone kapasitesine 40 milyar doların üzerinde yatırım yapılacağını açıkladı. Savunma harcamalarındaki artış, aynı zamanda çip üreticileri, yazılım şirketleri, veri altyapısı sağlayıcıları, haberleşme şirketleri ve yeni nesil silah şirketleri için genişleyen bir pazar anlamına geliyor. Burada kapitalizmin teknolojiyle kurduğu ilişkinin yeni biçiminde, geleceğin savaşının geleceğin teknoloji pazarını da şekillendireceği düşünülmeli.

Türkiye açısından bakıldığında ise bu dönüşüm ayrıca önemli. 2026 NATO Zirvesi’nin Ankara’da gerçekleştirilmesi ve zirvenin silah sanayi forumunda NATO, müttefik ülkeler ve sektör temsilcilerinin bir araya gelmesi, Türkiye’nin bu yeni savunma-teknoloji ekosistemindeki konumunu daha görünür hale getirdi. Ancak Türkiye’nin silah sanayi, insansız sistemler, haberleşme teknolojileri ve elektronik sistemlerde geliştirdiği kapasitenin bu dönüşüm içinde avantajı sınırlı. Çünkü Türkiye AI destekli savunma sistemlerini kullanan ve üreten bir ülke ancak bu sistemlerin dayandığı çip, hesaplama, veri ve iletişim altyapılarında aynı stratejik kapasiteye sahip değil. 

Serinin başından beri izlediğimiz veri-iletişim-hesaplama-enerji- AI zinciri, yeni dijital ekonominin başat bileşenleri olarak üzerine yapılan plan ve geliştirilen stratejilerle tüm dünyayı etkileyecek. Sivil teknoloji şirketleri ve finansal sermayenin giderek silah sanayi sistemlerinin üretim zincirinin içine dahil edildiği yapıda AI bu iki alanı birbirine bağlayan yeni bir katman oluşturuyor. Çünkü geleceğin savaşında üstünlük yalnızca kimin daha gelişmiş silaha sahip olduğuyla belirlenmeyecek. Kimin veriyi topladığı, kimin hesapladığı, kimin çip ürettiği, kimin enerjiyi kontrol ettiği ve bütün bunları hangi sermaye gruplarının finanse ettiği de savaşın sonucunu belirleyecek. NATO kararları ve stratejilerinde görüldüğü üzere yeni bir altyapı gibi yeni savaş da yükleniyor. Dünyayı savaşa hazırlayan kurumlar ve örgütler artık bunu gizleme gereksinimi de duymuyor. AI’nın silah haline gelmesini mümkün kılan altyapının sahiplerinin kim olduğu soruları insanlık ve geleceği için bu nedenle önemli. AI'nın ne kadar akıllı olacağı, bu aklın kimin çıkarları için silaha dönüşeceği ve insanlığın bunun bedelini nasıl ödeyeceğini ilerleyen zamanlarda göreceğiz.